PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ruhların arındığı yere yolculuk



Sayfa : 1 [2] 3 4

KutG
18-11-2009, 02:26
Videodan,senin korna seslerini dinledim.Hakikaten,DEHŞET:eek: Elimde yürüteceğimi bilsem,sırf o korna için gene onu seçerdim.Oralarda korna moda heralde.En çok kimin sesi çıkarsa o iyi mantığımı var ne?Birde Tankut hocam,hacının biri çaydanlıkla su döküyor,insanlar içiyor,parada almıyor.Nedeni nedir,sevapmı işliyor kendince?Zuladan çekim yaptığında gözümden kaçmadı:D Birtarafta elinde mavzer,diğertaraftada sopalar var.Niye ayırım yapmışlar,çalmak yada soygun daha ağır bir suçmu?Ee Tankut,kusura bakma,nazımızı çekecen:D

Nazını her zaman çekeriz çekmesine de, sen filmin sonunu şimdiden söyleyeceksin neredeyse sevgili Şaman Büyücüsü Sadhu Bey. Hatırın için çaydanlıklı vatandaşın bir Jain Tapınağı görevlisi olduğunu söyleyeyim, gerisini raporda vakti gelince konuşuruz.

Seda
19-11-2009, 12:50
Sırf baştaki açıklamaları okumadığımdan ev ödevini yapamadığı için okula gitmek istemeyen öğrenci ruh haliyle başlığa bakamıyordum açıkcası Tankut Hocam. :)
Tam 3 saat olmuş, zaman nasıl geçti anlamadım, büyük bir keyifle baştan sona okudum ve artık günü gününe ödevlerimi yapmaya hazırım. :D
Sizin anlatım diliniz, aralara düştüğünüz notlarınız ve her şeyden önce bilgilendirmeleriniz bize her zaman keyif verdi, lütfen kaygılar taşımadan içinizden geldiği gibi bizimle paylaşmaya devam. ;)

KutG
19-11-2009, 03:26
Sırf baştaki açıklamaları okumadığımdan ev ödevini yapamadığı için okula gitmek istemeyen öğrenci ruh haliyle başlığa bakamıyordum açıkcası Tankut Hocam. :)
Tam 3 saat olmuş, zaman nasıl geçti anlamadım, büyük bir keyifle baştan sona okudum ve artık günü gününe ödevlerimi yapmaya hazırım. :D
Sizin anlatım diliniz, aralara düştüğünüz notlarınız ve her şeyden önce bilgilendirmeleriniz bize her zaman keyif verdi, lütfen kaygılar taşımadan içinizden geldiği gibi bizimle paylaşmaya devam. ;)

Giriş kısmını okumayarak bugünün işini yarına bırakan endurocunun sonu budur işte, Seda hocam.

Şaka bir yana, gerçekten 3 saat mi sürdü okuması? Öyleyse, durum biraz vehamet kesbetmekte demektir ki, bu benim detay meselesini epeyce bir abarttığımı gösteriyor. Ne zamandı, neredeydi, hatırlamıyorum, bir Doğu Karadeniz raporu okumuştum, sadece fotoğrafların üstünde en fazla iki cümlelik kelamlar vardı, çok etkileyiciydi. Çok beğenmiştim. Kendi raporlarımı yazarken aklıma o rapor geldi, şöyle bir düşündüm, yok olacak gibi değil, öğrendiklerimi başkalarına anlatmadan sadece gördüklerimi göstersem bu benim raporum olmayacak. Yine aynı şekilde farklı tarzda çok güzel raporlar var. Örneğin, Doktorun şiirsel raporlarını okumak beni çok keyiflendiriyor (laf aramızda, birde Photoshop kullanmayı bıraksa ne kadar iyi olacak, zaten Uzun'un aklı olsa kendine kullanırdı).

Yani diyeceğim o ki, farkındayım, benim raporlar biraz fazla bilgi yoğun olduğu için biraz pehlivan tefrikalarına benziyor, biraz fazla pozitif bilim takıntısından mıdır nedir, bende anlamadım. İdare edin artık, bu bilgiler ihtiyacı olanın işini görsün de, en büyük keyif o olur benim için.

Unutmadan, güzel dilekler için ayrıca teşekkürler. Bu konuyu anlatmak bile ne kadar uzun sürdü, değil mi?

TurgayAlan
19-11-2009, 05:07
...gerçekten 3 saat mi sürdü okuması? Öyleyse, durum biraz vehamet kesbetmekte demektir ki, bu benim detay meselesini epeyce bir abarttığımı gösteriyor...
Biz halimizden memnunuz usta..:)

.. Ne zamandı, neredeydi, hatırlamıyorum, bir Doğu Karadeniz raporu okumuştum, sadece fotoğrafların üstünde en fazla iki cümlelik kelamlar vardı...
O bahsettiğin yöntem,ilköğretim birinci kademede okumayı yeni kavrayan öğrencileri teşvik etmek için kullanılıyor...

Şayet bizim için o şekilde bir öğretim yöntemi düşünüyorsan,eline protesto pankartı alan ilk EnduroClub üyesi ben olurum usta..:D

... Kendi raporlarımı yazarken aklıma o rapor geldi, şöyle bir düşündüm, yok olacak gibi değil, öğrendiklerimi başkalarına anlatmadan sadece gördüklerimi göstersem bu benim raporum olmayacak.
Biz de bunu istiyoruz üstadım..:)

AykutErda
19-11-2009, 08:29
.. Örneğin, Doktorun şiirsel raporlarını okumak beni çok keyiflendiriyor (laf aramızda, birde Photoshop kullanmayı bıraksa ne kadar iyi olacak, zaten Uzun'un aklı olsa kendine kullanırdı)..

Tankut'um çok teşekkürler ...

Şimdi photoshop konusuna gelince ; beni çok keyiflendiriyor bu program , kendimce yaratıcı işler çıkartınca çok seviniyorum ...

Doğru , bu işi bana öğreten Usta Uzun , Uzun ki çok acımasız eleştirir kerata , lakin Uzun bile artık benim yakamdan düştü , bunu beğenmesi olarak algılıyorum:confused: , şimdi de sen çıktın başıma olm ...:D

Bak şimdi , senin de gazladığın Romanya Balea Lac Bölgesi ile ilgili bir çalışmamı senin ve tüm Dostlar'ımın beğenisine sunuyorum izninle ...:)

Belki içinde bir his oluşturabilirim ..:D

Gerçi Hindistan ile bir ilgisi yok ama ; herkes gittiği yer kadar paylaşablir ..

http://i95.photobucket.com/albums/l129/AykutErda/Karda%20Dans/Transfagaras-12Medium.jpg

Gün bitti ,
Akşam serinliği ile başlıyor zaman benim için
Doğduğum köy göründü
Yıldızları ile gittikçe yaklaşan gökyüzü
Dört nala yaklaştı demir atım sevincinden
Uçarak gidiyorum sılaya
Çocukluğumda uçurttuğum uçurtmalar olacak
Dağlara takılan şu beyaz bulutlar
Belki de rüzgarda helalleşiyorum onlarla
Sanırım beni bekleyenler var ,
gitmeliyim ...

;) :) ;)

KutG
19-11-2009, 11:10
Tankut'um çok teşekkürler ...

Şimdi photoshop konusuna gelince ; beni çok keyiflendiriyor bu program , kendimce yaratıcı işler çıkartınca çok seviniyorum ...

Doğru , bu işi bana öğreten Usta Uzun , Uzun ki çok acımasız eleştirir kerata , lakin Uzun bile artık benim yakamdan düştü , bunu beğenmesi olarak algılıyorum:confused: , şimdi de sen çıktın başıma olm ...:D

Bak şimdi , senin de gazladığın Romanya Balea Lac Bölgesi ile ilgili bir çalışmamı senin ve tüm Dostlar'ımın beğenisine sunuyorum izninle ...:)

Belki içinde bir his oluşturabilirim ..:D

Gerçi Hindistan ile bir ilgisi yok ama ; herkes gittiği yer kadar paylaşablir ..

http://i95.photobucket.com/albums/l129/AykutErda/Karda%20Dans/Transfagaras-12Medium.jpg

Gün bitti ,
Akşam serinliği ile başlıyor zaman benim için
Doğduğum köy göründü
Yıldızları ile gittikçe yaklaşan gökyüzü
Dört nala yaklaştı demir atım sevincinden
Uçarak gidiyorum sılaya
Çocukluğumda uçurttuğum uçurtmalar olacak
Dağlara takılan şu beyaz bulutlar
Belki de rüzgarda helalleşiyorum onlarla
Sanırım beni bekleyenler var ,
gitmeliyim ...

;) :) ;)

Bu çalışmayı altındaki şiirle beğenmemek için eşşek olmak lazım. Hem de Merzifon eşşeği. Sahi, Semih bu Merzifon eşeğinin nesi meşhur, Allah aşkına? Ününü hep duyarım da, neden olduğunu bilmem.

Lakin, bu çalışmalar artık durumu olduğu gibi yansıtan gerçeklikten çıkıp sanat değeri olan eserler statüsüne giriyor. Bence gezi raporlarında değilde, ayrı bir forum başlığında hakkıyla değerlendirilmeli. Neden gezi raporlarında değil, biliyor musun? Çünkü, sen hikayeni anlatırken biz kendimizi sana olduğu gibi teslim ediyor ve yazdıklarına sonuna kadar inanıyoruz. Ama, arada bu gerçekliği bozan bacaksız tabelaları falan görünce gerçeklikle yapaylık arasındaki perde yırtılıyor. Bu sefer ne gerçek ne değil düşüncesi başlıyor. Onun için, gezi raporlarını orjinal fotoğraflarla yayınlamanı ve bu güzel çalışmaları da hak ettikleri değeri vererek ayrı bir başlık altında değerlendirmeni önersem haddimi çok mu aşmış olurum?

Sana ve çalışmalarına tüm saygımla...

semih
20-11-2009, 11:08
Bu çalışmayı altındaki şiirle beğenmemek için eşşek olmak lazım. Hem de Merzifon eşşeği. Sahi, Semih bu Merzifon eşeğinin nesi meşhur, Allah aşkına? Ününü hep duyarım da, neden olduğunu bilmem.

:D :D :D

MERZİFON EŞEĞİ



Merzifonun tüm köylerinde bulunmakla beraber Akören Yakacık, Tellioğlu, Dereciler, Büklüce de daha iyi numuneler olmak üzere Taşan dağları güneyinde daha yaygındır. Özellikle ormandan odun taşımacılığında önemlidir. Sayıları giderek azalmaktadır.

Siyah, Koyu kestane, Siyah-gri, Koyu-gri duman rengi dik kulaklı, düz sıralı, dolgun kalçalı vücut uzunluğu 150-180 cm arasındadır. Bacak uzunluğu 80 cm ön bacakların iç tarafında eşit ölçüde mühür benzeri damga bulunur. Ön ayakların ikisinde üst üste 1-1.5 cm genişliğinde yarım ay çizgi eşgali vardır. Boyun uzunluğu 55 cm’dir. Kulak uzunluğu 26-17 cm’dir. Canlı bakışlı olup her iki gözün üstünde hafif çakarlık bulunur. Göz çevresi burun çevresi açık renkli kafatası çevresi 80 cm’dir. Karın altı açık renkli, sırtta omuz sağrı arası siyah sırt algısı bulunur. Sağa ve sola ayrılan 25-30 cm uzunluğunda kama ya benzer siyah çizgi (eşgali) bulunur. Kuyruk uzunluğu 60-65 cm arası olup ortalama 175-200 kg yük taşır.

Genel olarak sakin iyi huyludur. Sahibine bağlı rahvan yürüyüşlü üzerindeki kişiyi hoplatmayan, yalnız kaldığında sürüden ayrılmayan evini bulabilen yetenektedir. Yok denecek ölçüde nadiren çifte atar. Acıktığında, susadığında, başka eşek sesi duyduğunda, gördüğünde anırır.

Alıntıdır.
Prof.Dr.M.İhsan Soysal

(Vallahi billahi eşşekler üzerine araştırması var bu Profosörün )ve Tamamen doğru.

Eşekler hakkında daha fazla bilgiyi

http://www.tarim59.com/trakyazooteknibilimdernegi/kutuphane/esek.htm
Bayılıyorum bu EC'ye:D İstek olursa fotografını da koyarım.

KutG
20-11-2009, 11:51
Siyah, koyu kestane, dolgun kalçalı...

Bacak uzunluğu 80 cm...

Canlı bakışlı...

Genel olarak sakin iyi huyludur...

Sahibine bağlı...

Üzerindeki kişiyi hoplatmayan...

Yalnız kaldığında sürüden ayrılmayan...

Evini bulabilen...

Tamam Semih'ciğim, şimdi anlaşıldı neden bu kadar ünlü olduğu. Allah herkese bir tane nasip etsin ne diyeyim...

Eee şimdi bir resmini de koymazsan eksik kalacak.

KutG
20-11-2009, 01:03
Jantar Mantar’dan çıktıktan sonra Sıddık beni Lord Krişna’ya adanmış Govind Devji tapınağına götürüyor. Bu tapınak da Sawai Jai Singh tarafından yaptırılmış bir Hindu tapınağı. Ayakkabılarımı çıkarıp içeriye giriyorum, daha doğrusu girmeye çalışıyorum, ama nafile. Tapınağa hem Hindu olmayanları almıyorlar hem de bir takım restorasyon çalışmaları nedeniyle tapınak kapalı. Hindu tapınaklarına Hindu olmayanların girememesi burada genel bir kural, ama daha sonra Hindu tapınaklarına girmenin de bir yolunu bulacağım, hatta bu tapınakların en kutsalı olan Varanasi’deki Altın Tapınağa bile girebileceğim. Yeri gelince bunu da anlatacağım, size de biraz heyecan olsun. Hani, şu meşhur “azzzzz sonra” hikayesi var ya, işte onun gibi bir şey.

Govind Devji tapınağının dışarıda açık olan kısmının bir fotoğrafını alarak City Palace’a doğru yollanıyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01110.jpg

İşte City Palace’dayım. Burası City Palace girişi. Diğer bir deyişle Şehir Sarayı. Neden Şehir Sarayı? Çünkü, Jaipur’u kuran Sawai Jai Singh Amber kalesinden inip düz ovada surların içinde bu şehri kurduğunda girip bir fakirhanede yatacak değil ya, tabii ki şehirde de bir sarayda yaşayacak. Yani, Amber sarayı Amber kalesindeki Dağ Sarayı, City Palace Jaipur’daki Şehir Sarayı. Dağda Dağ sarayı, şehirde Şehir Sarayı. Bu kötü giriş muhteşem sarayın güzelliklerini gizleyemiyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01111.jpg

City Palace Sawai Jai Singh tarafından 1729 ve 1732 yılları arasında dış duvarları inşa edilerek kurulmaya başlanmış. Sarayın iç yapıları daha sonra diğer mihraceler tarafından tamamlanmıştır. City Palace diğer Moğol saraylarında olduğu gibi Diwan-i-Aam (Halk Salonu, Mubarak Mahal’de deniyor) ve Diwan-i-Khas (Soylular Salonu, Sarvatobhadra’da deniyor) yapılarının yanı sıra Chandra Mahal, Hava Mahal, Durbar Hall, Saat Kulesi, mihracenin konutu ve Sawai Jai Singh müzesi bölümlerinden oluşmaktadır.

City Palace halen Kachhawaha klanının başı olan mihracenin de resmi ikametgahıdır ve mihrace sarayın bir bölümünde yaşamaktadır.

Evet, artık City Palace gezisi başlayabilir. Bu aşağıda gördüğünüz yapı her Moğol sarayının girişinde olduğu gibi Diwan-i-Aam. Bu önden görünüm.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01112.jpg

Bu da yandan görünüm. Diwan-i-Aam içinde birde tekstil müzesi var. Müzenin içinde fotoğraf çekmek yasak. Ben hala aydınlanmayı yaşamamışım ve bütün kurallara harfiyen uyuyorum. Onun için hiç fotoğraf çekmiyorum. Fakat, aydınlanma çağının ilk tohumları usuma düşmeye başlıyor, aklım kendi kendi kendine oyunlar oynamaya başlıyor, kendi kendime flaşsız çekilen fotoğrafın bu objelere nasıl bir zarar vereceğini soruyorum, yanıt alamıyorum. Hızımı alamayıp bu soruyu oradaki yetkililere soruyorum, bizim Türkiye’de çok alışık olduğumuz doğunun o meşhur dogmatik ve oldukça pragmatik yanıtı alıyorum: Yasak işte, o kadar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01113.jpg

Diwan-i-Aam’ı ve tekstil müzesini gezdikten sonraki durağım Silah Müzesi. Hint dilinde Silehkhana deniyor, size de Silahhane’yi hatırlatıyor mu? Burası olağanüstü bir yer, Rajputların kullandığı 15 y.y. kadar giden zehirli ve kandırmacalı silahlar, zırhlar, mihracelerin savaş kıyafetleri, vs. vs. Hızla karar veriyorum, bu dogmatik yasağı deleceğim. Fotoğraf makinesini düşük ışıkta flaşsız fotoğraf çekebilecek şekilde ayarlıyorum. Aşağıdaki fotoğraflar acemilik dönemimden, daha henüz üst cepte vizör açık şekilde profesyonel çekim tekniğimi geliştirmiş değilim. Fotoğrafların kalitesizliğini acemiliğime verin. Bunlar savaşta orduyu kumanda eden borular.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01114.jpg

Zırhlar bölümünden bir zırh örneği.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01115.jpg

Zehirli okla donatılmış ve tabanca ile birleştirilmiş ilginç bir silah.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01116.jpg

Kılıçlar ve mızraklar bölümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01117.jpg

Kılıç ve topuz birleşimi ilginç bir silah.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01119.jpg

Şu değerli taşlarla süslenmiş kılıcın zarafetine bakar mısınız?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01120.jpg

Silah müzesinden çıkıp Diwan-i- Khas (Sarvatobhadra) bölümüne geçiyorum. Bu bölümde mihracenin özel eşyaları sergileniyor. Burası önden görünüm.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01121.jpg

Bu da yandan görünüm.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01128.jpg

Bu bölümde iki tane her biri 345 kg gelen dev gümüş küpler var. Bu küplerin yapımına 1894 yılında başlanıp 2 yılda bitirilebilmiş. Yapım amaçları mihracenin Kral Edward’ın tahta çıkma törenlerini izlemek amacıyla yaptığı İngiltere seyahati esnasında kutsal Ganj suyunu yanında götürme isteğidir. Bu birinci küp.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01123.jpg

Bu da ikinci küp. Bu küpler büyüklükleri itibariyle dünyanın en büyük tek parça gümüş eşya olmaları itibariyle Guiness Rekorlar Kitabına girmişlerdir.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01124.jpg

Bu da açıklaması.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01125.jpg

Bu arkadaş bu gümüş küpleri koruyan Rajput muhafızlardan biri.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01126.jpg

Kendisiyle bir hatıra fotoğrafı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01127.jpg

Sarvatobhadra’nın hemen yanında Chandra Mahal var, diğer bir deyişle Ay Mekanı. Chandra Mahal yedi katlı bir yapı ve mihracenin konut olarak kullandığı sarayın yaşam merkezi. Tepedeki ilginç iki bayrak dikkatinizi çekmiştir. Bu bayrak Kachhawaha klanının bayrağı. Mihrace, Raja, konutundayken bu bayrak göndere çekiliyor. Bayrağın beş rengi Sawai Jai Singh kuzeyde beş ayrılıkçı klanı yenmesini temsil ediyor. Normal boyutlu bayrağı anladık, peki o bayrağın üstündeki onun çeyrek boyuttaki kopyası da neyin nesi? Sawai kelime anlamı itibariyle “bir tam ve bir çeyrek” anlamına gelmektedir. Bu unvan ülkedeki son Moğol imparatoru Alemgir tarafından üstün zekası sebebiyle Jai Singh’e verilmiştir. Gönderdeki bu bir tam ve bir çeyrek bayrak işte bu unvanı sembolize etmektedir.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01122.jpg

Bu da Chandra Mahal’in önden görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01129.jpg

Bu da meşhur Peacock Gate (Tavus Kuşu Kapısı) önünden bir görünüm. Unutmadan, tavus kuşu Hindistan ve Nepal için neredeyse “milli hayvan” durumunda. Tavus kuşu işlemeli tarihi eserleri daha sonra Katmandu’da sıkça göreceğim.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01130.jpg

Burası Durbar Hall, yada mihracenin yüksek düzeyli konuklarını kabul ettiği salon. Doğal olarak burada da fotoğraf çekmek yasak. Yasak olmasına yasak da, ben artık aştım bu işleri.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01131.jpg

Bu da alelacele çekilmiş bir mihrace kostümü. Bu resmi çekerken yanımda yaşlı bir Alman turist burada resim çekmek yasak diyecek oluyor, yıllar sonra beni gelip taa Allah’ın Hindistan’ında bulan o kesin kuralcı zihniyete konuyu hiç uzatmadan ve hiç kibarlık gösterme zahmetine girmeden direkt olarak “z.ktir git lan” şeklinde mukabele ediyorum. Amcam, bu barbarlıktan ürkmüş ve korkmuş şekilde buralar bizim oralara hiç benzemiyor şeklinde düşünürek yanlaya yanlaya uzuyor olay mahallinden.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01132.jpg

Sırada meşhur Hawa Mahal var. Hawa Mahal 1799 yılında kraliyet kadınlarının pazar yerini rahatça izleyebilmeleri için kırmızı kum taşından inşa edilmiş. Hawa Mahal bal peteği formunda üstünde dışarıyı izlemeye yarayan onlarca pencere olan bir mekan. Tabii, içeriden dışarıyı izlemek mümkünken dışarıdan içerisi görülemiyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01206.jpg

Hawa Mahal’in mimarisi de çok ilginç. Yapı sadece gözlem amaçlı olduğu için arkası yok, kadınlar sadece oraya çıkıyor, sıkıldıkları zamanda geri dönüyorlar olsa gerek. Bu da yapının yandan görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01205.jpg

Seden
20-11-2009, 01:44
Bu gezi, Seden hanıma zor geldimi acaba diyorum,ama,macera ve gözü karalıkta var.

İletişim özürlü olduğum için cevaplarımı hep geç yazıyorum. İnanın bu isteyerek olmuyor.Öncelikle Hanım lafı çok resmi oluyor. Sadece Seden diye hitap etmenizi tercih ederim. Bende kimseye Bey diye hitap etmeyeyeceğim.

Hindistan gezisi benim için çok farklıydı. Diğer gezilere hiç benzemedi. Ben 10 gün kalabildim. Bu da aslında yeterli olmadı. Daha fazla kalmayı çok isterdim. Ama birinin çocuklardan dolayı fedekarlık yapması gerekiyor. O kişi de hep ben oluyorum nedense!! Çocuklu aileler bu sorunları iyi bilirler.

Ben geziye Katmandu'dan katıldım. Hiç birşey planladığımız gibi olmadı. Benim için ikinci motoru bulamadık. Delhi'ye farklı güzergahtan farklı şekillerde gitmek zorunda kaldık. Sadece bu 3 günlük yolda sıkıntılarım oldu. Asıl o zaman bu 3 günlük yolculukta turistik olmayan ve turistlerin hiç gitmediği gerçek Hindistan'ı gördüğümü düşünüyorum. Ben de kendimi her türlü ortama uyabilen ve sıkıntıya alışkın birisi zannediyordum. "Benim burada ne işim var?" diye düşündüğüm zamanlar oldu, ama hiç şikayetçi olmadım, kendimi telkinle teskin etmeye çalıştım. Daha öğreneceğim çok şey olduğunu anladım. Bu 3 gün boyunca yemek yemedik, ama bu sıkıntı yaratmadı. Sadece muzla beslendik (bisküviler çalınıncaya kadar). Bu kısımları Tankut yazarken anlatacaktır, bende yorumlarımı yaparım. Ben herşeye rağmen çok memnun ve mutlu oldum. Oranın yerlileriyle seyahat etme ve arkadaş olma imkanımız oldu, bu güzeldi ve benim için şanstı.

Hayatımda hiç unutmayacağım 30 saatlik tren yolculuğumda çok şey öğrendim. Bu trene Horror Train adını taktım.

Aslında anlatacak o kadar çok şey var ki; hangisini anlatayım, bilemiyorum. Son olarak şunu söyleyebilirim; ben kesinlikle tekrar gitmek istiyorum.

TurgayAlan
20-11-2009, 05:39
... Hawa Mahal 1799 yılında kraliyet kadınlarının pazar yerini rahatça izleyebilmeleri için kırmızı kum taşından inşa edilmiş. Hawa Mahal bal peteği formunda üstünde dışarıyı izlemeye yarayan onlarca pencere olan bir mekan. Tabii, içeriden dışarıyı izlemek mümkünken dışarıdan içerisi görülemiyor.
Tam olarak anlayamadım usta,burası bir çeşit harem mi..?:rolleyes:

KutG
20-11-2009, 06:42
Tam olarak anlayamadım usta,burası bir çeşit harem mi..?:rolleyes:

Evet, haremin bir bölümü gibi düşünebilirsin. Hawa Mahal canı sıkılan harem kadınlarının dışarıdaki pazar yerini seyretmeleri için yapılmış bir mekan.

NurettinAbi
20-11-2009, 08:13
SEDEN'e :Resmiyeti bende sevmem,hatta yeni gelen arkadaşların çoğuna iniz,siniz kullanmamışımdır.Önceden samimiyet varmış gibi espride yaptığım olur.Alınan olurmu bilmem.Burada,hepimiz akrabayız,aynı evin bireyleriyiz diye düşünüyorum.İnan Seden,resmi konuşurken çok sıkılıyorum.Ben yeşil ışığı gördüm,işlem tamamdır. Tankut usta, o gümüşü koruyan, onu neyle koruyor?Vücut dilinimi konuşturuyor yoksa bizim göremediğimiz,yan taraflarda biyerde,alternatiflerimi var? Hayır,adamı mavzerle görünce şok oldumda ondan yani.Bu arada,zula çekimlerinde,loş ışıklarda nasıl hallediyorsun işi?Bu yabancılar kendilerinden sorumluyken birde başkasının işine burunlarını sokmaları yokmu:confused: Bir dönem,Almanyada yaşadığım için, o anki durumunu anlayabiliyorum.Böyle iyi usta...

İbrahim
21-11-2009, 09:53
Kılıç ve topuz birleşimi silahı çok beğendim :)

Alakası yok ama biranda Cüneyt Arkının filmlerindeki birtarafı ağırlık bir tarafı balta olan silahlar geldi aklıma nedense :D

Tankut hocam valla çok karizmatıksınız:)

Birde Honda ile nasıl gidiyorsunuz merak ettim

Selamlar Konya'dan :)

KutG
23-11-2009, 09:14
Tankut usta, o gümüşü koruyan, onu neyle koruyor?Vücut dilinimi konuşturuyor yoksa bizim göremediğimiz,yan taraflarda biyerde,alternatiflerimi var? Hayır,adamı mavzerle görünce şok oldumda ondan yani.Bu arada,zula çekimlerinde,loş ışıklarda nasıl hallediyorsun işi?Bu yabancılar kendilerinden sorumluyken birde başkasının işine burunlarını sokmaları yokmu:confused: Bir dönem,Almanyada yaşadığım için, o anki durumunu anlayabiliyorum.Böyle iyi usta...

Sevgili Bartın Sadhusu, gümüş küplerin her biri 345 kg geliyor, kendi kendilerini yeterince koruyorlar demek ki.

Bu Jaipur City Palace çekimleri ilk acemi zula çekimleriydi. Daha sonra üst cep tekniğini geliştirmek zorunda kaldım. Fotoğraf makinesini flaşsız düşük ışık çekim modunda kullandım.

Yahu bu Alman yaşlıları yok mu, bir ülkedeki huzuru bozmak mı istiyorsun, gönder bunların sürüsünü oraya, bak iki günde nasıl iç savaş çıkıyor...






Birde Honda ile nasıl gidiyorsunuz merak ettim.



İbrahim'ciğim, Pazartesi sabahı sululuğu babında (Pazartesi sabahı kendimde bu hissiyatı nerden buluyorum, bende bilmiyorum) aklıma ilk gelen cevap her ne kadar "binerek" olsa da kast ettiğinin bu olmadığını biliyorum. Tam olarak kast ettiğin nedir, hocam?

.

KutG
23-11-2009, 10:09
Hawa Mahal’den sonra istikamet Royal Gaitor. Kraliyet mezarlığı. Jaipur mihracelerinin ve ailelerinin gömüldüğü yer. Sıddık’ın rikşasına atladığımız gibi Royal Gaitor’a gidiyoruz. Royal Gaitor Nahargarh kalesinin eteklerine kurulmuş. Nahargarh kalesinin fotoğrafını çekerken bir şey dikkatimi çekiyor. Kalenin üstünde Nazilerin gamalı hacı var. Bak şimdi bu da nerden çıktı şimdi?

Nereden çıktığını akşam otele döndüğümde resepsiyondaki yaşlı bilge Hintli açıklıyor. Bir defa bu gamalı haç değil, meşhur bir Hint sembolü olan Swastika. Lord Vişnu’nun sembollerinden birisi ve her bir kolu ateş, su, hava, toprak (tahtada yok muydu, yahu?) gibi kozmik güçleri temsil ediyor. Kolları saat yönünde olduğu zaman hayatın kaynağı güneşi, başarıyı ve uğuru temsil ediyor. Kolları ters yönde olduğu zaman ise geceyi ve uğursuzluğu temsil ediyor. Yani, Naziler bu sembolü Hintlilerden araklamışlar. Peki neden araklamışlar? Çünkü, Swastika 45 derece çevrildiğinde iç içe geçmiş iki tane S harfini temsil ediyor. SS. Schutz Staffel. Hitlerin kişisel korumasını yapmak için kurulmuş birlikler. Diğer bir S çağrışımı da Nazilerin “Nasyonel Sosyalist” ideolojilerindeki sosyalizme yapılmış. Hey gidi koca sosyalizm hey, sende bu günleri gördün ya, ne diyeyim. Hitler tarafından kurdurulmuş Volkswagen markasının şu an bile kullanılan logosu “VW” ‘nin gamalı haç ile olan benzerliği sizlere bir şey çağrıştırıyor mu?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01133.jpg

Köpek nüfusunda bir sorun yoktu da, bu Hindistan’da gördüğüm nadir kedilerden bir tanesiydi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01134.jpg

Burası Royal Gaitor’un girişi. Sağda Sıddık ve yakışıklı rikşası.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01135.jpg

Bu girişten sonraki ilk mihrace mezarı yada türbesi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01136.jpg

Bu mezarların üzerinde açıklamaları olmadığı için hangi mezarın kime ait olduğunu bilemiyorum. Bu mezar beyaz mermerden yapılmış çok güzel bir anıt mezar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01137.jpg

Bu küçük mezarlar bir mihracenin ölen oğullarına aitmişler. Kız çocukları soran yok elbette.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01138.jpg

Bu da Buda ağacı. Buda’nın buna benzer bir ağacın altında aydınlanma yaşadığı söyleniyor. Dalları yere doğru her yere ulaşabiliyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01139.jpg

İçinde yine mihracenin oğullarının mezarlarının olduğu bir diğer anıt mezar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01140.jpg

Değmeyin köpeğin keyfine.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01141.jpg

Sıddık burayı gezerken bana rehberlik yapıyor. Bu yapıya gelince Sıddık “Ver bana fotoğraf makinesini, senin çok güzel fotoğraflarını çekeyim” diyor. Hayırdır, hadi bakalım. Bana “geç diyor en arkadaki yapının arkasına, ben senin fotoğrafını çekeceğim”. Bu ilk fotoğraf.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01143.jpg

Kendimi Hint filmlerinde gibi hissediyorum. Sonra, Sıddık "Eskiden buralarda bir Sadhu yaşardı, senin memleketinden adı Bartın olan bir yerden gelmişti, burada hep böyle profilden pozlar verirdi, şöyle yan dön de ben de senin onun gibi profilden bir fotoğrafını çekeyim” diyor. tama, diyorum, Bartın'lı Sadhu'nun hatırına şöyle profilden bir fotoğraf verelim bakalım. Ama, fonda birde şöyle hareketli bir Hint müziği olsa var ya, neredeyse bir Hint filmi çekeceğiz kendi çapımızda.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01144.jpg

“Bir daha dön” diyor, “tamam, birde Türk usulü çek bakalım” diyorum. Bu da Türk usulü fotoğraf.

Boşa gitmesin bari, Kürşat bu fotoğraf sana hediyem olsun.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01142.jpg

Bu delikanlılar illa bizim de fotoğrafımızı çek diye tutturdular.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01145.jpg

Bu anıt mezarlar gerçekten bir sanat eseri.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01146.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01147.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01148.jpg

Kahverengi yada beyaz mermerden yapılmışlar ve inanılmaz incelikte ve güzellikte mermer oymacılığı işçiliği var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01149.jpg

Kubbelerin içleri de aynı işçilikle süslenmiş.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01150.jpg

Seda
23-11-2009, 10:50
Olmamış işte Tankut Hocam. Bartınlı Sadhu gibi fotoğraf çektireceksen duvarla tavanın birleşme noktasına bakman gerekiyordu, objektife değil. :D
Mihracenin kızlarına anıt mezar yapmamışlar, hadi o o zamandı desek. Peki şu an oralarda kadının sosyal hayattaki durumu nasıl Tankut Hocam?

TurgayAlan
23-11-2009, 09:14
.. Sıddık "Eskiden buralarda bir Sadhu yaşardı, senin memleketinden adı Bartın olan bir yerden gelmişti, burada hep böyle profilden pozlar verirdi, şöyle yan dön de ben de senin onun gibi profilden bir fotoğrafını çekeyim” diyor. tama, diyorum, Bartın'lı Sadhu'nun hatırına şöyle profilden bir fotoğraf verelim bakalım.
Usta,zaten Nurettin ağabey'e kendi gezi fotoğraflarından derlenmiş ve basılmış bir koleksiyon hediye etmeyi düşünüyorum..

Böylece gündüz vakti gökyüzünde kaç tane yıldız saydığını hiç unutmaz..:D

Aslan Nurettin abim benim..
Sen olmasan,bizim nazımızı kim çeker..:D

KutG
23-11-2009, 09:32
Olmamış işte Tankut Hocam. Bartınlı Sadhu gibi fotoğraf çektireceksen duvarla tavanın birleşme noktasına bakman gerekiyordu, objektife değil. :D
Mihracenin kızlarına anıt mezar yapmamışlar, hadi o o zamandı desek. Peki şu an oralarda kadının sosyal hayattaki durumu nasıl Tankut Hocam?

Seda, kadının adı doğu da batı da hiç bir yerde yok, maalesef. Hindistan'daki durum da bizdekine çok benzer şekilde Cumhuriyet'in kurulması ile iyileşmeye başlamış. Daha önceleri Hindistan'ın bazı bölgelerinde kadının ölen kocasının ardından ya diri diri toprağa gömüldüğü yada yakıldığı gelenekler var. Cumhuriyet kurulduktan sonra bütün bu ayrımcı gelenekler yasaklanmış, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmış, en önemlisi kadına sosyal yaşamda fırsat eşitliği sağlanmış.

Tabii, en önemlisi maalesef kadınlarda erkekler kadar aynı fakirlik ve sefaletten paylarına düşeni alıyorlar. Delhi'de yola çıkmadan Karol Bagh'da motorun bakım işleri ile uğraşırken, üstünde güzel sarisi ve ayağında halhalıyla zarif bir Hint kadınının elindeki torbasıyla sokaklarda çöp toplamasını hiç unutamıyorum.

NurettinAbi
23-11-2009, 09:40
Olmamış işte Tankut Hocam. Bartınlı Sadhu gibi fotoğraf çektireceksen duvarla tavanın birleşme noktasına bakman gerekiyordu, objektife değil. :D
Mihracenin kızlarına anıt mezar yapmamışlar, hadi o o zamandı desek. Peki şu an oralarda kadının sosyal hayattaki durumu nasıl Tankut Hocam?

E.C'de ençok ÜNVAN alan üye olaraktan,10. E.C. festivaline bir kupa fazladan getirsinler.Murat KIZAK, sana sesleniyorum; Olur olmazşeylere kupa veriliyorda,Bartında Alemin kralı,Büyücü,Sadhu,Kem küm,gakguk(Bunu Seda taktı:D )daha hatırlayamadıklarım olmalı,haketmiyormuyum yahu:D O gün geldiğinde,hatırlatma görevi senin Sedaa:D :D (Busefer kesin kupayı götürcem.) İtirazı olan varmı...yok.Teşekkürler arkadaşlar:D

Kursat
23-11-2009, 10:42
“Bir daha dön” diyor, “tamam, birde Türk usulü çek bakalım” diyorum. Bu da Türk usulü fotoğraf.

Boşa gitmesin bari, Kürşat bu fotoğraf sana hediyem olsun.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01142.jpg



Tankut ,teşekkür ederim aldım kabul ettim. :) ( Neden elini korkak alıştırmışsın ?! Gurbetteyim ,ayıp mı olur? diye mi ? :D:D:D )

Başkasının ''Dön'' demesiyle, dönmemekle de iyi yapmışsın;) seni kutluyorum :D

Devam et, ellerine ,canına sağlık .;)

Kursat
23-11-2009, 11:07
Resepsiyondaki yaşlı bilge Hintli açıklıyor. Bir defa bu gamalı haç değil, meşhur bir Hint sembolü olan Swastika. Lord Vişnu’nun sembollerinden birisi ve her bir kolu ateş, su, hava, toprak (tahtada yok muydu, yahu?) gibi kozmik güçleri temsil ediyor. Kolları saat yönünde olduğu zaman hayatın kaynağı güneşi, başarıyı ve uğuru temsil ediyor. Kolları ters yönde olduğu zaman ise geceyi ve uğursuzluğu temsil ediyor. Yani, Naziler bu sembolü Hintlilerden araklamışlar. Peki neden araklamışlar? Çünkü, Swastika 45 derece çevrildiğinde iç içe geçmiş iki tane S harfini temsil ediyor. SS. Schutz Staffel. Hitlerin kişisel korumasını yapmak için kurulmuş birlikler. Diğer bir S çağrışımı da Nazilerin “Nasyonel Sosyalist” ideolojilerindeki sosyalizme yapılmış. Hey gidi koca sosyalizm hey, sende bu günleri gördün ya, ne diyeyim. Hitler tarafından kurdurulmuş Volkswagen markasının şu an bile kullanılan logosu “VW” ‘nin gamalı haç ile olan benzerliği sizlere bir şey çağrıştırıyor mu?

]

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01077.jpg

Heykelin önündeki, Adak tası nın altındaki simgeler de olduğu gibi. Bir de günümüzde tezat algılanan fakat o zaman farklı şeyler ifade eden iç içe girmiş kare yonca ve yıldız! Davutun kalkanı ve ya mühürü


(BİLGİ: İlkçağ öncesi kültürlerde altı köşeli yıldız

Sembollerden birçoğu zamana yenik düşmüş, bir kısmı ise farklı medeniyetlerde çeşitli anlamlar yüklenerek günümüze kadar gelmiştir. Bunlardan biri de hiç kuşkusuz evrensel değerini her zaman koruyacak olan altı köşeli yıldız. Eski Mısır’dan Hindistan’a, Kızılderili Kabileleri’nden İslamiyet öncesi Türkler’e kadar altı köşeli yıldızın kullanımına rastlamak mümkün. Bu haftaki sayımızda sembolün ilkçağ öncesi kültürlerdeki kullanımını okurlarımıza sunuyoruz
İdil TÜRELİ (*)

Bu yazımda altı köşeli yıldız sembolünün ilkçağ öncesi kültürlerde tarihine, hangi uygarlıklarda ne amaçla; hangi anlamlarda kullanıldığına ışık tutmaya çalışacağım.

Medeniyetin temel taşı olan insanoğlu duygularını ve düşüncelerini ifade etmenin yollarını sürekli aramıştır. Bu anlatım yollarının en etkili araçlarından biri de sembollerdir. İnsanoğlu varoluşunun hemen hemen her döneminde kendi benliğini simgeleyen çeşitli semboller kullanmış bu sembollere dini, mistik, sezgisel ve ideolojik anlamlar yüklemiştir. Bu sembollerden birçoğu zamana yenik düşmüş, bir kısmı ise farklı medeniyetlerde çeşitli anlamlar yüklenerek günümüze kadar gelmiştir ki; bunlardan biri de hiç kuşkusuz evrensel değerini her zaman koruyacak olan altı köşeli yıldız sembolüdür.

Tarihte altı köşeli yıldız figürünün ilk olarak kimler tarafından kullanıldığı bilinmemekteyse de bu figürün Bronz Çağı’na dayanan bir geçmişi olduğuna ilişkin görüşler vardır. O dönemde bu şeklin örneklerine Mısır’da, Kuzey Amerika’da ve Hindistan’da rastlanılmıştır. Ayrıca bazı araştırmacılar bu sembolün ilk örneklerini Taş Devri’ne dek uzatıp, İskandinavya’da da kullanıldığını söylemektedirler.

Son zamanlarda bu kronolojik kullanım görüşünün doğru olduğuna kanaat getirilmiş; altı köşeli yıldız sembolünün Bronz Çağı’nda ve Bronz Çağı’ndan daha önceki devirlerde Avrupa ve Ortadoğu’da beş köşeli yıldızla birlikte özellikle süs ve büyü işareti olarak kullanıldığı iddiaları ortaya atılmıştır. Başka bir araştırmacı ise sembole örneklerini çoğaltarak bu şekle; İskandinavya’da Taş Devri’ne ait bir toprak kasede, Eski Mısır’da, Orta Amerika’da, Yukatan güneş stelinde, Batı Nevada’da bir kaya resminde ve Hindistan’da rastlanılmış olduğunu ifade etmektedir.

Altı kollu yıldız motifi İslamiyet öncesinde Türkler arasında teşekkül eden Oniki Hayvanlı Türk Takvimi’nde de bir burç sembolü olarak gösterilmiştir. Yine aynı şekilde Hun ve Uygur sehpalarından birinin üzeri altı kollu yıldızlarla ve altıgenlerle bezenmiştir.

Ön Türk boylarında Tamga olarak da kullanılan sembol iç içe geçmiş iki üçgenden meydana gelmektedir.

Kün-Eki sembolü iç içe geçmiş ters-yüz iki üçgendir, altı köşeli yıldız olarak da bilinen bu şekil İdil-Ural bölgesinde ve Kumanlarda görülmektedir. Bu sembolün Proto-Türkçe’deki adı “Uçu-Eki” olup Gök İkilisi anlamına gelmektedir; sembolün M.Ö 3000 yıllarında Ortadoğu’ya indiği sanılmaktadır.

Ön-Türk tarihinde, iç içe geçmiş iki üçgenden oluşan bu yıldız Yaradanı ve Yaradılanı ifade etmektedir. Ön-Türk boylarında bu yıldız Temur Kazık’ı simgelemektedir. Daha sonra bu yıldızın adı bazı Türk boylarınca “Çolpan Yıldızı” olarak adlandırılmıştır. Çolpan Yıldızı tüm Türk boyları tarafından Tanrı’nın bir lütfu ve kendilerinin yol göstericisi olarak kabul edilmiş ve kırmızı renkli sabit yıldız (Temur Kazık) olarak isimlendirilmiştir.

Bunun dışında altı köşeli yıldız Alpler’de kaya resimleri olarak görülen; büyü ile ilgili yazmalarda bir güç simgesi olarak beliren bir semboldür. Daha sonraki dönemlerde bazı kültürlerde adı geçen yıldızın sembolünün Yukarı Mezopotamya ve Britanya’nın bazı bölgelerinde Demir Çağı’na ait örnekleri de bulunmuştur. Ayrıca Elephania Mağarası’nda ve Barbaria (Afrika’da bir bölge) Duvarları’na kadar uzak yerlerde dahi bu yıldızın izlerine rastlamak mümkün olabilmektedir. Bu sembol çeşitli uygarlıklar tarafından çarkıfelek ve güneş kursu gibi şekillerle birlikte de kullanılmıştır.

Bu iç içe geçmiş ters ve düz iki eşkenar üçgen şekli insanın belki de varlığının başlangıcından beri ya da en azından ilk şehirleşme ve medenileşme hareketinin başladığı “Çatalhöyük”’ten beri pek çok yerde görülür ve artık sembol olarak temelde “erkeği” ve “kadını” remzettikleri genel kabul görerek oturmuştur. Bu yıldız, sadece kadın-erkek sembolizması dışında sonradan yüzlerce veya binlerce farklı anlama da gelebilecek şekilde tanımlandırılmıştır. Başka bir görüşe göre ise; Eskiçağ dünyasında yıldızın Tanrılarla ilişkisi sözkonusudur. “Buna göre çocukluktan çıkan erkeğin yaratımdaki rolünün keşfedilmesi sonucu özellikle bebek Dionysos figürü ile bu yıldız ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle M.Ö 900’lerde Anadolu’nun önce batısında daha sonra ise doğusunda bu yıldız Dionist-Zionist bir yıldız şeklinde algılanmaya başlanmıştır. Altı köşeli yıldız motifinin Roma’da kullanılışının örnekleri Baalbek’teki Bakkhus mabedinde ve Tauroentum’daki yer döşemelerinde görülmektedir.

Hint kültüründe güneşi sembolize eden altı köşeli yıldız bu kültürde Yantra olarak adlandırılmakta; sembol eski Hint geleneğinde yaratıcı Vişnu üçgeni ile yıkıcı Şiva üçgeninin birliğini ifade etmekte başka bir deyişle Kutsal Evliliği simgelemektedir. Böylece maddi dünyanın yaradılışına ve yıkılışına göndermede bulunur. Hint kültüründe belirgin bir önem taşıyan bu yıldıza Hint mabetlerinde, mezarlıklarında ve hatta Hint gemilerinin sancaklarında rastlamak mümkündür. Hint kültüründe Yantra’ya benzeyen bir diğer altı köşeli yıldız şekli ise “Mandala” olarak isimlendirilmektedir.

Bir merkez çevresinde düzenlenmiş simgesel bir görüntü olan Mandala; hem bir evren simgesi, hem insan ruhunun bir tasviri, hem de derin düşüncenin kutbu olan ve merkezde yer alan Tanrı’nın mucizevi bir biçimde görünür hale gelmesidir. Bu sözcük Hindu ve Budist ayinlerinde mistik bir diagram oluşturmak için telaffuz edilen ve en hızlı yayılan sembollerden biri olup; sembolün yüzlerce çeşidi vardır. Mandalaların çoğu bir çember ve ortasında bir kareden oluşmaktadır. Mandala aynı zamanda, töreni düzenleyen sihirbazın sihirli halkası ve çevrelenmiş kutsal mekan (imago mundi) anlamına da gelmektedir. Anahat çakra, yedi enerji merkezi arasında aracılık ettiği için özel bir önem taşır. Havanın etkisi altında bulunan “mandala”sı, karşıtların birliğini simgeleyen ve birbirine geçmiş iki ters üçgenden oluşan altı köşeli bir yıldızla temsil edilir. Başka geleneklerde olduğu gibi “kalbin yeri” ve kendini adamanın merkezidir.

Bazı Uzakdoğu kültürlerinde altı köşeli yıldız şekli itibariyle eril-dişil ilişkileri simgelemektedir. Nepal’de ruh ve madde arasındaki ilişkiyi simgeleyen bu yıldız kralın tacına işlenmiştir.

Kuzey Amerika’daki Kızılderili kabileler de Nepal’deki gibi; altı köşeli yıldızı ruh ve maddenin birleşimi anlamında kullanmışlar ve bu şekilde “yukarısı ne ise, aşağısı da aynıdır” düşüncesinin simgesini bulmuşlardır.

Çin okült kitaplarından “Yi-King” tamamen altı köşeli yıldızlar üzerine kuruludur. Yi-King şekilleri “Değişimler” kitabı adı altında toplanmışlardır. Hexagramlar her biri altı çizgiden oluşmuş sembollerdir. Emirleri (buyrukları- düzenleri-kaideleri) kayıt eden; evrensel düzen veya taoyu temsil eden bu çizgiler veya sıralar devam etmeyi veya etmemeyi açıklamıştırlar. Ayrıca Çin’de bunlar Yin (dişil prensip) ve Yang (eril prensip) olarak görülmüşlerdir ki böylece yerle göğün evliliği temsil edilmektedir; bu da bereketin ve edebiyetin talebi anlamına gelmektedir.

Bu yıldız iki eşkenar üçgenden oluştuğuna göre sembolizmasını da yine üçlem olarak incelemek yerinde olur. Hemen hemen her millet ve kültürde üç sayısı, kutsal, simgesel veya mistik anlamlar taşır. Üçgenin simgelediği kavramlara örnek olarak; anne-baba-çocuk kapsamında aile, geçmiş-şimdi- gelecek kapsamında zaman, toprak-hava-su kapsamında doğa, katı-sıvı-gaz kapsamında madde ve proton-nötron-elektron kapsamında atom üçlüleri gösterilebilir.

Batı okültüsleri, özellikle simyacılar sembole çok önem vermişler ve hakkında dört unsurla, evolüsyon-envolüsyon ilkesiyle, pozitif ve negatif güçlerin senteziyle ilgili değişik, sayısız yorumlar yapmışlardır.

Altı köşeli yıldızın içerdiği dört temel elemandan tepe noktası yukarıda olan üçgen Ateş’i, tepe noktası aşağıda olan üçgen Su’yu, su üçgenin taban kenarı ile kesişen ateş üçgeni Hava’yı, ateş üçgeninin taban kenarı ile kesişen su üçgeni ise Toprağı göstermektedir.

Tüm bunların bir altıgen içinde birleşmeleri ise evreni oluşturan elemanların uyum ve beraberliğini dile getirmektedir. Öte yandan; her iki üçgenin taban kenarlarının uçlarına yerleştirilen ve maddenin dört özelliğini oluşturan sıcak-kuru, soğuk-yaş durumları, dünyayı oluşturan ve sayıları yine dört olan hava, su, ateş ve toprak elemanlarının bulundukları yerlerle de uyum sağlamaktadır. Su ve ateşin, düşman unsurları arasındaki ahengi ifade eden bir simya simgesi olarak kullanımı XVII. yüzyılın sonlarına doğru yaygınlık kazanmıştır. Simyacılara göre kükürt merkezi ateştir; her varlıkta bulunur ve içten dışa doğru tesir ederek tekamülü ve düşünceyi sağlar. Tüm organizmaların konstrüktif prensibidir. Ateş üçgeni yukarıya yöneliktir, çünkü alev hep yukarı çıkmak ister. Su üçgeni ise, suyun dökülmek istediği yöne bakar ve ateşi keserek onu söndürür. Ateş sıcakla kuru, su yaşla soğuk, toprak soğukla kuru, hava ise yaşla sıcak arasındadır. Sonuçta bu bileşimlerin; değişmedeki karşıtlıkların, zıtlıkların, kozmik birliğin ve onun akıl almaz ve karmakarışık ifadesinin bir sentezi olduğu kabul edilmektedir.

Zıtlıkların birliği yoluyla nefis “sıvı ateş” ve “ateşli su” haline gelir ve aynı zamanda diğer unsurların olumlu niteliklerini de elde eder. Bu yüzden su “sabit” ve “yakmayıcı” hale gelir. Çünkü nefsin “ateşi” onun “su” yuna sabitlik verendir. Bunların yanında nefsin “su”yu “ateş”e “hava”nın yumuşaklığını ve her yerde bulunuşunu verir. Bazı simya kitaplarında ise altı köşeli yıldız içtiğimiz su için kullanılmaktadır.

Çeşitli yorumsal açıklamalara yol açan, bu düzendeki faktörlerin seçiminde maddi plandan manevi plana geçiş olduğu kadar, erillik ve dişillik prensiplerinin bir kaynaşması ve tam olmayandan tam ve mükemmel olana doğru sürüp giden bir gelişmenin rol oynadığı sanılmaktadır. Modern hermetik büyücülükte altı köşeli yıldız Güneş ve gezegenleri temsil etmekte olup, Makrokozmos veya Evreni sembolize etmektedir.

Hermetik geleneğe göre altı köşeli yıldız Makrokozmosun veya Evrenin sembolüdür. Ay bir gezegen kabul edilip, Venüs, Jüpiter, Saturn, Mars, Merkür altı kolun herbirine yerleştirilmekte, ortada ise Güneş yer almaktadır. Ayrıca altı köşeli yıldız Hermetik geleneğe göre yedi temel metali (metallerin tümünü) ve göğün tümünü özetleyen yedi gezegeni içinde toplar; her gezegen bir elemente karşılık gelir.

Şöyle ki: En üstte Ay - gümüş, altta Satürn - kurşun; sağ yukarıda Venüs - bakır, sağ aşağıda Merkür - civa, sol tarafın uçlarında Mars - demir, Jupiter - kalay çiftleri ve yıldızın ortasında da güneş-altın yer alır; yani güneş altındır.

Simyanın tüm düşüncesi ve işi, çevrede bulunan kusurlu ve değersiz elementlerin, ortada bulunan ve altınla Güneş’in simgelediği tek bir mükemmelliğe dönüştürülmesinden ibarettir; bu ise altı köşeli yıldız da ifadesini bulur.

Heksagram Yunanca’da altı harfli sözcük veya altı çizgili anlamlarına gelir. Ancak, burada, bu altı harfin hepsi de “A” ya da Alpha’dır. Buna göre Heksagram Heksalfa ile özdeşleşir. Çünkü Grek alfabesinin ilk harfi olan Alpha’nın sembolü altı yerden okunur. Alpha harfinin altı kez tekrarlanmasının kendine özel bir anlamı vardır. Bu altı kez tekrar “başlangıçta Tanrı, yeni hayat, ışık, en yüksek tekâmül, en yüksek hedef ve Tanrısallık” anlamlarına gelir.

Hemen hemen her sembol gibi Heksagram’da en eski zamanlarda bile bir kült olarak farklı kıta ve kültürlerde yer almıştır.

Bir görüşe göre o devirlerde böyle bir yıldızın sihirli bir güce sahip olduğuna inanılır, yıldız kötü ruhları kovan ve insanları kötülüklerden koruyan bir tılsım olarak kullanılırdı. Mısırlılar’da yıldızın piramit şeklinde Firavunu, yani Tanrı’yı temsil ettiği, piramitteki üçgenlerin merkezi noktalarında Firavunların mezarlarının bulunduğu, piramitteki üçgenlerin ise dünyanın giriş ve çıkış kapılarını temsil ettiği belirtilmektedir.

Efsaneye göre, Büyük İskender’in askerleri, Mısır Seferi sırasında Gize’nin Büyük Piramidi’nin içinde bu konuyla ilgili bir metin bulmuşlar. Tanrı Hermes’in mezarı da bu piramidin içindeymiş. Buna göre Hermes bir elmas uçla, zümrüt bir levhanın üzerine bir metin kazımış. Zümrüt Tablet’in ilk cümlesi şöyledir:

“Yalan söylemeden, çok doğru ve gerçektir ki: Yukarıda olan aşağıda olanla, aşağıda olan da yukarıda olanla aynıdır.”

Hermes Trismegistos’un yazıtının anlamı, her bireyin makrokozmu andıran bir mikrokozm olduğu ve böylece yaşamında kendine çizeceği yolun da kendine özel olacağıdır. Bu ifadenin sembolü de bir ucu aşağı ve bir ucu yukarı bakarak kesişen iki eşkenar üçgendir, bu da altı köşeli yıldızın tarifidir. Trismegistos, “üç kere büyük” veya “üç kere güçlü” anlamına gelir. “Alemin üç kısmı”, “evrenin üç büyük bölümüne” yani manevi, psişik ve cismani sahalara (bunların sembolleri gök, hava ve topraktır) denk gelmektedir.(*) 03.01.1982 tarihinde İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimimi İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi, Yüksek Lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Sanatı Bölümü’nde “Türk Sanatında Altı Köşeli Yıldız” tezini hazırlayarak yaptı.

Kaynakça:

Dinsel Bayramlar - Dinsel Kavramlar - Dinsel Gereçler Yahudilikte Kavram ve Değerler

, Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın A.Ş., (2), İstanbul 2001, s.219.

ATASAĞUN Galip, İlahi Dinlerde (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da) Dini Semboller, Sebat Ofset Matbaacılık, Konya 2002.

AYFER Murat Özgen, “Heksagram”, Ansiklopedik Mason Sözlüğü, C.1, Cem Yayınevi, İstanbul 1992.

BAYRAM Sadi, “Mühr-i Süleyman ve Türk Kültürü’ndeki Yeri”, Sanat Tarihinde İkonografik Araştırmalar, Güner İnal'a Armağan, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Armağan Dizisi 4, Ankara 1993.

BESALEL Yusuf, “Magen David”, Yahudilik Ansiklopedisi, C.2, Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın A.Ş., 2001.

BUCKLAND Raymond, İşaretler, Semboller ve Alametler (Maji ve Ruhsal Semboller Rehberi), Çev: Derya Engin, Kozmik Kitaplar, İstanbul, Nisan 2005.

BURCKHARDT Titus, Astroloji ve Simya, Çev. Mehmet Temelli, Verka Yayınları, İstanbul 1999.

CAZANAVE Michael, Dictionnaire des Symboles, Paris 1996.

ÇAM Nusret, “Türk ve İslam Sanatlarında Altı Kollu Yıldız (Mühr-i Süleyman 1)”, Yılmaz Önge Armanağanı, Konya Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Merkezi, Konya 1993.

ERSOY Necmettin, Semboller ve Yorumlarla Görünenden Görünmeyene, Zafer ve Sena Ofset Matbaacılık, İstanbul 1990.

SCHOLEM G., “Magen David” Encyclopadia Judaica, C.11, Keter Publishing House, Jerusalem, y.t.y.

HORSLEY J.W., “Solomon’s Seal and the Shield of David Traced to Their Origin” Ars Quatuor Coronatorum, C.XV, H.Keble, Printer Margate 1902.

LAFFONT Robert, Dictionnaire des Symboles, Robert Laffont and Editions Jupiter, 1969.

LAYIKTEZ Celil, “Altı Köşeli Yıldız”, Tesviye Dergisi, Yenilik Basımevi, S.59, Mart-Nisan İstanbul 2004.

LIUNGEMAN Carl G., Dictıonary of Symbols, Oxford 1991.

MACHATE Walter, “Altı Köşeli Yıldız”, Mimar Sinan Dergisi, S:120, Yenilik Basımevi, İstanbul 2001.

“Magen David”, Ana Britannica Genel Kültür Ansiklopedisi, C.15, Ana Yayıncılık A.Ş. ve Encyclopadia Brıtannica, Inc. İşbirliği ile yayınlanmaktadır, İstanbul 1989.

“Mandala”, Memo Larousse, C.1, Aydın Kitaplar, İstanbul, 1991.

MASQUELİER Ysé Tardan, “Anahat Çakra”, Théma Larousse Tematik Ansiklopedi, C.1, Milliyet Yayınları, İstanbul, 1993-1994.

O.R.A., Eınführung in dıe symbolik, Münih 1959.

OĞUZ Burhan, Mezartaşında Simgeleşen İnançlar, Anadolu Aydınlanma Vakfı Yayınları, İstanbul 1983.

OĞUZ Faik, Mühr-i Süleyman-Süleyman’ın Mührü (kendi notlarından).

ÖGEL Bahaeddin, “Türklerde Tuğ ve Bayrak (Hunlardan Osmanlılar'a)” Türk Kültür Tarihine Giriş, C.6, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara 1984.

ÖĞEL Bahaeddin, “Türklerde Ev Kültürü (Göktürlerden Osmanlılar'a)”, Türk Kültür Tarihine Giriş, C.3, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1978.

SALT Alpaslan - Çobanlı Cem, Dharma Ansiklopedisi Ansiklopedik Sözlük, Dharma Yayınları, İstanbul, Ekim 2001.

SCHIMMEL Annemarıe, Sayıların Gizemi, Çev: Mustafa Küpüşoğlu, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, Nisan 1998.

TÜRKKAN Tahir, “Uçu-eki veya Mühr-ü Süleyman”, (Çevrimiçi) http://www.angelfıre.com/tn3/tahir/trk.92k.html (04.0 1.2006)

WARD J.S.M., An Explation of the Royal Arch Degree, The Baskervılle Press Lımıted London, y.t.y..

ZENGIN Kadir, “Çolpan Yıldızı”, (Çevrimiçi) http://arsiv.hurriyetim.com.tr/akdeniz/turk/12.10.1999 (04.01.2006)


)



olan adı aklıma gelmeyen yıldız işte birazda siz kendiniz araştırın :) ,sonuç; hepsi bir yerde, ne ilginç!
Demek ki insan oğlu bu! ;)
Araştırın bakın dinlerin ataları kimler kimler insanlığı kolay yönetmek için bunları kullanmış neyse fazla derine girmeyin tavsiye etmem!:D

İbrahim
23-11-2009, 11:34
Tankut hocam yani izlenimlerin nasıl merak ettim motoru.Bende cbf 150 var,sendeki 250.Bizim Ülkemizde olmayan bir motor olarak sormak istedim teknik açıdan.

Bence hindistanda gördüğün son kedide o olabilir Tankut abicim:D Erimiş bitmiş o kedicikte:D

KutG
24-11-2009, 09:25
http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01077.jpg

Heykelin önündeki, Adak tası nın altındaki simgeler de olduğu gibi. Bir de günümüzde tezat algılanan fakat o zaman farklı şeyler ifade eden iç içe girmiş kare yonca ve yıldız! Davutun kalkanı ve ya mühürü

olan adı aklıma gelmeyen yıldız işte birazda siz kendiniz araştırın :) ,sonuç; hepsi bir yerde, ne ilginç!
Demek ki insan oğlu bu! ;)
Araştırın bakın dinlerin ataları kimler kimler insanlığı kolay yönetmek için bunları kullanmış neyse fazla derine girmeyin tavsiye etmem!:D

Tespitlerine katılmamak elde değil, Kürşat'cığım. Dikkatinde takdire şayan gerçekten, çünkü kendi çektiğim fotoğrafta ben bu detayları görmemiştim.




Tankut hocam yani izlenimlerin nasıl merak ettim motoru.Bende cbf 150 var,sendeki 250. Bizim Ülkemizde olmayan bir motor olarak sormak istedim teknik açıdan.

İbrahim, motor Hero Honda Karizma, 223 cc, 17 PS, herhalde 170 - 180 kg civarında bir şeydi. Bizdeki YBR'lerin biraz daha hallicesi. Benim 1200 GS Adv'ye göre daha hafif, daha kıvrak ve daha yere yakın olduğundan özellikle şehir içinde muhteşemdi, uzun yolda yokuş aşağı 120 km/s hız bile yaptım ki, bu hız Hindistan için süpersonik bir hız. Oralardaki yol durumunu ve trafik şartlarını göz önüne alınca daha fazlasına kesinlikle ihtiyaç yok. Ayrıca, motor ucuz, parça ve işçilik çok ucuz, arızadan sonra tekrar yola dönme süresi en fazla 1 saat. Üstüne üstlük Seden'le Nepal Katmandu'dan Hindistan'a dönerken 2 kişi 6 parça çantayla Himalayaları bile aştık. Yani kıssadan hisse, kendi adıma söylüyorum, tamam 1200 cc hacimli motorlar çok güzel de gerçekten ihtiyaç mı acaba?

.

İbrahim
24-11-2009, 05:54
İbrahim, motor Hero Honda Karizma, 223 cc, 17 PS, herhalde 170 - 180 kg civarında bir şeydi. Bizdeki YBR'lerin biraz daha hallicesi. Benim 1200 GS Adv'ye göre daha hafif, daha kıvrak ve daha yere yakın olduğundan özellikle şehir içinde muhteşemdi, uzun yolda yokuş aşağı 120 km/s hız bile yaptım ki, bu hız Hindistan için süpersonik bir hız. Oralardaki yol durumunu ve trafik şartlarını göz önüne alınca daha fazlasına kesinlikle ihtiyaç yok. Ayrıca, motor ucuz, parça ve işçilik çok ucuz, arızadan sonra tekrar yola dönme süresi en fazla 1 saat. Üstüne üstlük Seden'le Nepal Katmandu'dan Hindistan'a dönerken 2 kişi 6 parça çantayla Himalayaları bile aştık. Yani kıssadan hisse, kendi adıma söylüyorum, tamam 1200 cc hacimli motorlar çok güzel de gerçekten ihtiyaç mı acaba?

.

Motorun ağırlığı dışında gerçekten güzelmiş Tankut abi. Valla 1200 yada 600 cc bence ihtiyaçmı dersek herkesin bu konuda elbetteki yorumu farklı olur.Ama bendede 500cc er5 vardı cbf 150 ile değiştirdim.İkisinin kullanımı farklı ama cbf 150 ile şehir içinde çok rahatım gerçekten,bu tercihimde iyimi oldu dersen kesinlikle çok mantıklı bir iş yaptım.Yani ihtiyaçlarımızı kendimiz belirliyoruz ama enduro için 40-50BG lik bir makina yeterli diye düşünüyorum.

Fazlada konunu dağıtmadan açıklaman için teşekkür ediyorum Tankut abicim:)

KutG
26-11-2009, 09:12
Evet, artık gitme zamanı. Royal Gaitor’un hemen dışında çöplerde yiyecek arayan domuzlar var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01151.jpg

Sırada dün fazla zaman ayıramadığım Jal Mahal var. Sıddık beni Jal Mahal’in yakınına götürdüğünde oradaki filleri ve develeri görüyoruz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01164.jpg

Bir daha nerede göreceğiz, bir bakalım bakalım fil sürüşü nasıl olacak? Yalnız, öğle zamanı ve hava çok sıcak, gezinti yapmak yerine filin üstünde havalar nasıl diye bir bakayım istiyorum.

Tamam da, filin üstüne nasıl çıkacağız? Açıkgözler filin hemen yanına bir platform yapmışlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01153.jpg

Filin üstünde de bir pay-i taht var. Sıddık’la ben filin üstündeki pay-i tahta.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01154.jpg

Dur ulen nereye gidiyorsun?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01156.jpg

Buradayız abi, bir yere gitmiyoruz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01157.jpg

Bu da filin üstünden aşağısının görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01161.jpg

Burası pek keyifliymiş.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01162.jpg

Bu da filin üstünden Jal Mahal görüntüsü. Buraların çok masalsı mistik bir havası var gerçekten. Filin üstünden Jal Mahal’i seyretmek sadece bu yetmez mi?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01160.jpg

Bundan sonra sırada Sun Temple ve Galtaji var, ama Sıddık “hava çok sıcak, şimdi oraya gidilmez” diyor. Eee, ne yapalım peki Sıddık’ım aslanım? En iyisi ben sizi değerli taş işleme ve baskı kumaş atölyelerine götüreyim. Rikşacıların sizi otele, herhangi bir dükkana, taş veya kumaş atölyesine götürmesi de buranın raconu. Çoğu zaman, sizden para bile almayacaklardır, ama yaptığınız alışverişten de komisyon almayı ihmal etmezler. Sıddık’ta beni tatlı tatlı yiyor, dünkü “bende zaten aynı yere gidiyorum” işi de bunun bir tezahürü müydü acaba? Hem alışverişten hiç haz etmem hem de bana böyle çaktırmadan bir şey dikte ettirilmesine sinir olurum.

Bu değerli taş işleme atölyesinden.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01165.jpg

Bu da baskı kumaş işleme atölyesinden.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01167.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01166.jpg

Bu da kumaş atölyesinin dükkanından bir Rajput şapkası denemesi. Unutmadan, Hindistan’da alışveriş yapacaksanız en güvenli adresler devlet tarafından işletilen “State Emporium” ‘lar. Fiyatları piyasadan biraz daha pahalı, ama kazıklanma veya kötü kaliteli malzeme kakalanması ihtimali hiç yok. Birde, gittiğiniz her eyalette size o yöreye ait el işi türü ürünlerin başka hiçbir yerde bulunmayacağını söyleyeceklerdir. İnanmayın. Delhi’de her eyalete ait “emporium” ‘lar var, bir yerde bir şey unutsanız bile Delhi’den alma şansınız var.

Poza bak poza, artist mübarek. Bu fotoğraf kendi kendimi çekme denemelerimden biri. Tabii, 4-5 denemeden sonra ancak becerebildiğim bu kadar. Ama, yalnız başına seyahat etmenin en sevimsiz tarafı da bu arada bir kendi fotoğrafını çekme durumu olsa gerek. Fikir olarak kendi kendinin fotoğrafını çekme fikri zaten yeteri kadar sevimsiz, bir de bunun üstüne beceriksizlik ve yeteneksizlik de eklenince durum çekilmez bir hal alıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01169.jpg

Sıddık’a “yeter artık, daraltma beni, sıcaksa sıcak, hadi sen beni Sun Temple ve Galtaji’ye götür” diyorum. Sıddık alışveriş yapmayan sevimsiz müşterisinin talebi üzerine rikşasını Sun Temple ve Galtaji’ye sürüyor. Sun Temple ve Galtaji’nin girişinde bu yılan oynatıcısını görüyorum. Bu fotoğrafı hatırlarsınız, oradayken gönderdiğim fotoğraflardan biriydi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01172.jpg

Yılanlar kral kobra ve sahibinin dediğine göre dişleri sökülmüş. Yandaki inek de doğum halinde değil, sadece bir doğum anomalisi. Altı bacaklı bir inek yani. Hepsi oraya toplanmışlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01173.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01174.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01175.jpg

Bu da videosu.


CkYwnHs4B7k


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01171.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01171.flv)

TurgayAlan
26-11-2009, 11:42
Bu da baskı kumaş işleme atölyesinden.
...
Birde, gittiğiniz her eyalette size o yöreye ait el işi türü ürünlerin başka hiçbir yerde bulunmayacağını söyleyeceklerdir. İnanmayın. Delhi’de her eyalete ait “emporium” ‘lar var, bir yerde bir şey unutsanız bile Delhi’den alma şansınız var.

Anladığım kadarıyla,artık günümüzde hiç bir şey,"Bulunmaz Hint kumaşı" değil diyorsun usta..:rolleyes:

Bir de unutmadan,o yılanların günde kaç kez ve ne ile besliyorlar acaba..!

NurettinAbi
26-11-2009, 11:57
Uataa,filin yanında üçteker çoçuk bisikleti kadar kalmışsın.Üsttaraftaki keyfinede diyecek yok,beş katlı apartman balkonundasın sank:D O nefesli çalgıya üflemek içinde ciğer gerekiyor,herifin nefesi yetmiyor.Aletin üfleme bölümünü daraltmayı akıl edememişler.Hani,Türk usulü tulum misali olaymış,Kobralar oynamaktan köşe olurdu:D Zalimce,ver gazı hocam,tıpkı ben gibi:D

TurgayAlan
26-11-2009, 05:00
.. Zalimce,ver gazı hocam,tıpkı ben gibi:D
Ormanda yaşayan aslan,bölgenin kralı olduğunu teyid ettirmek için bir sabah erkenden uyanır.
Kükreyen sesiyle orman içinde gezinirken,karşısına geyik çıkar.

Aslan,sert bir ses tonuyla;

-Çabuk söyle ulan ,kim bu ormanların kralı ..?

Geyik can korkusuyla,hemen yanıt verir.;

-Tabiki sensin abi..

Gururu okşanan aslan,ormanda ilerlemeye devam eder.
Bir süre sonra karşısına çıkan tavşan da aynı yanıtı verince,aslan artık iyiden iyiye havalara girer.

Tam bir ağacın altınca uyumaya hazırlanırken,bu kez sessiz ve sakince yemek yiyen bir fil görür.
Filin yanına gür sesi ve olanca heybetiyle yaklaşır ve aynı soruyu sorar;

-Söyle ulan,kim bu ormanın kralı..?

Bu soruya çok sinirlenen fil,yanına gelen aslanı önce tepeden tırnağa süzer.Ardından hemen yanı başındaki aslanı uzun hortumuyla sıkıca yakaladıktan sonra,birkaç kez sağa sola sert şekilde vurur..!

Neye uğradığını anlayamayan aslan,filin yüzüne pişkin pişkin sırıtarak bakar ve yumuşak bir ses tonuyla..;

-Ne kızıyorsun abi,bilmiyorsan,bilmiyorum de..!


Aslan Nurettin abim benim..!:D

KutG
26-11-2009, 08:55
Anladığım kadarıyla,artık günümüzde hiç bir şey,"Bulunmaz Hint kumaşı" değil diyorsun usta..:rolleyes:

Bir de unutmadan,o yılanların günde kaç kez ve ne ile besliyorlar acaba..!

Hakikaten, "bulunmaz Hint kumaşı" deyimi buraya cuk oturdu, Turgay'ım.

Yılanlar konusundaki soru uzmanlık sorusunu da geçti be Turgay'ım. İnan hiç bir fikrim yok, sormak da hiç aklıma gelmedi doğrusu.




Uataa,filin yanında üçteker çoçuk bisikleti kadar kalmışsın.Üsttaraftaki keyfinede diyecek yok,beş katlı apartman balkonundasın sank:D O nefesli çalgıya üflemek içinde ciğer gerekiyor,herifin nefesi yetmiyor.Aletin üfleme bölümünü daraltmayı akıl edememişler.Hani,Türk usulü tulum misali olaymış,Kobralar oynamaktan köşe olurdu:D Zalimce,ver gazı hocam,tıpkı ben gibi:D

Doğru söylüyorsun be Nurettin abi, adam hakikaten öttürme konusunda pek zayıftı.




Ormanda yaşayan aslan,bölgenin kralı olduğunu teyid ettirmek için bir sabah erkenden uyanır.
Kükreyen sesiyle orman içinde gezinirken,karşısına geyik çıkar.

Aslan,sert bir ses tonuyla;

-Çabuk söyle ulan ,kim bu ormanların kralı ..?

Geyik can korkusuyla,hemen yanıt verir.;

-Tabiki sensin abi..

Gururu okşanan aslan,ormanda ilerlemeye devam eder.
Bir süre sonra karşısına çıkan tavşan da aynı yanıtı verince,aslan artık iyiden iyiye havalara girer.

Tam bir ağacın altınca uyumaya hazırlanırken,bu kez sessiz ve sakince yemek yiyen bir fil görür.
Filin yanına gür sesi ve olanca heybetiyle yaklaşır ve aynı soruyu sorar;

-Söyle ulan,kim bu ormanın kralı..?

Bu soruya çok sinirlenen fil,yanına gelen aslanı önce tepeden tırnağa süzer.Ardından hemen yanı başındaki aslanı uzun hortumuyla sıkıca yakaladıktan sonra,birkaç kez sağa sola sert şekilde vurur..!

Neye uğradığını anlayamayan aslan,filin yüzüne pişkin pişkin sırıtarak bakar ve yumuşak bir ses tonuyla..;

-Ne kızıyorsun abi,bilmiyorsan,bilmiyorum de..!


Aslan Nurettin abim benim..!:D


Valla Turgay'ım, biz bir kere "Alemin Kralı" dedik. Sözümüzden dönmeyiz.


.

TurgayAlan
27-11-2009, 12:51
... Hiç abartmadan söylüyorum, verdiğim en fazla para işçilik dahil 200 rupi oldu. 6 TL...

...

Bu Thali tepsilerinin fiyatları restoranın kalitesine göre 30-40 (1 TL) rupiden başlayıp, 100-120 rupiye (2-2.5 TL) kadar çıkabilir.


Usta,Hindistan piyasasında çalışan bir emekçinin aylık kazancını ortalama bir rakamla örnekleyebilir misin..?

Böylece diğer ülke insanlarının yaşam standartları ile,bir Hintli'nin gelir ve yaşam standartlarını biraz olsun mukayese yapma olanağı bulabiliriz diye düşünüyorum..

KutG
28-11-2009, 08:33
Usta,Hindistan piyasasında çalışan bir emekçinin aylık kazancını ortalama bir rakamla örnekleyebilir misin..?


Kalifiye olmayan işçilerin günlük kazancı 100 rupiden (3 TL) fazla değildi. Çalışanların kalifiye olma durumlarına göre bu rakam artıyor, tabii ki. Örneğin, Jaipur'da beni tüm gün gezdiren Sıddık bu iş için 350 rupi (10 TL) almıştı, bunun içine benzin dahil her türlü masrafı dahil olmak üzere.

KutG
28-11-2009, 11:37
Giriş kısmından geçip Sun Temple ve Galtaji’ye doğru tepeye doğru tırmanmaya başlıyorum. Tam tepede yol ikiye ayrılıyor, sağ tarafa giden yol Jaipur’a hakim bir tepede kurulu Sun Temple’a gidiyor, ileriye devam eden yol ise Galtaji’ye iniyor. Tam bu ayırım noktasında bir Hindu tapınağı var, buraya Monkey Temple (Maymun Tapınağı) deniyor. Çevrede epey yoğun bir maymun popülasyonu var. Bunlar gölgede serinleyen arkadaşlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01177.jpg

Bunlarda Hindu tapınağının etrafındaki arkadaşlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01178.jpg

Etrafta öğle sıcağından bunalmış yatan Hindularda var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01180.jpg

Bunlarda tapınağın içinde şekerleme modundaki Hindular.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01181.jpg

Tam bilemiyorum, ama bunlar da herhalde Sadhu’ydu. Orada şarkı söyleyip ibadet yapıyorlardı. Ben bir süre onları dinledikten sonra en sağdaki kişiye biraz bahşiş vereyim diye bir miktar para uzatınca beni öyle bir refüze etti ki, çok utandım ve oradan kaçar gibi uzaklaştım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01184.jpg

Bu da orada yaptıkları müzik.

lTQC5uW3w6E

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01183.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01183.flv)

Yolun devamında Galtaji var. Galtaji içinde kaynak sularının çıktığı çok eski bir vaha ve Hinduların kutsal mekanı. Bu noktadan Galtaji’ye iki ayrı yoldan iniliyor, biri erkekler, diğeri kadınlar için. Aradaki vatandaşları düşünmemişler. Ne ayrımcı millet bu Hintliler yahu.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01185.jpg

Yakın plan Galtaji.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01186.jpg

Burası tepedeki Hindu tapınağından Jaipur’un görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01187.jpg

Bu da Sun Temple’a, yani Güneş Tapınağına giden yol.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01188.jpg

Burası Güneş Tapınağının girişi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01189.jpg

Güneş Tapınağı güneş tanrısı Surya’ya ithaf edilmiş. Bu tapınak Sawai Jai Singh’in Moğollar nezdindeki elçisi Rao Kripa Ram tarafından yaptırılmış. Gerçektende Jaipur’a hakim bir tepede her daim güneş alan bir konumda.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01190.jpg

Tapınağın içinde pek anlamadığım Hindu figürleri var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01191.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01192.jpg

Evet, Güneş tapınağı ile birlikte Jaipur turumu tamamlıyorum. Otele dönüp motoru alıp bagaj taşıyıcı ile ilgili yapmam gerek birkaç ufak tefek işim var. Otele dönüş yolunda meşhur Hint sinema endüstrisi Bolywood’un filmlerinin oynatıldığı güzel bir sinema salonu dikkat çekiyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01198.jpg

Sıddık beni otel bırakıyor, motorun anahtarını ve kaskımı alıp dışarı çıkıyorum, bakıyorum Sıddık beni dışarıda bekliyor. “Sıddık ben motorla gideceğim” diyorum, “tamam ben seni götüreyim” diyor. Arkama Sıddık’ı alıp yola düşüyoruz. Motor tamircilerinin olduğu yere geliyoruz. Burası her şeyin değerlendirildiği, en ufak bir parçanın bile boşa gitmediği bir yer. Bu fotoğraftaki amcam kaza yapmış motorların cantlarını düzeltip cant tellerinin ayarlarını yapıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01197.jpg

Benim motor için bulduğumuz çözüm şu. Delhi’de motorun arkasına bisiklet selesine benzer küçük bir sele taktırmıştık, ama o kadar küçük ki üstüne bir çanta bağlamak mümkün değil. Delhi’den Jaipur’a gelirken silindir çantayı arka koltuğa bağlamıştım. Seden’de gelirse çantaları en arkaya bağlamak lazım. Bunun için başka bir motorun motor koruma demirlerini arka seleye kaynattırıp kocaman bir bagaj taşıma aparatı elde etmiş oluyorum. Tüm maliyet koruma demirleri dahil 7-8 TL civarında.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01199.jpg

Çevrede özel yapım endurolar var. Özel yapım zevkten değil, ülkede enduro olmadığı için mecburiyetten.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01200.jpg

Akşam yemeğinde tavsiye üzerine “Four Seasons” restoranındayım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01202.jpg

Burası bayağı bayağı batı standardlarında bir restoran, yemekler gerçekten enfes ve fiyatlar inanılmaz. Vejetaryen mutfaktan Thali sipariş ediyorum, inanılmaz lezzetli, fiyat da hepsi hepsi 3 TL.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01201.jpg

Kapısında da daha sonra buralara gelecek EC’lilere rehberlik etmesi için EC çıkartması.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01204.jpg

TurgayAlan
29-11-2009, 02:31
Tüm maliyet koruma demirleri dahil 7-8 TL civarında.

Vejetaryen mutfaktan Thali sipariş ediyorum, inanılmaz lezzetli, fiyat da hepsi hepsi 3 TL.
Bırakalım Avrupalı turistleri,bizim bile çok rahat gidip gezebileceğimiz bir ülke ..:)

Fiyatların bu kadar uygun olabileceği hiç aklıma gelmezdi..:rolleyes:

NurettinAbi
29-11-2009, 04:14
Eee, Sadhu bu.Nezaman, ne yapacağını kimbilir?:D Bizim Sadhu'larlamı karıştırdın hocam:D

Seda
30-11-2009, 02:20
Zaten ters ters bakıyor öndeki Sadhu, kafası attı atacak. Bence ibadet ederken videoya çekmene izin verdikleri için bile şanslısın Tankut hocam. Takipteyiz. ;)

KutG
30-11-2009, 03:17
Bırakalım Avrupalı turistleri,bizim bile çok rahat gidip gezebileceğimiz bir ülke ..:)

Fiyatların bu kadar uygun olabileceği hiç aklıma gelmezdi..:rolleyes:

Turgay'cığım, işte benim bu gezi raporlarını burada yayınlarken anlatmak istediğim en önemli noktalardan biri de bu. Bu tür seyahatler öyle yüksek bütçe gerektiren seyahatler değil. Umarım, bu anlamda bir faydam olmuştur.




Eee, Sadhu bu.Nezaman, ne yapacağını kimbilir?:D Bizim Sadhu'larlamı karıştırdın hocam:D


Zaten ters ters bakıyor öndeki Sadhu, kafası attı atacak. Bence ibadet ederken videoya çekmene izin verdikleri için bile şanslısın Tankut hocam. Takipteyiz. ;)

Yok be arkadaşlar, tahmin ettiğiniz gibi değil. Bu Sadhu'lar kendilerini Tanrı'ya adamış insanlar, insan sevgisine dayalı bir felsefeleri var, dolayısıyla şiddet kullanımı tasavvur bile edilemez. Zaten, buradaki Sadhu da ben müziklerini dinleyip video çekimi yaptıktan sonra biraz para uzattığımda önce paraya sonra gözlerimin içine bakarak paranın orada geçmeyeceğini belirten hareketler yaptı. Ama, hareketlerinde sinirlilik veya kızgınlık gibi bir durum yoktu, daha çok bu turistlerin neden bu kadar saygısız olduklarının şakınlığıydı. Bu da beni çok utandırdı tabii.

KORBALA
30-11-2009, 10:30
Hocam maliyet bana yüksek. İngilizceyi tekrar konuşabilir hale gemem için bayaa bi pratik yapmamg erekiyor :) Bir de gidiş dönüş uçak bileti ve vize masrafını çıkarttın mı haftasonu masrafına 15 gün geçer orda sanırım :)

KutG
01-12-2009, 09:32
Hocam maliyet bana yüksek. İngilizceyi tekrar konuşabilir hale gemem için bayaa bi pratik yapmamg erekiyor :) Bir de gidiş dönüş uçak bileti ve vize masrafını çıkarttın mı haftasonu masrafına 15 gün geçer orda sanırım :)

Nereye gidiyoruz yani? Sen onu söyle Cumhur'um...

KutG
01-12-2009, 10:03
5. gün. 15.09.2009. Jaipur-Fatehpur Sikri-Gwalior-Jhansi 450 km.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/6Jaipur-FatehpurSikri-Gwalior-Jhans.jpg

Yukarıdaki rotaya bakmayın, aslında bugünün planı 200 km ilerideki Agra yakınlarındaki Fatehpur Sikri ziyareti ve orada konaklama. Delhi Jaipur arasındaki 280 km’lik yolun 7 saat sürdüğünü (ortalama 40km/saat) göz önüne alarak yolun 5-6 saat tutacağını ve Fatehpur Sikri ziyaretinin de 2-3 saat alacağını düşünerek akşam Fatehpur Sikri’de kalırım diye bir planlama yapıyorum. Ama, işimi vakitlice bitirebilirsem Gwalior şehrine yetişir, gece orada kalır, sabahtan Gwalior kalesini ziyaret eder,sonra da yoluma devam ederim diye de içimden geçirmeden edemiyorum. Yolda karşıma çıkanlar coştukça coşmama, iyice kudurarak, sürdükçe sürmeme sebep oluyor. Fazla azmanın bedelini gecenin geç saatlerinde ziyadesiyle ödeyeceğim. Bu kadar macerayı bir gün içinde nasıl yaşayacağıma sonradan çok şaşıracağım.

Her neyse, bakalım karşımıza ne çıkacak, göreceğiz. Her şeyin planlı ve düzenli olduğu Batı’ya kıyasla Doğu’nun bu düzensizliği, kaosu ve belirsizliği yoksa beni cezp mi ediyor?

Hadi bakalım, bu kadar gevezelik yeter, artık yola düşelim. İlk etap Jaipur Fatehpur Sikri arası, yaklaşık 200 km. Jaipur’dan Sunder Palace Guest House’dan sabah erken ayrılıyorum. Şansıma, Jaipur Agra (Fatehpur Sikri Agra’ya gelmeden 40 km kadar önce) arası paralı duble yol ve en önemlisi çok az trafik, özellikle de çok az kamyon trafiği var. Hava güzel, yol güzel, bir kapatıyorum, acayip hız yapıyorum, kilometre telim kopuk olduğu için hızımı bilemiyorum, ama herhalde yokuş aşağı 120 km/s falan yapıyorum. Bu hız Hindistan için süpersonik bir hız. Var ya füze gibiyim füze, Türk füzesi mübarek, bütün araçların yanından şimşek gibi geçiyorum, yanında geçtiğim araçlar dönüp bir daha bakıyorlar.

Tabii, bu hızla çok geçmeden Fatehpur Sikri’ye yaklaşıyorum. Sabah kahvaltısı yapmadığım için yol üstünde bir şeyler atıştıracak bir yerlere bakıyorum. Sonunda yol kenarında bu ablanın tezgahının yanında duruyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01210.jpg

Ver, abla oradan üç tane muz, bir de papaya. Ne kadar ablam? 25 rupi. 75 kuruş.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01211.jpg

Hımm, bu tropik meyveler gerçekten enfes.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01209.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01207.jpg

Ablam arkamdan bir şeyler anlatıyor, burada vücut dili dahil iletişim biraz kısıtlı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01208.jpg

Nefis bir kahvaltı, hadi yola devam. Ama, çok devam edemiyorum, çünkü yol üstünde bu heykelleri görüyorum. Çok güzeller gerçekten. Heykelcinin çektiği tombalanın konuyla bir ilgisi yok, sadece günlük yaşamının doğal bir ihtiyacını gideriyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01212.jpg

Heykelciden yola devam ediyorum. Çok geçmeden motor teklemeye başlıyor. Hadiiii, bu da neyin nesi şimdi? Hava yine çok sıcak, motor çok mu ısındı acaba? Teklediğine göre, karbüratörde mi sorun, yoksa benzin filtresi mi? Ateşleme mi yoksa? İlk alternatifi bertaraf etmek ve biraz dinlenmek için motoru kenara çekiyorum. Bu arada, motorun soğumasını beklerken aklıma yol fotoğrafı çekmek geliyor. Bu amaçla yanıma aldığım mini tripodu çıkarıp, biraz ileriye kuruyorum. Dur bakalım, bir deneyelim, oldu be, o kadar da zor değilmiş.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01213.jpg

Ama, önemli bir detayı unutmuşum. Kendimi. Zamanlayıcıyı ayarlayıp, koşa koşa motorun yanına. Tamam valla, bu da oldu.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01214.jpg

Zahmetli fotoğraf çekme çalışmalarından sonra acaba motor ne durumda? Marşa basıyorum, hemen çalışıyor. Güzel, yola devam. Dememe kalmadan 5 dakika sonra yine teklemeye başlıyor. Dur bir benzinci veya tamirci bulayım da durayım demeye kalmadan, zırt motor hepten stop ediyor. Güzel, ne yapalım. Ne yapacağız, ittir bakalım motoru. Yaklaşık bir yarım kilometre kadar ittiriyorum, yol kenarında bir polis istasyonu karşısında benzinci. Hemen polis istasyonuna giriyorum, polisler yardımcı olabilmek için dört dönüyorlar. Durumu anlatıyorum, önce içlerinden biri hemen kamyonete atalım Agra’ya götürelim diyor, bir diğeri 100 metre ileriden sola dönen yolda bir motor tamircisi var, istersen önce o bir baksın diyor, olmazsa Agra’ya gideriz diyor. Tamam diyorum, hemen motora saldırıyorlar, motoru kamyonete yükleyip 100 metre yolu götürecekler. Durun diyorum ya, 100 metre yol bir şey değil, iterim oraya kadar. Gerçekten motoru 100 metre itip soldaki yola dönünce karşıma bu motor tamircisi çıkıyor. Bu bir köy motor tamircisi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01216.jpg

Motorun tekleme sorununu öksürük metoduyla anlattıktan sonra tamirci hemen olaya el koyuyor. Tamirci önce motoru kendi test ediyor, atlıyor motora, iki tur atıp geliyor. Teşhis ne hocam? Gakgakgubarak bir şeyler anlatıyor, ama anlamıyorum. "Usta anlamadım" diyecek oluyorum, "anlaman da gerekmez zaten" gibilerden bir hareketler yapıyor. "Hareket yapma, hareketin Allah'ını görürsün" demek geçiyor içimden, ama Allah'ın Hindistan'ının bir köyünde bir motor tamircisinde "hareket" tartışmasına girmenin bana getireceği fayda üstüne fazla kafa yormuyorum. Tamircinin derdi de beni paylamak değil zaten, "ben hallederim, sen kafanı yorma" demeye getiriyor. Buji kafasını gösteriyor. Sonra da buji başlığını söküp yenisini takıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01215.jpg

Tamirci ile konuştuğumuz İngilizce hepsi hepsi “I test, OK Sir, you test, 100 rupi” ‘den ibaret. Gerisi yalan. Sorun buji başlığının motor ısınınca ateşleme yapmaması. İşçilik dahil 3 TL tutan masrafı inanılmaz bir bahşiş bırakarak 5 TL olarak ödüyorum. Yaklaşık 1 saat içinde tekrar yoldayım.

Yola devam, ama devam edebilmek ne mümkün. Bu seferde yolda Murat Kızak’ın yoldaşlarını görüyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01217.jpg

Yanlarından geçtikten sonra durup gelmelerini bekliyorum. “Usta siz kimsiniz, kimlerdensiniz, ne yer, ne içer, nereye gidersiniz?” diye soracağım, ama anlaşabilmemiz ne mümkün? Sanırım, bunlar Hindu hacılardı ve Varanasi’ye gidiyorlardı. Yanıma geldiklerinde onları Hindu Budist selamı vererek “namaste” ile saygıyla selamlayınca başlarındaki kişi elime bir gazete parçasına sarılı içinde kurutulmuş meyve parçalarından oluşan bir paket verdi. Bunu yemem için mi verdi, yoksa bir tür dua veya uğur türü bir şey miydi, bilemediğim için bende tüm seyahat boyunca yanımda taşıdım, halen evde küçük bir kabın içinde hatıra olarak durur.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01218.jpg

Yola devam, bunlar yol üstündeki tuğla fabrikalarının bacaları.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01219.jpg

Tuğla fabrikalarının az ilerisinde Rajasthan eyaletinden çıkıp Uttar Pradeş (hani şu meşhur UP) eyalatine girdiğimi gösterir anıt tabela. Agra ve Fatehpur Sikri Uttar Pradeş eyaletinde, bu da Fatehpur Sikri’ye çok yaklaştığımın bir göstergesi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01221.jpg

Evet, gerçektende birazdan yolun sağ tarafında uzaklarda bu muhteşem görüntü ile karşılaşıyorum. Burası Fatehpur Sikri olmalı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01222.jpg

TurgayAlan
01-12-2009, 08:16
2 kişi,2 motor...

...
Şimdi, lütfen aşağıdaki fotoğrafa dikkatlice bakın ve samimiyete dikkat edin. Bu şahıs biz Dormition of the Theotokos Katedralini gezerken büyük bir sevinç içinde yanımıza geldi. Çok akıcı bir Türkçe’yle bizi selamlayarak, Bulgar Türkü olduğunu, Varna’da yaşadığını ve Türkiye’den hemşerilerini görmekten çok memnun olduğunu söyledi. Katedrali gezmeyi bitirdikten sonra yandaki kafeye gelmemizi ve bize kahve ısmarlamak istediğini söyledi. Katedrali gezdikten sonra kafeye gidip kahvelerimizi yudumladıktan sonra koyu bir sohbet başladı. Babasının Türk olduğunu, şu an Antalya’da bulunduğunu ve kendisinin de Bursa’daki akrabalarının yanına sık sık gidip geldiğini söyledi. Epeyce uzun ve samimi bir sohbetten sonra kendisinin Varna’da bir dükkan açmak istediğini, ama Türk olduğu için izin almakta zorlandığını anlattı. Daha sonra yakın bir zamanda yine Türkiye’ye gideceğini ve Bulgar bankalarında Türklerin para bozdurmakla ilgili sorunları olduğunu anlattı. İşte, bu noktada AB’ye yeni girmiş ve AB müktesebatı çerçevesinde liberal ekonomi uygulamayı taahhüt etmiş olan Bulgaristan’da böyle bir sorun yaşanabileceği konusunda kafamızda soru işaretleri oluştu, ama yine de pek kondurmadık. Bankalarda para bozdurma sorunu yüzünden bizden yüksek kurdan Euro veya TL almak istediğini söyledi. Bizim kafalar biraz daha bulandı, ama hala kondurmak istemiyoruz. Bir Türk’ün bir hemşerisini dolandırabileceği fikri en azından sevimli gelmiyor. Yanımızda daha fazla para olmasına rağmen kredi kartı kullandığımızı, yanımızda fazla para olmadığını ve sadece 50 Euro bozdurabileceğimizi söylüyoruz. 50 Euro’yu verince paranın karşılığı olarak 100 Leva veriyor. Daha önce döviz bürolarında para bozdurmuş, ama 10’luk ve 20’lik Leva almıştık. 100 Leva daha önce gördüğümüz bir para değil ve bu paranın sahte veya tedavülden kalkmış para olma riskine karşı bize küçük para vermesini istiyoruz. Küçük param yok diyor, siz gidin ilerideki taksicilerden bozdurun diyor. Seden gidip parayı bozdurmak istiyor, ama kimse parayı bozmuyor. Bu işte bir gariplik var. Seden geri gelip parayı isteyince bu sefer küçük paralar diğer cepten çıkıyor. Seden iyice işkillenip parayı saymaya başlayınca, parayı burada saymayın polisle başımız belaya girer diyor. Seden yine de parayı sayıyor ve bu sefer paranın eksik olduğunu görüyor. Tırnakçılık durumu var yani. Seden verdiğimiz parayı adamın elinden kapıp, biz bu işten vazgeçtik diyor. O anda adam ayağa fırlayıp bağıra çağıra masadan kaçar gibi uzaklaşıyor. Onunla beraber çevredeki 2-3 kişi de oradan uzaklaşıyor. Hep beraber tezgah yapmışlar. Daha sonra gideceğimiz otelde resepsiyon görevlisi aynen şunları söylüyor: “Never change money on the street”. Yani, asla sokakta para bozdurmayın. Bu vatandaşında büyük ihtimalle çevresindeki komşularından Türkçe öğrenmiş bir dolandırıcı olduğunu söylüyor. Dereköy sınır kapısındaki Türk gümrükçünün sözleri kulağımızda yankılanıyor.
Usta,şu ana kadar takibedebildiğim kadarıyla,yukarıdaki olayın bir benzerini sanırım Hindistan gezisinde yaşamadın..:rolleyes:


.. "Hareket yapma, hareketin Allah'ını görürsün" demek geçiyor içimden,
Birde unutmadan..;
Sen şu gezi raporlarını,her zaman hafta başında yazsana be usta..:D

KutG
01-12-2009, 08:59
2 kişi,2 motor...

Usta,şu ana kadar takibedebildiğim kadarıyla,yukarıdaki olayın bir benzerini sanırım Hindistan gezisinde yaşamadın..:rolleyes:

Hindistan'da veya Nepal'de yukarıda bahsettiğin tür organize bir şey başımıza gelmedi. Sadece dönüş yolunda Eski Delhi tren istasyonunda (kırsal kesimden gelen trenlerin geldiği istasyon) trenden indikten sonra her iki elimde çantalar olduğu vaziyette peronlardan bir insan seli biçiminde çıkışa doğru akarken Seden bizi marke eden 2-3 kişiden şüphelendi de, operasyon tamamlanamadan benim bel çantası tamamen açılmış vaziyette durumu kurtarabildik. Ama, bu dünyanın her yerinde her tren istasyonunda olabilecek adi bir yankesicilik olayı. Hafiyesi Seden dolandırıcılık yankesicilik konusunda tam bir uzmandır. Tam cin gibidir, bende bir o kadar saftorik.





Birde unutmadan..;
Sen şu gezi raporlarını, her zaman hafta başında yazsana be usta..:D

Neden ki?

.

TurgayAlan
01-12-2009, 09:27
..Neden ki?..
Sayfa:27-Mesaj:265.

O gün dikkatimi çekmiş,bugün de böylesine rahat yazılmış bir raporu okuyunca bir an öyle bir kanıya vardım..
İşte hepsi bu usta..

Yalansa da,"yalan" de usta..:D

metincetin
01-12-2009, 10:25
tankut abi
başka tamirciler yokmuydu hep rahipleri cekmişsin
sonra o fotorf makinan hic yere düşmedimi
bari rahiplerin antereman yaptıgı yerleri cekseydin

KutG
01-12-2009, 11:40
tankut abi
başka tamirciler yokmuydu hep rahipleri cekmişsin
sonra o fotorf makinan hic yere düşmedimi
bari rahiplerin antereman yaptıgı yerleri cekseydin

Metin hocam, gittiğim hemen hemen her şehirde bir tamirci maceram oldu. Motor tüm yol boyunca 8-10 kez arıza çıkarmıştır, herhalde. Gezinin ilerleyen bölümlerinde hepsini seninle tek tek tanıştıracağım, merak etme.

Fotoğraf makinesine iyi sahip oldum, hiç düşürmedim valla.

Hindistan'da ve Nepal'de Hindular nüfusun %80'nini oluşturdukları için Katmandu'da ayrıca bir Tibet Budist Manastırını ziyaret ettim. Lakin, Şaolin rahipleri gibi uzakdoğu dövüş sanatları konusundaki eğitimlerini sorgulamak hiç aklıma gelmedi be usta. Ama, dağarcığımda Katmandu'da Budizm ile ilgili çok ilginç hikayeler var bak.

KutG
03-12-2009, 12:19
Yolun sağında Fatehpur Sikri tabelasını görüp sapıyorum ve uzaktan gördüğüm yapının giderek yakınına geliyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01223.jpg

Dedesi Babür Şah’tan ve babası Hümayun’dan Moğol İmparatorlu’ğunun tacını alan kudretli Akbar erkek çocuğu olmadığından tahtını bırakacak veliahdı da yokmuş (derde bak, bırak kızlarına gitsin). Bu amaçla başkenti Agra’dan kalkıp sufi ermiş Salim Christi’ye danışmaya Sikri köyüne gelmiş. Salim Christi Akbar’a yakın zamanda bir erkek çocuğu olacağı müjdesini vermiş (sallamış, ama iyi tutturmuş valla). Gerçektende, kısa bir süre Akbar’ın bir oğlan çocuğu olmuş ve Akbar Christi’nin onuruna oğlunun adını Salim koymuş. İşte, bu Salim daha sonra tahtı devralacak Şah Cihangir olacak. İşte bu olaydan sonra Akbar henüz 28 yaşındayken Sikri’yi kraliyet şehri ve başkenti yapıp buraya saraylar yaptırmış. Fatehpur Sikri’deki Fateh Arapça zafer anlamına geliyormuş, Babür Şah’ın kazandığı bir zaferin anısına.

Fatehpur Sikri 1570 ve 1586 yılları arasında Moğol imparatorluğuna başkentlik yapmış, daha sonra Akbar’ın ölümü üzerine büyük ihtimalle susuzluk probleminden dolayı terkedilmiş ve yeni başkent bugünkü Pakistan’ın Lahore şehri olmuş. Fatehpur Sikri şu an hayalet şehir gibi, ama şehir o kadar iyi korunmuş ki burada kendinizi bir anda 16 y.y. ışınlamış gibi hissediyorsunuz, birde insanlara o dönemin giysilerini giydirseniz o kadar gerçek yani.

Fatehpur Sikri’ye ilişkin birkaç çarpıcı not: Birincisi, hani şu Akbar’ın dokuz mücevherinden biri olan Jaipur’un kurucusu Sawai Jai Singh vardı ya, bu dokuz mücevher efsanesi yani Navaratnas işte burada Fatehpur Sikri’de doğmuş. Bir diğeri, Akbar kendisi Müslüman olmakla beraber diğer dinlere karşı o kadar hoşgörülüymüş ki, çoğu zamanını Fatehpur Sikri’de dini konularda diğer dinlere mensup arkadaşlarıyla tartışarak geçirirmiş. Bu durumu Hıristiyan, Müslüman (hatta biri Türk asıllı Sultan Rukiye Begüm’dür) ve diğer dinlerden eşlerle evlenerek kendi özel hayatında da göstermiş. Hatta, bir ara Hinduluk dahil büyük dinlerin temel öğretilerini bir araya getiren “İlahi Din” adlı yeni bir din bile kurmaya kalkışmış.

Bu dinleri bir araya getirme eğilimi bu topraklara özgü bir durum olsa gerek, bunun çok tipik bir örneğini Hindu diniyle Müslümanlığın iyi taraflarını bir araya getiren Sikh dininde görebilirsiniz. İlginç gerçekten, içinden yeni dinler çıkan dinler veya dinlerin iyi taraflarını kullanarak yeni din yaratma çabalarını Hıristiyanlığın Orta Çağ’da yaşadığı reformların bu coğrafyadaki benzeri olarak yorumlamak çok yanlış olmaz sanırım. Bir tür dinlerin çağa uymayan yanlış ve eksik taraflarını çağa uydurma çabaları yada gelişen devinen bir din olgusu. İlginç gerçekten.

İşte, bu Fatehpur Sikri’nin en görkemli yapısı olan Cuma Mescid’in görkemli girişi Bülend Darwaza. Yani, Zafer Kapısı. Büyük ihtimalle Asya’da türünün en büyük örneği olan bu devasa kapı 54 metre yüksekliğinde ve Akbar’ın Gujarat üzerine yaptığı bir seferden zaferle dönmesinin anısına yaptırılmış. Üzerinde Türkçe kaynaklara göre Kuran’dan alınma bir ayet olduğu söylenen, Lonely Planet’e göre ise İsa tarafından söylendiği iddia edilen şu sözler yazılı:

Dünya bir köprüdür. Üzerinden geçin, ama orada ev kurmaya kalkışmayın. Bunu bir an için bile düşünen sonsuza kadar düşünmek zorunda kalabilir.

Fatehpur Sikri’nin ilahi atmosferine çok uygun bir cümle olmuş, her kim söylemiş ise güzel söylemiş. Hadi bizim Türkçe kaynakları anladım, Türkiye’ye hitap ettiği için bunu Müslümanlaştırmaya kalkışmış olabilir, ama Lonely Planet gibi tüm dünyaya hitap eden dinlerden bağımsız olması gereken bir yayıncı kuruluş neden bunu Hıristiyanlaştırmaya çalışır, anlaşılır gibi değil. Bağımsız ve tarafsız yayıncılık lafla olmuyor, gördüğünüz üzere.

Neyse, lafa dalıp Bülend Darwaza’nın şu muhteşem görüntüsünü atlamayalım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01224.jpg

Bu da Bülend Darwaza’dan, yani Zafer Kapı’sından, çevrenin görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01225.jpg

Zafer Kapı’sını geçip Cuma Mescid’in içine girince içeride sizi beyaz mermerden yapılmış Salim Christi’nin bu eşsiz güzellikteki türbesi karşılıyor. Bir şaheser gerçekten. Bu arada, daha önce dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, ama “Şaheser” kelimesinin kökeninin “Şah” ve “Eser” kelimelerinden geldiğine ben daha yeni uyandım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01226.jpg

Cuma Mescid’in diğer tarafında bu gördüğünüz Cami var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01227.jpg

Bu mezarlar Salim Christi’ni türbesinin yanındaki dini kişiliklerin mezarları.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01228.jpg

Bu da Zafer Kapı’sının Salim Christi türbesi yakınından görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01229.jpg

Salim Christi türbesine giriyorum. Bu küçük adam içeri girdiğimde gözlerini gözlerimin içine dikip bana uzun uzun baktı. Baktım, olacak gibi değil, zabaha kadar böyle uzun uzun bakışacağız, dedim ki “Turkey, Turkey”, işte o zaman geldi, boynuma sarıldı. İşte bu o anın fotoğrafı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01235.jpg

Bu fotoğraflar türbenin içinden görüntüler.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01236.jpg

Mermerdeki işçiliğe dikkatinizi çekmek isterim. Bu kapını her kanadı tek parça mermer levhadan oyularak yapılmış. Hatasız ve tam bir sanat eseri.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01237.jpg

Bu da biraz daha yakın plan bir mermerden oyma bir pencere görüntüsü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01234.jpg

Bu video türbenin dışındaki Müslüman çalgıcılardan başlayarak Salim Christi’nin mezarının bulunduğu iç bölmeye kadar olan bölmeyi gösteriyor. Videoda araya giren pişmiş kelle yabancı değil, tanıdık biri.


kOrlklbC7Bw


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01233.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01233.flv)


Şimdi, yukarıdaki videonun giriş bölümündeki Müslüman çalgıcıların yaptıkları müzikle ilgili biraz bilgi vereyim, çünkü gerçekten bu da çok ilginç. Bu müziğin adı Qawwali, Türkçe adıyla Kavvali. Müslümanların Hint coğrafyasına adım atması ile birlikte ortaya çıkmış, yaklaşık 700 yıllık geleneği olan sufi dervişlerinin müziği. Mevlana’nın Anadolu’ya getirdiği sema müziği ile çok benzerlikler taşıyor. Bir Kavvali müzik parçası genellikle 10-15 dakikadan başlayıp, 30 dakikaya kadar çıkabiliyor. 2 saate kadar çıkan örnekleri de varmış. Kavvali grupları yerde duran akordeona benzeyen enstrüman, org, tambur gibi enstrümanları kullanmalarının yanı sıra alkışla tempo tutarak şarkının nakaratlarına eşlik eden sanatçılardan oluşuyor. Tipik bir Kavvali şarkısı çeşitli bölümlerden oluşuyor. Şarkı ilk olarak Allah’a dua edilen “hamd” (Arapça hamdolsun) bölümüyle başlıyor, sonra Hz. Muhammed’e dua edilen “naat” bölümü, daha sonra çok ilginç bir bölüm olan “manqabat” geliyor. Bu bölüm hem Şiiler hem de Sünniler tarafından söylenen Hazreti Ali’ye yakarış bölümü. “manqabat” bölümünü “marsiya” bölümü takip ediyor ve bu bölümde Kerbela’da yaşananlar anılıyor. Son bölüm yine çok ilginç bir bölüm olan “gazel” bölümü. Çok ilginç, çünkü bu bölümde şaraptan, sakilikten ve şarap dergahından bahsediliyor. Nasıl oluyor da hem Şiiler hem Sünniler 700 yıldır şaraptan övgüyle bahseden şarkılar söylüyor? Bir yoruma göre Kavvali şarkılarında geçen şarap gaipten haber alma/verme gücünü sağlayan bir aracı, saki Tanrı’yı veya ruhsal yönlendirici bir gücü ve şarap dergahı da aydınlamaya ulaşılan yeri sembolize ediyormuş.

Ne demiş şair? 0 şarabı sun da saki, sen bizi değil canımızı mest et!

Allah’tan, peygamberden, Hz. Ali’den, sufi dervişlerden, Şiilerden, Sünnilerden, şaraptan, sakilikten ve şarap dergahından bahseden sufi dervişlerinin bu geleneksel müziği bana gerçekten çok ama çok ilginç geldi.

Aşağıdaki, videoda Sufi Kavvali müziğinin büyük ustalarından bir olduğu söylenen Aziz Mian’ın beğendiğim güzel bir çalışması var. Şarkının aşağıdaki üstteki Google video olan İngilizce altyazılı versiyonunda dikkatinizi iki noktaya çekmek istiyorum. 04:26'da sözler aynen şunu söylüyor: "All eyes fixed upon you when you entered the mosque". Yani, Camiye girdiğinde tüm gözler sana çevrildi. Bu şarkıyı söyleyen kadın yada erkek olsa bile hitap edilen kişi karşı cinsten biri, büyük ihtimalle de bir bayan. Yani, bu coğrafyada kadınlar ve erkekler cami gibi bir mekanda birarada bulunabiliyor ve bu bir şarkıya konu olabiliyor. İlginç ve güzel. İkincisi, 05:37'de ki sözler: "Like the sun bathed in the dark waters of Ganga". Yani, Ganj'ın karanlık sularında yıkanan güneş gibi. Müslüman sufi dervişlerin yaptıkları dini bir müzikte Hinduların kutsal nehri Ganj'ın yer alması gerçekten ilginç ve güzel.

Bu şarkıyı dinlerken size tavsiyem biraz baygın giriş bölümüne sabır göstermeniz ve şarkının bütününü Fatih Erkoç’u dinlediğiniz gibi dinlemeniz.


-1057773745553758506


Bu da Salim Christi’nin mezarın üst kısmındaki inci işlemelerin detayı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01239.jpg

Seda
03-12-2009, 02:47
Kulağıma tınısı hoş geldiği için kültürel altyapısını ve sözlerini bilmeden Nusrat Fateh Ali Khan'ı keyifle dinlerdim. Yazdıklarınızdan sonra öğrendim ki o da bu Sufi Kavvali müziği yapan üstadlardan biriymiş. Bir yaşıma daha girdim sayenizde. :D Videodaki müziği sevenlerin Nusrat Fateh'i de dinlemelerini tavsiye ederim.

Daha önceki sayfalarda konuşuldu mu hatırlamıyorum ama Hindistan'da Müslüman bir milletten gelmekten öte "Türk" olduğunuz için özel bir ilgi gördünüz mü? Yukarıda ki fotoğraf da gördüğümüz amca size sarılmış ya onun gibi. :) Ya da o sevgi gösterisinin altında yatan sizce neydi?

Hindistan'ın özgürlük mücadelesinde Türk Kurtuluş Savaşı'nın ne denli önemli bir yeri olduğunu ben de yeni öğrendim. Hatta şöyle bir alıntıyla paylaşmak isterim; Gandhi'nin kayınpederi ve Hindistan Genel Valisinin sözleri aynen şöyle: " Biz, Atatürk büyük devletlere baş eğdirinceye dek, bir Doğu ulusunun tutsaklıktan bütünüyle kurtulabileceğine inanmıyorduk. Bizim amacımız "özerklik" ile sınırlıydı. Ne zamanki Atatürk Kurtuluş Savaşını başardı, Lozan'da büyük devletlere boyun eğdirdi parolamızı "bağımsızlığa" çevirdik. "

TurgayAlan
03-12-2009, 05:13
Usta,sana "Çağdaş seyyah" demek yetersiz kalmış..

Birleşmiş Milletlere kayıtlı tüm ülkelerin inançlarını inceleyip döndüğünde,seyyahın yanına sanırım birde "Teolog" ünvanı vermek gerekecek..

296 muhteşem olmuş..
Dönüp yeniden okumak gerekiyor.

Devam usta devam,nasıl biliyorsan aynen öyle devam..

NurettinAbi
03-12-2009, 06:24
Allahın sevgili kulusun Tankut.Ya altında,senin ADV olaydı.Geziyi yarıda bıraktırırdı heralde.Küçük makina küçük dert.

AykutErda
04-12-2009, 12:00
Tankut'um çok keyifli ve bilgi dolu bir paylaşım oldu bu topik ..

İnanılmaz keyif alıyorum , seni okurken ..:)

KutG
04-12-2009, 06:07
Kulağıma tınısı hoş geldiği için kültürel altyapısını ve sözlerini bilmeden Nusrat Fateh Ali Khan'ı keyifle dinlerdim. Yazdıklarınızdan sonra öğrendim ki o da bu Sufi Kavvali müziği yapan üstadlardan biriymiş. Bir yaşıma daha girdim sayenizde. :D Videodaki müziği sevenlerin Nusrat Fateh'i de dinlemelerini tavsiye ederim.

Evet, konuyu araştırırken Nusrat Fateh Ali Khan benimde dikkatimi çekmişti. Yaşayan en büyük Kavvali ustalarından biri olarak bahsediliyordu Pakistan'lı bu sanatçıdan. Aşağıda, onun güzel çalışmalarından birini ekledim. Ama, yine Aziz Mian örneğin de olduğu gibi Fatih Erkoç usulü dinlemenizi tavsiye ederim. Kavvali müziğinin bir diğer kuralı da bu olsa gerek. Aslında istisnalar kaideyi bozmaz derler, ama bizim Ankara'lı ses-var-görüntü-yok Levent'e ne demeli? Levent ilk Kavvali kasetin ne zaman çıkıyor, kardeş?

-5179414923485603757




Daha önceki sayfalarda konuşuldu mu hatırlamıyorum ama Hindistan'da Müslüman bir milletten gelmekten öte "Türk" olduğunuz için özel bir ilgi gördünüz mü? Yukarıda ki fotoğraf da gördüğümüz amca size sarılmış ya onun gibi. :) Ya da o sevgi gösterisinin altında yatan sizce neydi?

Hindistan'ın özgürlük mücadelesinde Türk Kurtuluş Savaşı'nın ne denli önemli bir yeri olduğunu ben de yeni öğrendim. Hatta şöyle bir alıntıyla paylaşmak isterim; Gandhi'nin kayınpederi ve Hindistan Genel Valisinin sözleri aynen şöyle: " Biz, Atatürk büyük devletlere baş eğdirinceye dek, bir Doğu ulusunun tutsaklıktan bütünüyle kurtulabileceğine inanmıyorduk. Bizim amacımız "özerklik" ile sınırlıydı. Ne zamanki Atatürk Kurtuluş Savaşını başardı, Lozan'da büyük devletlere boyun eğdirdi parolamızı "bağımsızlığa" çevirdik."

Hintli Müslümanların din kardeşliğinden gelen büyük bir sevgisi vardı, biz Türklere karşı. Bu olguyu her yerde hissettik. Hindularda ise durum biraz daha farklı. Hindistan'ın bağımsızlık mücadelesi esnasında Türklerin emperyalist güçlere karşı verdiği bağımsızlık mücadelesi dünyanın hemen hemen tüm coğrafyalarında olduğu gibi bu coğrafyada da mazlum milletlere çok güzel bir örnek teşkil etmiş. Ama, daha sonra Türkiye'nin Hindistan'daki bu imajı değişmeye başlamış. İlk başlarda bağımsızlık mücadelesi olan ortak temel daha sonra Pakistan ve Bangladeş'in Hindistan'dan kanlı bir biçimde ayrılmasına parallel olarak Türk dış politikasının bu ülkelere daha yakın durması, Hindistan ve Pakistan'ın nükleer silahlara sahip olmaları sürecinde Türkiye'nin tutumu ve son olarak Hindistan'daki müslüman azınlığın siyasi emelleri için teröre başvurmaları milli Türk kimliğine olmasa bile müslüman Türkiye'ye karşı bir önyargı oluşturmuş. Ama, bu durum Türkiye'ye özgü bir durum değil, genel olarak müslüman milletlere karşı bir durum olarak ortaya çıkmış. Bu etkinin ivme kazanmasında yaklaşık 1 yıl kadar önce Mumbai'de Pakistan'dan gelen müslüman teröristlerin yüzlerce insanı öldürmesi çok ama çok etkili omuş.

KutG
04-12-2009, 06:14
Usta,sana "Çağdaş seyyah" demek yetersiz kalmış..

Birleşmiş Milletlere kayıtlı tüm ülkelerin inançlarını inceleyip döndüğünde,seyyahın yanına sanırım birde "Teolog" ünvanı vermek gerekecek..

296 muhteşem olmuş..
Dönüp yeniden okumak gerekiyor.

Devam usta devam,nasıl biliyorsan aynen öyle devam..



Allahın sevgili kulusun Tankut.Ya altında,senin ADV olaydı.Geziyi yarıda bıraktırırdı heralde.Küçük makina küçük dert.



Tankut'um çok keyifli ve bilgi dolu bir paylaşım oldu bu topik ..

İnanılmaz keyif alıyorum , seni okurken ..:)


Sağolun kardeşler, fazla da abartmayın, kızıyorlar sonra...

.

TurgayAlan
05-12-2009, 01:23
..fazla da abartmayın, kızıyorlar sonra....
Birileri kızıyor diye görüşlerimizi söylemekten çekinmeyiz usta..
Hatta sende dahil..:D

Kızan dostlara selam..

TurgayAlan
05-12-2009, 01:28
Allahın sevgili kulusun Tankut.Ya altında,senin ADV olaydı.Geziyi yarıda bıraktırırdı heralde..
Yanında yedek sigorta taşıdığı sürece,BMW yolda bırakmaz..!:D

KutG
07-12-2009, 09:32
Salim Christi türbesinin hemen yan tarafında kraliyet ailesi mensuplarının mezarları var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01231.jpg

Türbenin bu arka tarafındaki kapıya özel dikkat lütfen. Tek parça taştan oyulmuş.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01232.jpg

Bu da türbenin arka tarafında yer alan bir tünelin girişi. Bu tünelin buradan girip 40 km ötedeki Agra’daki Red Fort’tan (Kızıl Kale) çıktığı söyleniyor. Çok daha ilginci bu tünel işini Hindistan’da çok duydum. Örneğin, hem Delhi’de hem de Agra’da olan birbirinin benzeri Red Fort’lar arasında yer altından bir tünel olduğu ve bu tünelin Delhi’den Pakistan’ın Lahore kentine devam ettiği söyleniyordu. Bahsettiğim mesafeler Agra Delhi arası 200 km ve Delhi Lahore arası 450 km. Biraz inanılmaz geliyor, ama bu aşağıdaki resimde gördüğünüz tünel 500 metresindeki göçük nedeniyle kısa bir süre önce kapatılmış. Artık ne kadar gerçek, ne kadar halk efsanesi bilemiyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01230.jpg

Sonunda türbeden çıkıyorum, bu çalgıcılar az önceki videonun başlangıcındaki kavvali çalgıcıları. Fotoğraf video falan çektim ya, bahşiş bahşiş diye az daha döveceklerdi. Bunlar böyle dayatınca Jaipur Galtaji Güneş Tapınağındaki Hindu çalgıcılarla yaşadığım da aklıma gelince inadına bahşiş vermedim keferelere.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01238.jpg

Bu da yandaki caminin iç görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01240.jpg

Cuma Mescid’in hemen yanında Büyük Akbar’ın (resmi adı Akbar the Great) Hristiyan ve Müslüman Türk eşleri için yaptırdığı saraylara giderken yolda küçük bir havuzda buldukları suda oynayan çocuklara rastlıyorum. Çocukluk ne güzel bir şeydir, sizde yaşadınız değil mi?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01243.jpg

Bu fotoğrafta görülen yapı Akbar’ın eşlerine yaptırdığı saraylardan birinin dışarıdan görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01244.jpg

Cuma Mescid’ten Zafer Kapısından geçerek çıkıyorum. Dışarıda bu insan gücüyle çalıştırılan dönme dolap insanda acımayla çocukluk sevinci arasında karmaşık duygular uyandırıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01248.jpg

Bu da kısa bir videosu.


Lz43b65nqyA


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01247.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01247.flv)


Bunlarda sokak tatlıcıları.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01249.jpg

Bu aşağıdaki videodaki namussuz herif ben Cuma Mescid’e girerken peşime düştü. Sattığı küçük granat taşlardan yapılmış bir kolye. Girişte önce 1000 rupi dedi, ama hiç fiyat bile sormadan kendi kendine. Sonra, o sıcağın altında hiç üşenmeden peşimde dolaştı durdu, tabii arada bir diğer turistlere de takılmayı ihmal etmedi. Ben her “hayır, istemiyorum” dediğimde fiyatı biraz daha düşürdü, en son dışarı çıkarken ki fiyatı 500 rupiydi. Bende kendi kendime “ulen bakalım daha ne kadar düşecek diye şuna olmaz bir fiyat söyleyeyim” diyerek “100 rupi veririm” dedim. Bu namussuz bana bir kızdı, bir köpürdü, “peşinden o kadar gezdik, ayıp oluyor”, türünden bir laflar etti. Bende “oh be, tam kurtulduk, derken, tekrar yanıma gelip “demesin mi “tamam, 100 rupiye olur”. Bende “madem öyle, gel böyle” diyerek ve de Demirelvari bir tavırla “dün dündür, bugün bugündür, o fiyat deminki fiyat, şimdiki fiyat 50 rupi” dedim. Seninkinin surat kıpkırmızı olmasın mı, birde oralarda sopa yemeyelim diyerek “tamam, tamam, şaka yapıyorum, ver bakalım 100 rupiden bir tane” dedim. Aşağıdaki videoda ölümü gösterip sıtmaya razı edilmiş bir üç kağıtçının videosu var.


Lt3CSsUwtpg


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01250.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01250.flv)

semih
07-12-2009, 12:18
Videoyu bir kaç kere izledim. Yok böyle bir şey ....:D :D :D Tankut hocam bir şeyler yazmasakta ilgi ile,araştırarak,öğrenek takipteyiz.Gün olur,Nasip olur,Biz de gidersek bak tankut hocamızın bu gezisi dağarcığımızın bir köşesinde o gün geldiğinde gün yüzüne çıkar sanıyorum.Bir teşekkür'de o zaman ederiz kendisine.

NurettinAbi
07-12-2009, 12:49
Ben olaydım,herifin Türkçe bilmemesini fırsat bilip,ağzıma geleni sayardım,hakta etmiş hani.Sende zaten kısaca olayı özetlemişsin Tankut usta.

Gültekin
08-12-2009, 03:18
http://i46.tinypic.com/2ey9ij8.jpg

Züper ya... http://i44.photobucket.com/albums/f24/Gurzan/smilies/s57.gif

KutG
08-12-2009, 09:34
Tankut hocam bir şeyler yazmasakta ilgi ile,araştırarak,öğrenek takipteyiz.Gün olur,Nasip olur,Biz de gidersek bak tankut hocamızın bu gezisi dağarcığımızın bir köşesinde o gün geldiğinde gün yüzüne çıkar sanıyorum.Bir teşekkür'de o zaman ederiz kendisine.

Bu da bana yeter Semih'ciğim, teşekkür ederim.




Videoyu bir kaç kere izledim. Yok böyle bir şey ....:D :D :D


Ben olaydım,herifin Türkçe bilmemesini fırsat bilip,ağzıma geleni sayardım,hakta etmiş hani.Sende zaten kısaca olayı özetlemişsin Tankut usta.


http://i46.tinypic.com/2ey9ij8.jpg

Züper ya... http://i44.photobucket.com/albums/f24/Gurzan/smilies/s57.gif

Bizdeki yapışkan hanutçular gibi Hindistan'ın turistik yerlerinde de bu tür satıcılar gelip size yapışıyorlar ve hiç bir şekilde peşinizden ayrılmıyorlar. İşin komiği kendi kendilerine fiyat veriyor ve yine kendi kendilerine indirim yapmaya başlıyorlar. Bir tür kendin çal, kendin oyna durumu yani. Birde yüksek fiyat söyleyip sonra pazarlık yapma işi oralarda ticaretin bir numaralı kuralı olmuş, Allah için birde bir mal pazarlıksız satılsın. Sabit fiyat denilen devlet mağazalarında (state emporiums) bile az da olsa pazarlık yapılıyordu.

KORBALA
08-12-2009, 01:18
Yanında yedek sigorta taşıdığı sürece,BMW yolda bırakmaz..!:D

Sigara jelatini de iş görür, işe yaramayan bir yerden çalınacak 5-10 cm kablo da :)

NurettinAbi
08-12-2009, 08:05
Sigara jelatini de iş görür, işe yaramayan bir yerden çalınacak 5-10 cm kablo da :)

Atma KORBALAA.... O kablo 10 cm yoktu bikere. Daha kısaydı..

KutG
09-12-2009, 11:00
Fatehpur Sikri ziyaretini öğleden sonra saat 15:00 civarlarında bitiriyorum. Hava akşam saat 19:00 gibi kararmaya başlıyor. Eee Gwalior’a gider miyim, hepsi hepsi 200 km yol. Hele yol geldiğim yol gibiyse hiç sorun değil, yola çıkmadan orada konuştuğum kişiler Gwalior’a köylerden geçen kestirme bir yol olduğunu ve yolu 60 km kadar kısalttığını söylüyor. Kısaltma işi iyi haber, doğuya Agra’ya kadar gidip tekrar güneye dönmeme gerek kalmayacak. Ayrıca, dönüşte Seden’le Agra’ya geleceğimiz için zaten oraya gitmiyorum. İşin kötü yanı, bu köy yollarından geçip tekrar Agra Gwalior yoluna çıkmak bir 30 km kadar tutuyor ve bu yolun durumu hakkında elimde hiçbir bilgi yok. Daha da kötüsü, elimdeki haritada hiç böyle bir yol gözükmüyor bile. Aklıma daha önce seyahat rehberlerinde okuduğum “Hindistan’da gece seyahat etmeyin, köy yollarına girmeyin” tavsiyeleri aklıma geliyor. Kendi kendime “ulen, nereden bulacaksın böyle macerayı bir daha, hadi aslanım, şimdi tırsmak zamanı değildir” diyerek veriyorum gazı. Tabii, yola çıkmadan depodaki benzini kontrol ederek ve yol üstündeki köylerin adlarını telaffuzlarıyla birlikte bir kağıda yazarak.

Tabii, buna rağmen yolda birkaç kere kayboluyorum. Benim istediğimde bu zaten. Ama, sor tekrar sor, yolu buluyorum. Biraz yol aldıktan sonra yolumu bir tren yolu kesiyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01252.jpg

“Eee ne var bunda, hayatında ilk defa mı tren yolu görüyorsun?” diyecekseniz, çok acele etmeyin, çünkü aşağıdaki görüntüyü hayatımda ilk defa görüyorum. Güya bariyer kapalı, ama oradaki bariyer görevlisi dahil kimsenin treni taktığı yok, üstelik trende bağıra çağıra geliyor, iyi mi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01253.jpg

Hay ne iyi etmişimde, ara yollara sapmışım, Hindistan’ın köyleri kırsalı o kadar güzel ki.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01254.jpg

Bu arada yine fotoğraf çekme derdine düşüyorum. Kendi kendime “bu seferde kolumu uzatıp kendi kendimi çekeyim bari” diyorum. Yalnız olduğum için hep kendi kendime konuşuyorum, yoksa kendi muhabbetimden pek hoşlanmam yani. Sağda solda görüyorum, fotoğraf makinesini başkasına vermeye kalmadan millet kendi kendinin fotoğrafını gayet güzel çekiyor. Eee, benim neyim eksik? Tabii, üstün yeteneğim kendini hemen belli ediyor, fotoğrafçılık konusunda hiç bir fikrim olmamasına rağmen hemen ilk denemelerde ufak çaplı şaheserler yaratmaya başlıyorum. Bu ilk fotoğraf, kaskımla gözlüğümün arasındaki bölgeyi çektiğim ilk fotoğraf. Orası önemli bir bölge, görmek göstermek lazım. Resimdeki ustalığa ve detaya dikkatinizi çekiyorum. Ben bu işi öğreniyorum galiba.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01255.jpg

Evet, gerçekten öğreniyorum. Şu aşağıdaki nostaljik çalışmaya bakarmısınız. Bulanık bir ortam kurgulayarak gözlüğümün sağ tarafındaki sanat pırıltılarını göstermişim. Ara Güler’in yolundayım, sanıyorum. Yakında onu da yakalar ve geçerim, herhalde.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01256.jpg

Bu da fotoğrafçılığa yeni başlayan arkadaşlara ders olması için özellikle kurguladığım "fotoğraf makinesi nerede olursa olsun, illa ki objektife bak" mizanseni. “Bu nasıl bir kurgu, kardeşim?” falan diye sormayın, bu benim sanat anlayışım, arkadaşım. Fotoğraf makinesine bakmayan arkadaşlarda bu profesyonel çekimden gerekli dersleri çıkarabilirler, tabii ki.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01258.jpg

Evet, Hindistan’ın karmaşık köy yollarında işimi gücümü bırakarak siz dostlarım için zaman ayırarak verdiğim bu kısa ama özlü kendi kendinin fotoğrafını çekme dersinden sonra yoluma devam ediyorum. Bu fotoğraf derslerine daha sonra tekrar devam edeceğim, merak etmeyin.

Yol üstünde köylerin içinden geçiyorum. Fakirlik ve sefalet üzücü gerçekten.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01259.jpg

Tahminimden daha zor olmasına ve daha uzun sürmesine rağmen sonunda Agra Gwalior yoluna çıkıyorum. Yolumu büyük bir nehir kesiyor. Chambal nehri. Chambal nehri Himalayalardan doğduktan sonra Delhi’den geçerek Agra’da Taj Mahal’i selamlayıp gelen Yamuna nehri ile buluşacak, daha sonra her ikisi birlikte kutsal Haridwar ve Rishikesh’den uzun yoldan gelen Ganj’la birleşecekler. Kutsal Ganj daha sonra güneye Varanasi’ye devam edip, Bangladeş’ten Hint okyanusuna dökülecek.

Chambal nehri çok geniş bir yatak içinde akıyor. Bu nehir Yamuna’nın ve Ganj’ın bir koluysa Ganj nasıl bir nehirdir acaba, gerçekten merak ediyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01261.jpg

Nehri geçtiğim köprünün hemen yanı başında yeni bir köprü inşaatı devam ediyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01260.jpg

Köprünün diğer ayağında çok güzel eski bir köprü var. Fatehpur Sikri’dekinin benzeri küçük kubbeli yapılar bana köprünün Moğol mimarisine ait olduğunu söylüyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01262.jpg

Bu köprüyü de geçtikten sonra Gwalior’a akşam 17:00 gibi ulaşıyorum. Burada Gwalior kalesini görmek istiyorum. Planım burada kalıp sabah kaleyi gezdikten sonra Khajuraho’ya devam etmek. Havanın kararmasına daha 1.5-2 saat var, kaleye şöyle bir göz atsam mı acep?

Gwalior’a gelince şehir merkezine giriyorum, ama ortada kale falan gözükmüyor. Gitmeden hazırlık yaparken gördüğüm resimlerinden hatırladığım kadarıyla kale yüksek bir tepenin üzerinde kurulmuştu. Eee nerede bu kale peki? Yine, sora sora bulmaya çalışıyorum. Kimse bilmiyor. Hadi belki bu vatandaş bilmiyordur diye bir başkasına soruyorum, yok oğlu yok, kimse bilmiyor. Yaklaşık bir 5-6 denemeden sonra iyi İngilizce konuşan bir vatandaşa rastlıyorum. “Gwalior Castle’a gitmek istiyorum, ama kimse bilmiyor” deyince, adam bir kahkaha patlatıyor. Sabahın köründen beri yollardayım, güneşin altında pişmişim, bir yandan da şehrin kalabalık trafiğinde boğuşuyorum, bu adam da karşımda b.kunda boncuk görmüş gibi kahkahalarla gülüyor. Tam kendi kendime “Ulen Hindistan'da da manyağın Hintlisini bulduk ya, helal olsun” diye söylenirken, adam “Haklılar tabii, burada "Gwalior Castle" diye bir yer yok” diyor. Tam cümleme hasss diye başlayacakken, adam “sizin aradığınız yer "Gwalior Fort", biz burada "castle" değil, "fort" deriz” diyor. Usta tamamda, benim bildiğim her ikisi de kale, “castle” içinde kralın da yaşadığı saray bulunan kale, “fort” da içinde yerleşim olmayan daha çok savunma amaçlı yapılmış bir kale, doğru mu? Doğru. Buradaki kaleninde içinde saray var, doğru mu? Doğru. Eee o zaman neden “Gwalior Castle” değil de, “Gwalior Fort”? Çünkü, biz öyle kullanıyoruz. Pekala anladık, peki nerede usta bu "Gwalior Fort"?

Gwalior kalesinin yol tarifini nihayet doğru şekilde alıyorum ve kale kendini uzaklardan gösteriyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01265.jpg

Seda
09-12-2009, 12:45
Ben gördüm o sanat pırıltılarını hakikaten de parlıyor oradan. :D Fotoğraf derslerinizin takipçisiyim. :D
Çok eğlendim, Allah da sizi güldürsün Tankut hocam. :D :D :D

KutG
09-12-2009, 07:41
Arkadaşlar,

Ben, Seden ve Neco yarın 10.12.2009 akşam saat 20:00-22:00 arası TRT Ankara Radyosunda Son Durak programına konuk oluyoruz. Ana tema motosiklet ve geziler olacak. EC'den bahsetmek de boynumuzun borcu tabii. TRT Ankara Radyosu Ankara'da 105.6 MHz frekansından dinleniyor. Diğer şehirlerde internetten www.trt.net.tr adresindeki sayfanın üst tarafındaki "Canlı" butonunu tıkladıktan sonra TRT Ankara Radyosunu seçerek internetten de dinlenebilir. İsterseniz, 0312 4442406 nolu telefondan canlı yayına bağlanabilir, isterseniz de ankararadyosu@trt.net.tr adresinden program esnasında e-posta gönderebilirsiniz.

TurgayAlan
09-12-2009, 08:17
Arkadaşlar,

Ben, Seden ve Neco yarın 10.12.2009 akşam saat 20:00-22:00 arası TRT Ankara Radyosunda Son Durak programına konuk oluyoruz. ..
Kulağımız sizde olacak usta..
Kolay gelsin..

semih
10-12-2009, 10:36
Arkadaşlar,

Ben, Seden ve Neco yarın 10.12.2009 akşam saat 20:00-22:00 arası TRT Ankara Radyosunda Son Durak programına konuk oluyoruz. Ana tema motosiklet ve geziler olacak. EC'den bahsetmek de boynumuzun borcu tabii. TRT Ankara Radyosu Ankara'da 105.6 MHz frekansından dinleniyor. Diğer şehirlerde internetten www.trt.net.tr adresindeki sayfanın üst tarafındaki "Canlı" butonunu tıkladıktan sonra TRT Ankara Radyosunu seçerek internetten de dinlenebilir. İsterseniz, 0312 4442406 nolu telefondan canlı yayına bağlanabilir, isterseniz de ankararadyosu@trt.net.tr adresinden program esnasında e-posta gönderebilirsiniz.

Takipte olacağım, Belki e-posta ile soru bilem sorabilirim.:) Canlı yayında sıkıştıralım seni.:D :D

KutG
10-12-2009, 11:05
Takipte olacağım, Belki e-posta ile soru bilem sorabilirim.:) Canlı yayında sıkıştıralım seni.:D :D

Sıkıştır bakalım, bende bizi Merzifon'da nasıl ağırladığını, Düzce'ye getirdiğin elmaları gözlemeleri anlatırım.

TurgayAlan
10-12-2009, 05:10
Takipte olacağım, Belki e-posta ile soru bilem sorabilirim.:)
Sormazsan,ben sana sorarım..!:D

Kolay gelsin Tankut usta..

KutG
10-12-2009, 05:45
Kulağımız sizde olacak usta..
Kolay gelsin..


Takipte olacağım, Belki e-posta ile soru bilem sorabilirim.:) Canlı yayında sıkıştıralım seni.:D :D


Sormazsan,ben sana sorarım..!:D

Kolay gelsin Tankut usta..


İstek parçası da okurum, sizin için...

.

NurettinAbi
10-12-2009, 06:38
Usta,ben Vizöre bakma özürlü olduğumdan dolayı treni kaçırmışım:D Bak senbile gözlük arkasından bakmışsın.Sayılmaaz.E.C denilen yerde,her kareden adam olmalı,öyle değilmi?

KORBALA
10-12-2009, 08:08
Saat 20:08 Riders on the storm çalıyor. Hava bozdu da Ankara tafiğinde mi kaldınız :)

TurgayAlan
10-12-2009, 10:25
Usta,ben Vizöre bakma özürlü olduğumdan dolayı treni kaçırmışım:D
Korkarım,sen radyo trenini de kaçırdın abi..:D

KutG
11-12-2009, 07:01
Gwalior kalesi iki aşamada inşa edilmiş. Birinci kısım olan kale ve ana yapılar 8 y.y.’da inşa edilirken ikinci kısım olan kalenin içindeki saray 15. y.y.’da mihrace Raja Man Singh Tomar tarafından inşa edilmiş. Kale mimarisi diğer Moğol kalelerinin benzeri. İkinci kısım yani kale içindeki saray Moğol imparatoru Babür Şah’ın himayesinde yaptırılmış. Jaipur’daki Amber kalesi, Raja Man Singh ve Moğol imparatoru Akbar arasındaki ilişkinin tamamen benzeri Madya Pradeş’in ortasında Gwalior’da Gwalior kalesi, Raja Man Singh Tomar ve Babür Şah arasında var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01266.jpg

Kalenin yakınlarına geliyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01263.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01264.jpg

Burası kalenin giriş kısmı ve sarayın dıştan görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/Gwaliorfort1.jpg

Duvarlardaki renkli taş işçiliği dikkat çekici.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/Gwaliorfort2.jpg

Bu da yakın plan.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/Gwaliorfort3.jpg

Saat 18:00. Eeee kale ziyareti de bitti, ne yapalım? Gidip bir otel mi baksam acaba? Sabah kalkar, adam gibi yola düşerim. Yoksa, havanın kararmasına daha 1 saat kadar var, Khajuraho 275 km ileride, ama yol üstündeki Jhansi buradan 100 km, acaba Jhansi’ye kadar sürüp orada mı kalsam? Yolun çoğunu da aydınlıkta giderim, ne dersin Yussuf? Artçım Yussuf, “tamam usta, ben varım” deyince yola koyuluyoruz. Yola koyuluyoruz, ama bu 100 kilometrelik yol tüm seyahat boyunca yaptığım en kötü bir parkur haline geliyor. En kötüyü bırak, tam bir felaket. Gwalior’u çıkar çıkmaz yol inşaatı başlıyor. Ama ne inşaat? Bırakın doğru dürüst işaretlendirmeyi, yol bir asfalt, bir toprak, bir sağda, bir solda, bir orada, bir burada, bir başka yolla birleşiyor, bir ayrılıyor. Üstüne üstlük gece de bastırıyor mu? Bu da yetmez, üstüne bir de vahşi kamyon trafiğini ekleyelim, lütfen. Tamam, şimdi oldu. Bütün bu muhteşem şartlar bir araya gelince ızdırabını yaşamak da bana kalıyor. Kamyon sürücüleri trafiğin kralı olmanın verdiği tüm avantajları sonuna kadar kullanıyorlar, ayarsız uzun farları hep açık, karşıdan gelen kıytırık bir motosiklet onların sollama (oraya göre sağlama) yapmasına engel değil. Öyle ki, iki defa uzun farlarını yakarak karşıdan sollama yapmaya çıkmış kamyonla kafa kafaya girmemek için tamamen kör bir şekilde şarampole iniyorum. Ama, başka bir şey de dikkatimi çekiyor. Yine böyle sollama yapan bir kamyondan dolayı şarampole indiğimde kamyon bir anda sollama yaptığı aracı yoldan çıkartacak şekilde kenara itip bana yol açıyor, ben herhalde diğer aracı tanıyor da onunla Hint usulü şakalaşıyor olsa gerek diye düşünürken şarampolün devamındaki yol inşaatını görüyorum. Şarampol orada bitiyor ve aşağısı 20-25 metrelik derin bir yar. Zaten uzun farlardan dolayı hiçbir şey görünmüyor, yani devam etsem bende aynen o yarın dibindeyim. Son ana kadar zorlama, ama o zor anda da sizi kollama durumu yani. Çok ilginç bir deneyim.

Ama, olacak gibi değil, gitsen gidilmiyor, kalsan kalacak yer yok. Ne halt edeceğiz? Aklıma eski bir Kızılderili numarası geliyor. Hızlı arabaların arkasına takılıyorum, aynen büyük balığın artçı suyunda giden küçük Kızılderili balıklar gibi. Önde giden arabalar beni tereyağdan kıl çeker gibi çekip çıkarıyorlar zorlu trafikten. Bazısı arkada sürekli takip eden fardan huzursuzlanıyor iyice gazlayıp gidiyor, bazısı da iyice yavaşlayıp yol veriyor. Yine böyle peşine takıldığım bir araba birden yolun kenarına çekip duruyor, bende duruyorum. Ben herhalde “ne takip ediyorsun kardeşim?” falan diye söylenecekler diye düşünürken, arabadan inen 3 vatandaş hiç istiflerini bozmadan yol kenarında tuvalet ihtiyaçlarını gideriyorlar. 15 dakika ihtiyaç molası yani. Bende fırsat bu fırsat diyerek “usta, kusura bakmayın, hep böyle ensenizdeyim, ama yol yapamıyorum, ondan yani” türü laflar edince “tamam, sorun değil, bizi takip et” diyorlar.

Bu kardeşlerin de desteğiyle saat 18:00 gibi ayrıldığım Gwalior’dan Jhansi’ye kadar 2 saatte alacağımı düşündüğüm 100 kilometrelik mesafeyi ancak 5 saatte alabiliyorum. Gece 23:00 gibi Jhansi’deyim. Ama, var ya, bitmişim, bitmiş. Yorgunluk, bitkinlik, ter ve toz. İşte aynen böyle. Kendimi hemen bir otele atmalıyım. İlk önce yanımdaki Lonely Planet’ten Sati Oteli buluyorum. Otele girişte parktaki benim Karizma’nın benzeri bir motor ve bir Royal Enfield dikkatimi çekiyor. Girip otele fiyat soruyorum, çok uçuk bir fiyat söylüyor. Tam Lonely Planet’ten diğer otellere bakarken yanıma parktaki 2 motorun sahibi çocuklar geliyor. Yardıma ihtiyacınız var mı, hocam? Olmaz mı kardeşler ya, sizi motor tanrıları mı gönderdi? Öyle ya, buralarda her şeyin tanrısı varsa, motosikletlerin de bir tanrısı vardır, herhal. Bu kardeşler beni Chandar Otel’e getiriyorlar. Fiyat makul, 500 rupi (15 TL).

Hemen, atıyorum kendimi odaya. Oda fena sayılmaz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01267.jpg

Ama o da ne? Odada ufak çaplı bir böcek koleksiyonu var. Ne ararsan var, sinek, böcek, sivrisinek, kanatlı tropik böcekler, onları yiyen kertenkeleler, hepsi buradalar. Bu akşam beraberiz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01268.jpg

Valla, odada fil olsa umurumda değil, o kadar yorgunum ki. Yanımdaki cibinliği ilk kez burada kullanıyorum, zira yanımda sıtma hapları yok.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01269.jpg

En iyisi sıcak bir duş alıp, vereyim kendimi uykuya diyorum. Anaaa, sıcak su yok. Otele giriş yaparken sıcak su olup olmadığını sormuştum, var demişlerdi. Odadaki başbakana direkt bağlı yeşil (kırmızı olması lazımdı, yanlış koymuşlar) telefondan resepsiyonu arıyorum. Hayır arayamıyorum. Resepsiyonla konuşamayınca bari başbakana söyleyeyim de o halletsin diyerek telefonda bir süre kendi kendime “başbakan, başbakan, nedir bu rezalet, nerde bu devlet, nerde bu millet?” diye sesleniyorum, ama telefonun hiçbir yere bağlanmamasından dolayı kendi kendime konuştuğumu anlayarak derdimi telefonda anlatmak yerine direkt olarak aşağıya resepsiyona inerek anlatmaya karar veriyorum. Hemen resepsiyona iniyorum ve bundan sonra resepsiyonist ile aramızda şöyle bir diyalog geçiyor.

Bendeniz: Hani otelde sıcak su vardı? Nerde bu sıcak su, baboş?
Resepsiyonist: İnek içti.
Bendeniz: İnek nerde?
Resepsiyonist: Dağa kaçtı.
Bendeniz: Dağ nerde?
Resepsiyonist: Yandı, bitti, kül oldu.

Resepsiyonist sonunda baklayı ağzından çıkarıyor ve bana veriyor. Ben elin adamının ağzından çıkmış baklayı almayı reddederek “teşekkür ederim, ben Hint baklası almayayım, Türk baklasını tercih ediyorum” diyerek almıyorum.

Ya ben ne diyorum, iyice daldık gittik. Her neyse, sonunda anlaşılıyor ki, otel şebekesinde sıcak su sistemi zaten yok, sıcak su isteyene ayrıca kovayla servis ediliyor. Gecenin bir yarısı kovayla suyla uğraşamam kardeşim, haydin ben yatıyorum. Ahanda yattım. Haydin iyi geceler.

TurgayAlan
11-12-2009, 10:40
..böyle sollama yapan bir kamyondan dolayı şarampole indiğimde kamyon bir anda sollama yaptığı aracı yoldan çıkartacak şekilde kenara itip bana yol açıyor, ben herhalde diğer aracı tanıyor da onunla Hint usulü şakalaşıyor olsa gerek diye düşünürken şarampolün devamındaki yol inşaatını görüyorum. Şarampol orada bitiyor ve aşağısı 20-25 metrelik derin bir yar. Zaten uzun farlardan dolayı hiçbir şey görünmüyor,
Bu konu,sanırım 7.sayfada kısaca bahsettiğin karmaşanın geniş açıklaması usta..:)

.. haydin ben yatıyorum. Ahanda yattım. Haydin iyi geceler.
Seni, BBG evlerinde olduğu gibi,uykunda bile takip ediyoruz usta..:)

Şimdili iyi geceler..

KutG
12-12-2009, 11:33
Bu konu,sanırım 7.sayfada kısaca bahsettiğin karmaşanın geniş açıklaması usta..:)

Seni, BBG evlerinde olduğu gibi,uykunda bile takip ediyoruz usta..:)

Şimdili iyi geceler..

Evet, Turgay'cığım aynen öyle. Dikkatin de gerçekten dikkat çekici yani.

KutG
14-12-2009, 10:00
6. gün. 16.09.2009. Jhansi-Orcha-Khajuraho 175km.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/7Jhansi-Orcha-Khajuraho175km.jpg

Sabah ilk iş dün geceden kalma duş işini Delhi’de öğrendiğim şekilde ılık suyla yapıyorum. İyi de oluyor. Canavar kipiyin. Bugün istikamet Khajuraho. 175 km, uzak da değil. Keyifle giderim. Ama, yol üstünde görmek istediğim önemli bir yer var. Jhansi’den yaklaşık 15 km uzaklıkta Betwa nehrinin üstünde yer alan bir adada kurulu küçük Hint prensliği Bundelkhand’ın başşehri Orcha.

Orcha savunma amaçlı stratejilerden dolayı Betwa nehri üzerinde Rudra Pratap Singh tarafından 1501 yılında kurulmuş. Ada üzerinde güçlü kale kompleksinin içinde 3 tane saray inşa edilmiş. Bunlardan en önemlisi olan Jihangir Mahal Moğol imparatoru kudretli Akbar’ın şehri ziyareti anısına Raja Bir Singh tarafından 17. y.y.’da yaptırılmış. Kompleksin içindeki diğer saraylar Raj Mahal ve Praveen Mahal.

Bölgenin diğer önemli yapılarından biri Delhi’de ve Jaipur’da da aynı adlı benzerleri olan Laksmi Narayan Tapınağı. Laksmi’yi hatırladınız mı? Hani, şu koruyucu Vişnu’nun para ve refahtan sorumlu karısı tanrıça Laksmi. Diğerleri de Ram Raja Tapınağı ve Chaturbhuj Tapınakları.

Jhansi Chandra Otel’in inanılmaz konforundan kaçar gibi ayrılıp ilk durağım olan Orcha adasına hareket ediyorum. Orcha adasına giden yol Khajuraho yolundan ayrılıyor. Ana yoldan ayrılıp, Orcha adasına doğru sürerken yolda karşıma Betwa nehrinin küçük kolları çıkıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01282.jpg

Köprü üstlerinde durup bu küçük kolların fotoğraflarını alıyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01283.jpg

İnanılmaz güzellikteler, tropik bitki örtüsü masallardan fırlamış gibi duruyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01284.jpg

Birazdan Betwa nehrinden Orcha kale kompleksine geçit veren köprünün önündeyim. Bu Orcha kalesinin giriş bölümü tarafından görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01270.jpg

Bu kalenin kara tarafından görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01277.jpg

Bu da kalenin nehre bakan tarafından görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01271.jpg

Biraz daha yakından alalım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01272.jpg

Orcha kalesinin Jihangir Mahal sarayı tarafına geçiyorum. Bu fotoğrafta görülen Jihangir Mahal tarafından Raj Mahal sarayı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01273.jpg

Yine bu bölgede uzaklardan görülen Laksmi Narayan Tapınağı. Sol tarafta Ram Raja Tapınağının bir bölümü gözüküyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01274.jpg

Bu da Ram Raja Tapınağının tamamı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01281.jpg

Aşağıda Chaturbhuj Tapınağı var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01278.jpg

Kalenin Jihangir Mahal tarafı aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi görülüyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01276.jpg

Bu da Jihangir Mahal sarayı tabelası.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01275.jpg

Şimdi, kalenin içine girelim bakalım. Bizi ilk karşılayan diğer Hint Moğol saraylarında olduğu yine Diwan-i-Aam.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01280.jpg

Bu da tanıtım tabelası. Okumak isteyene. Ama, ben tavsiye ederim. Okuma alışkanlığı olmayanlara tüm yazıyı okumak belki biraz sıkıcı gelebilir, ama gerçekten tavsiye ederim. Çünkü, yüzyıllar içinde o bölgede oluşmuş tarih hepsi hepsi şu küçücük konsantre tabelaya sığmış. Işık hızında bir tarih yolculuğu gibi. Deneyin, keyif alacaksınız.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01279.jpg

KutG
15-12-2009, 07:48
Arkadaşlar,

Ben, Seden ve Neco yarın 10.12.2009 akşam saat 20:00-22:00 arası TRT Ankara Radyosunda Son Durak programına konuk oluyoruz. Ana tema motosiklet ve geziler olacak. EC'den bahsetmek de boynumuzun borcu tabii. TRT Ankara Radyosu Ankara'da 105.6 MHz frekansından dinleniyor. Diğer şehirlerde internetten www.trt.net.tr adresindeki sayfanın üst tarafındaki "Canlı" butonunu tıkladıktan sonra TRT Ankara Radyosunu seçerek internetten de dinlenebilir. İsterseniz, 0312 4442406 nolu telefondan canlı yayına bağlanabilir, isterseniz de ankararadyosu@trt.net.tr adresinden program esnasında e-posta gönderebilirsiniz.


Arkadaşlar, daha önce yukarıda duyurusunu yaptığım canlı yayınlanan radyo programının kayıtları aşağıda. EC'nin iyi reklamını yapmışız hani. 6 bira götürmüş sesim geliyor mu Turgay'a ve bir türlü dönemeyen "Born to be wild" şarkısına dikkat!


http://i189.photobucket.com/albums/z306/kutgkutg/Son%20durak%20radyo%20program/th_Radyoprogram-motosikletsyleileri.jpg (http://s189.photobucket.com/albums/z306/kutgkutg/Son%20durak%20radyo%20program/?action=view&current=Radyoprogram-motosikletsyleileri.flv)

.

KutG
16-12-2009, 08:44
Orcha adasından ayrılıp tekrar Khajuraho yoluna sapıyorum. Yol biraz ileride Betwa nehriyle kesişiyor. Betwa nehrini hem karayolu hem de yanında bir demiryolu kesiyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01285.jpg

Ama, burada görüntü demiryolu köprüsü değil, uzaklardan gözüken Orcha kalesi ve tapınakları.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01286.jpg

Bu da köprünün üstünden nehrin diğer tarafının görüntüsü. Betwa Chambal nehri gibi Delhi ve Agra’dan geçen Yamuna nehri ile birleşen küçük kollardan biri. Yamuna nehri Chambal’ı ve Betwa’yı aldıktan sonra kutsal Ganj’a kavuşacak. Ama, şu küçük kol Betwa’ya bakar mısınız, küçük kol bu kadar geniş bir yatakta akıyorsa, kutsal Ganj nasıl bir nehirdir acaba? Bizim, en büyüğümüz Kızılırmak ile karşılaştırıyorum, bu küçük kol Betwa bile Kızılırmak’tan kat be kat büyük. Ganj’ın kutsallığı büyüklüğü ve etrafına saçtığı yaşam tohumlarından geliyor olsa gerek. Bu anlamda Afrika’daki Nil’e, Asya’daki Sarı nehre, Amerika’daki Missisipi’ye ve Güney Amerika’daki Amazon’a çok benziyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01287.jpg

Betwa nehrini geçtikten sonra karşıma başka bir kol daha çıkıyor. Bu sefer ki Dhasan nehri. O da Chambal ve Betwa gibi Yamuna ile birleşiyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01288.jpg

Dhasan nehri üstünde bir bent, sel taşkınlarını önlemek için olsa gerek, bu nehirler bu kadar geniş yataklarda aktıklarına göre.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01289.jpg

Nehir kıyısında insanlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01290.jpg

Dhasan nehrini geçtikten sonra bir yol ayrımından geçiyorum, ana yolu takip ediyorum, ama bir yanlışlık var. Tabelalar Allahabad’ı göstermeye başlıyor. Hayır, yanlış yoldayım. Sapağa geri dönüyorum. Evet, Allahabad Khajuraho sapağını kaçırmışım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01291.jpg

Artık, Hindistan’ın iyice içlerinde kırsal kesimindeyim. Yerleşim yerlerinin sıklığı azalmaya başlıyor, daha çok küçük köylerden geçiyorum, mesafeler uzun, yollar boş.

Yollarda çok güzel görüntüler var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01292.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01293.jpg

Ara sıra küçük molalar veriyorum. Her durduğumda yanıma yoldan geçen bisikletliler, yayalar geliyor. Anlaşabildiğimiz kadar anlaşıyoruz, anlaşamadığımız yerde gülümsüyoruz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01294.jpg

Çok keyifli güzel bir yolculuk oluyor. Ama, bu güzel yolculuğun keyfinin illa bozulması gerekiyor. Jhansi’den çıktığımdan beri motor fırtınaya tutulmuş kayık gibi sallanıyor, başlarda rüzgar zannediyorum, ama değil. Arka amortisörlerde sorun var. İnip biraz inceliyorum, evet amortisör şasi bağlantı lastiklerinde boşluk var, bu da motoru yolda gezdiriyor. Hiç dert değil, ilk yerleşim biriminde duruyorum. Where is the mechanic? Here, it is.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01295.jpg

Evet, tahmin ettiğim gibi amortisör bağlantı lastikleri. Tamirci amortisörleri söküp yeni lastikleri takıyor, ama çap tutmadığı için olmuyor. Tekrar, söküp sıkı geçme için lastikleri presletmeye götürüyor. Getirip takıyor, aynen tamamdır. 1 saat içinde tekrar yoldayım. Masraf 150 rupi. 5 TL.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01297.jpg

Tamircide beklerken gelen dilenciler.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01296.jpg

TurgayAlan
16-12-2009, 01:26
...
Bu da tanıtım tabelası. Okumak isteyene. Ama, ben tavsiye ederim. Okuma alışkanlığı olmayanlara tüm yazıyı okumak belki biraz sıkıcı gelebilir, ama gerçekten tavsiye ederim. Çünkü, yüzyıllar içinde o bölgede oluşmuş tarih hepsi hepsi şu küçücük konsantre tabelaya sığmış. Işık hızında bir tarih yolculuğu gibi. Deneyin, keyif alacaksınız.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01279.jpg
Usta,okumasına okuyalım da..
Bu yazılar hem çok küçük,hem de yabancı dillerde yazılmış.

Biliyorsun, Türkçe'den başka dil bilmiyoruz..:D

TurgayAlan
16-12-2009, 01:29
http://i189.photobucket.com/albums/z306/kutgkutg/Son%20durak%20radyo%20program/th_Radyoprogram-motosikletsyleileri.jpg (http://s189.photobucket.com/albums/z306/kutgkutg/Son%20durak%20radyo%20program/?action=view&current=Radyoprogram-motosikletsyleileri.flv).
Bu video sanırım ilk 10 dakikanın ,öyle değil mi usta..?:rolleyes:

KutG
16-12-2009, 02:02
Usta,okumasına okuyalım da..
Bu yazılar hem çok küçük,hem de yabancı dillerde yazılmış.

Biliyorsun, Türkçe'den başka dil bilmiyoruz..:D

Haklısın Turgay, sen yazdıktan sonra buna bir açıklama gerektiğini anladım. Okuyabilen ve detayları merak eden okusun, kalan sağlara ben anlatıyorum zaten.

Uyarı için teşekkürler...




Bu video sanırım ilk 10 dakikanın ,öyle değil mi usta..?:rolleyes:

Hayır, tüm programın kaydı. Seda'ya tekrar teşekkürler.

.

semih
16-12-2009, 02:36
Hayır, tüm programın kaydı. Seda'ya tekrar teşekkürler.



Tankut hocam vermiş olduğunuz link'teki kayıt ilk 10 dk.ait devamı yok.Ya da siz yükler ken ilk 10 dk.kısmı aldı.gerisini almadı ama 2 saatlik bir kayıt yok orda.

Bu arada takipteyiz...

KutG
16-12-2009, 04:11
Evet, haklısınız, radyo kayıtlı videoda sadece ilk 10 dakikalık bölüm var, dikkatimi çekmemiş.

Bu arada Seda'da haklıymış, epeyce uğraşıp sonunda pes etmişti. Çünkü yaklaşık 2 saatlik 105 MB'lik ses dosyasını Windows Moviemaker ile video dosyasına çevirdikten sonra boyutu yaklaşık 60 MB'ye düştü, ama bu seferde internetteki video yükleme sitelerinin süre sınırlandırmalarına takıldı. Photobucket 10 dakika, Youtube 10 dakika ve Imageshack en fazla 15 dakikalık kayıtlara müsaade ediyor.

Facebook aslında video yükleme sitesi değil, ama yine en iyisi o galiba, çünkü 1024 MB 20 dakikalık videolara müsaade ediyor. Bu programın radyo kayıtları video formatıyla benim facebook hesabımda var, isterseniz oradan girip bölümler halinde izleyebilirsiniz.

NurettinAbi
16-12-2009, 04:50
Hmm..bende çok kısa olmuş,curcunayı dinleyemedim,acaba arıza bendemi diye düşündüm,meğer hepimiz arızalıymışız:D Tankut hoca,dilenciler kovaylamı dileniyorlar oralarda,yuh be,öyleyse.Adamlar TVS'in bile bayiliğini almışlar be.Motor altından çıkmadan şu işleri halledebilecekmisin bakalım:D Takip, o biçim...

Seda
16-12-2009, 11:13
Bu arada Seda'da haklıymış, epeyce uğraşıp sonunda pes etmişti.

:D :D :D

Ne zor işlermiş bunlar yahu arızaya bağlatmıştı beni cuma gecesi. :D Neyse hallolluysa sevindim. Teşekküre ne hacet, benim için zevkti üstelik radyo kayıtlarını kaydeden program olduğunu keşfettim artık beğendiğim şarkıları anında kayda alabiliyorum. ;)
Bu arada Turgay hocamın dediği gibi özel istek yapalım, feyzbukta grup kuralım mı? Tankut ve Seden yeniden radyoya grubu. :D :p
Dinleyin dinleyin kayıtları. Seden'in ilk motosikletini eve çıkartma hikayesine de dikkat çekmek isterim. :)

cenker_ttr
16-12-2009, 11:17
Çok güzel bir söyleşi olmuş, kaçırdığıma üzüldüm ama dinleyebildiğime sevindim.
EC de yeni üye başvurusu patlaması bekliyorum,canınıza dilinize sağlık.
SELAMLAR

KutG
17-12-2009, 11:21
Ruhların Arındığı Yere Yolculuk'ta öyle akıllara zarar bir yere geliyoruz ki, aman aman aman.

Khajuraho diyorum, Kama Sutra diyorum, çoluğu çucuğu bilgisayardan uzaklaştırın diyorum, aile efradını yatırıp ekran başına öyle geçin diyorum, +18 diyorum. Daha ne diyeyim?

Aldınız mı ara gazını?

KORBALA
17-12-2009, 11:27
Babababa sen mi çektin hepsini :P

NurettinAbi
17-12-2009, 11:31
Tankut hocam... ASSS SSONRAA, diyecektin:D Verdin ara gazını..Gaz patlaması hasıl olacak kibin,o biçim takibe devaam..

KutG
17-12-2009, 11:58
Babababa sen mi çektin hepsini :P

Hem de hepsini tek tek itinayla, Cumhur'um...




Tankut hocam... ASSS SSONRAA, diyecektin:D Verdin ara gazını..Gaz patlaması hasıl olacak kibin,o biçim takibe devaam..

Seni kırarmıyım hiç, Nurettin hocam...



AZZZZZ SONRAAAAA !!!!!

.

TurgayAlan
17-12-2009, 04:58
Ruhların Arındığı Yere Yolculuk'ta öyle akıllara zarar bir yere geliyoruz ki, aman aman aman.

Khajuraho diyorum, Kama Sutra diyorum, çoluğu çucuğu bilgisayardan uzaklaştırın diyorum, aile efradını yatırıp ekran başına öyle geçin diyorum, +18 diyorum. Daha ne diyeyim?
Anlaşılan,Hindistan'ın erotik tapınaklarını gezeceğiz usat..:)

37_Fahir
18-12-2009, 11:29
Tankut hocam seni izlemiyoruz sanma,biraz tembel öğrenciler gibide olsa takipdeyiz,biriktirip biriktrip öyle çalışıyoruz,yıl sonu sınavları gelmeden haber verde hazırlıklı olalım:D Sevgiler...:)

KutG
18-12-2009, 01:57
Tankut hocam seni izlemiyoruz sanma,biraz tembel öğrenciler gibide olsa takipdeyiz,biriktirip biriktrip öyle çalışıyoruz,yıl sonu sınavları gelmeden haber verde hazırlıklı olalım:D Sevgiler...:)

Ooo yazını görmek çok güzel be Fahir abi, özlemişiz seni. Bir Perşembe gelsen de Duvarcılar olarak ağırlasak seni.

KutG
18-12-2009, 03:01
Khajuraho Hindistan’ın Madya Pradeş eyaletinin Chatarpur bölgesinde havaalanı bile olan ufacık bir köy. Peki, habire Khajuraho Khajuraho deyip duruyoruz, nereden geliyor bu Khajuraho’nun önemi? Çünkü, Khajuraho’da UNESCO’nun Dünya Kültür Mirasına girmiş Hindu ve Jain tanrılarına adanmış Hindu ve Jain tapınakları var. Buraya dünyaca ününü kazandıran diğer bir unsurda bu tapınaklara kullanılan erotik Kama Sutra figürleri. Aslında olay erotizmi biraz aşıp hard porno sınırlarına gelmiş, ama en iyisi aşağıda kendiniz izleyin ve karar verin. Ben sadece bir ara dipnot vereyim, tapınaklarda sadece Kama Sutra figürleri değil, aynı zamanda tanrılar, kraliyet, savaşlar, evlilik, müzik ve dans figürleri de var, tabii bu konular Kama Sutra kadar ilginizi çekmeyeceği için bu konulara çok değinmedim.

Khajuraho 10 ve 12. yüzyıllar arasında bölgede hüküm süren Chandela hanedanına başkentlik yapmış. Ama, bu başkentlik resmi başkentlik değil, kültürel başkentlik. Zaten, bu sebepten dolayı da etrafta bu tapınakları koruyan kale veya duvar gibi savunma yapıları yok. Khajuraho tapınakları milattan sonra 950 ve 1050 yılları arasında kum taşından (az sayıda bazı tapınaklarda granit de kullanılmış) inşa edilmiş. Tarihi kayıtlara göre sayıları 85 kadar olan tapınaklardan günümüze 25 kadarı ulaşabilmiş. Bölgede dört ana grup tapınak var. En büyüğü ve görkemlisi olan Batı Hindu tapınakları, Doğu Jain tapınakları, nispeten daha küçük ve az olan Güney ve Kuzey tapınakları. İbn-i Batuta’ya göre 12. yüzyılın sonlarında Chandela hanedanının hükümranlık gücünü yitirmesine rağmen bölge kültürel önemini 15. yüzyıla kadar sürdürmüştü. Daha sonra Khajuraho 15 y.y.’dan 18. y.y.’daki İngilizler tarafından yeniden keşfine kadar tamamen unutulmuş. İnternette Khajuraho hakkında okuduğum bazı kaynaklar bu kayboluşun tüm tapınakları saran tropik bitki örtüsü sayesinde olduğunu ve bunun da bölgeyi Müslüman Moğolların tahribatından koruduğunu yazıyordu. Dünyada hiçbir şeyin saklı kalamayacağını bilerek ve Moğolların Müslümanlık yorumlarını epeyce okuyarak bizzat yerinde gören biri olarak bunun nasıl saçma ve cahilce bir yorum olduğunu daha sonra Khajuraho’da gerçek bir örnekle bizzat yaşayarak bir kere daha göreceğim.

Khajuraho'ya gelir gelmez önceliği Batı Tapınaklarına veriyorum. Yanlış hatırlamıyorsam 500 rupi (15 TL) olan giriş biletimi alıp içeri giriyorum. Karşımda 10 tane muhteşem Hindu tapınağı var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01331.jpg

İçeri girer girmez beni bu yalınayak yaşlı küçük Hintli karşılıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01337.jpg

Rehber ihtiyacım olup olmadığını soruyor. Dersini iyi çalışmış bir öğrencinin vereceği reaksiyonel bir tepkiyle “hayır, teşekkür ederim” diyerek reddediyorum. Pazarlık yaptığımı zanneden yalınayak yaşlı küçük Hintli öyle bir rakam söylüyor ki, bir daha reddetmenin anlamsızlığı hemen ortaya çıkıyor. Tapınakları gezerken akıcı İngilizcesiyle verdiği tarihi bilgilere eklediği felsefi yorumlar bu yalınayak yaşlı küçük Hintli’nin basit bir rehber olmadığı,fakat doygun bir bilgi birikimine ve engin bir hayat felsefesine sahip bir bilge olduğunu düşündürüyor.

Girişte Khajuraho’yu tanıtan tabela var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01298.jpg

İçeri girer girmez sol tarafımda iki tapınak görüyorum. Neden sol taraftan başlıyorum, çünkü bütün Hindu tapınakları saat yönünde geziliyor. Tapınaklar grubunu gezmekte aynı şekle konmuş. Sol taraftaki Varaha türbesi, sağ taraftaki Batı tapınaklarının en ünlü iki tapınağından biri olan Lakshmana Tapınağı. Türbe tanımı ne kadar doğru olur bilemiyorum, ama caminin küçüğü bizde türbe olarak adlandırıldığı için tapınağın küçüğüne bende türbe dedim. İngilizcesi “shrine”, ama tam Türkçe karşılığı yok, maalesef.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01299.jpg

Bu Varaha türbesi. Tamamen kum taşından yapılmış türbenin piramit şekilli tavanı 14 kolon üzerine oturmuş. Türbe Vişnu’nun yaban domuzu enkarnasyonuna adanmış.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01302.jpg

Bu da bilgi tabelası.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01301.jpg

Bu da Varaha’nın hemen karşısındaki Lakshmana Tapınağı. Batı tapınakları içinde en eski ve en güzel tapınaklardan biri. Bu tapınak Brahma, Şiva, Vişnu ve Vişnu’nun karısı Laksmi’ye adanmış. Bu tapınağın ünlü olduğu başka bir konuyu aşağıda ziyadesiyle göreceksiniz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01304.jpg

Bu da tapınağın bilgi tabelası.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01303.jpg

Ne oldu, sesiniz soluğunuz kesildi gibi. Beklediğinizi bulamamış olmanın verdiği bir memnuniyetsizlik hissediyorum ekrana bakışlarınızda. Yoksa siz Kama Sutra’nın Hindistan’ın yerel dantel sanatı olduğunu bilmiyor muydunuz? Çoluğu çucuğu bilgisayardan uzaklaştırın, aile efradını yatırıp ekran başına öyle geçin derken, dantel işi tam konsantrasyon ister, dikkatiniz dağılmasın diye söyledim. Siz yoksa başka bir şey mi zannettiniz? +18 derken, dantel işi olgunluk gerektiren bir sanattır, 18 yaşından küçüklerin becerebileceği bir şey değildir, bunu kastetmiştim, yanlış anlaşılmasın yani. Papaz olmayalım sonra.

TurgayAlan
18-12-2009, 06:03
... verdiği tarihi bilgilere eklediği felsefi yorumlar bu yalınayak yaşlı küçük Hintli’nin basit bir rehber olmadığı,fakat doygun bir bilgi birikimine ve engin bir hayat felsefesine sahip bir bilge olduğunu düşündürüyor..
Yaşlı Hintli'nin sana yaşattığı duyguların aynısını,Efes'te bizi gezdiren bir faytoncu bana hissettirmişti..
(Özellikle "Yedi uyurlar (Eshab-ı Kehf) " mağara bölgesinde..)

...
Ne oldu, sesiniz soluğunuz kesildi gibi. Beklediğinizi bulamamış olmanın verdiği bir memnuniyetsizlik hissediyorum ekrana bakışlarınızda. Yoksa siz Kama Sutra’nın Hindistan’ın yerel dantel sanatı olduğunu bilmiyor muydunuz? Çoluğu çucuğu bilgisayardan uzaklaştırın, aile efradını yatırıp ekran başına öyle geçin derken, dantel işi tam konsantrasyon ister, dikkatiniz dağılmasın diye söyledim. Siz yoksa başka bir şey mi zannettiniz? +18 derken, dantel işi olgunluk gerektiren bir sanattır, 18 yaşından küçüklerin becerebileceği bir şey değildir, bunu kastetmiştim, yanlış anlaşılmasın yani. Papaz olmayalım sonra.
Neyi,nasıl istiyorsan öyle anlat usta..
Biz her şekilde ve her koşulda seni izliyoruz..:)


Selam..

NurettinAbi
18-12-2009, 06:59
Yıktın perdeyi,eyledin viran.:D Birbirimize benzemeye başladık:D bidaha:D ..EEE CEEE'linin GÜCÜ EEE CEEE'nin ÇEKİM GÜCÜ nede olsa.

KutG
21-12-2009, 09:28
Evet, nihayet Hindistan’ın meşhur dantel sanatı Kama Sutra’nın en güzel örnekleri geliyor. Azzzzzz sonraaaaa.

KutG
21-12-2009, 11:45
Evet, dantel sanatı Kama Sutra’nın bundan sonra burada yayınlayacağım eşsiz örneklerinin hepsini buraya koyup koymamak konusunda biraz düşünmedim değil. Ama, bu düşüncem fazla da uzun sürmedi açıkcası. Tapınakların üzerindeki bu figürler her ne kadar çok erotik görünse bile sonuçta 1000 yıllık bir kültürün eseri ve sonuçta insanoğluna aitler. Eee Allah’ın bildiğini de kuldan saklayamayacağımıza göre hadi bakalım hep beraber izleyelim. Yine de bazı figürlere “Ohaaaa” demeyeceğinizi garanti edemem. Ben şimdiden uyarayım da. İlk örnek aşağıda.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01305.jpg

Evet, siz fazla havaya girmeden ufak bir ara vererek daha önce söz verdiğim üzere araya ufak bir fotoğraf dersi sokmadan bırakmam vallahi. Karpuz kesme ve çay demleme daha sonra. Aaaa, hani bu kesintisizdi, 3 film devamlıydı falan demeyin, birazda fotoğraf öğrenelim değil mi? Tamam anlıyorum, Kama Sutra dantel sanatı hepinizin çok ilgisini çekiyor, ama birazda hayatın diğer yönlerine bakalım, sevgili kardeşler. Evet, sevgili öğrencilerim, bu dersimde karanlık ortamlarda tek ışık kaynağından beslenen objelerin görüntülenmesini anlatacağım. Çalışmamızı Khajuraho’da Lakshmana Tapınağının içindeki Tanrıça Laksmi heykeli ile yapacağız. Aşağıdaki ilk görüntüyü sizlere dersi daha iyi anlatabilmek için çekiyorum. Yoksa, bende bilmiyor değilim heykelin üstüne kendi gölgemin düştüğünü, sevgili arkadaşlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01306.jpg

Evet, ilk görüntüden sonra bu seferde daha farklı bir perspektif çalışması. Tamam anlıyorum, doğru, hiçbir şey görünmüyor, ama bu konuyu sizlere daha iyi anlatabilmek için hazırlanmış bir mizansen, başka bir şey değil.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01307.jpg

Evet, işte nihayet doğru görüntü arkadaşlar. Yandaki adamın kim olduğunu ve ne yaptığı merak ediyorsunuz tabii ki. Kendisi benim Khajuraho’daki fotoğraf asistanım. Batı tapınaklarını gezerken ve fotoğraflarken kendisi benim fotoğraf konusundaki üstün yeteneğimi görerek ve benden biraz feyz alabilmek amacıyla gönüllü olarak bana asistanlık yapmak istedi. Bende kıramadım garibi tabii. Bu fotoğrafta doğru fotoğrafı nereden, hangi perspektifle ve hangi ayarlarla çekmem gerektiğini ve hatta heykelin arkasında yaratılacak yapay bir ışık kaynağı ile daha güzel bir görüntü elde edilebileceği fikrinin tüm hakları tarafıma aittir. Asistanımın bu konuda hiçbir katkısı olmamıştır.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01308.jpg

Bu fotoğrafımda da ukala asistanımın konuyla hiçbir ilgisi ve bilgisi yoktur. Eser tamamen bana aittir. Teşekkür ederim.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01310.jpg

Evet, bu küçük fotoğraf dersimizden sonra tapınağın içinde gezinmeye devam ediyorum. Ama, tabii boş durmuyorum, yeni şaheserler yaratmadan da duramıyorum. Her şeyi otomatik bir fotoğraf makinesini bile bu ustalık derecesinde kullanabilmek de başka bir yetenek canım. Takdirlerinizi kalbimde hissediyor, alkışlarınızı duyabiliyorum. Eylemlerimiz, pardon derslerimiz devam edecek.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01309.jpg

Evet, içeride bu kadar ufak çaplı mucize yarattıktan sonra ben en iyisi birazda dışarı çıkayım.

Evet, bu tapınağın inşa edildiği 10 y.y.’da tren daha henüz icat edilmemiş, ama o zamanlar bu coğrafyada teknoloji o kadar ilerlemiş ki bu fotoğrafta bu arkadaşları dünyanın ilk trenini icat etmeye çalışırlarken görüyorsunuz. Tren icat çalışmaları tamamen bilimsel yani, yanlış anlaşılmasın.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01311.jpg

Ohaaaaaa.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01312.jpg

Etrafta küçük sincaplar oradan oraya koşturuyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01313.jpg

Sırada Batı tapınaklarının diğer en ünlü tapınağı olan Kandariya Mahadeva Tapınağı var. Lord Şiva’ya adanmış bu tapınak Batı tapınaklarının arasında en büyüğü. 31 metre yüksekliğindeki bu tapınakta 900 kadar heykel varmış.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01315.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01316.jpg

Şimdi size bir soru. Yukarıdaki 2 fotoğraf arasındaki farkı bulunuz. Fark, sahada kendini unutturarak sonra bir anda ortaya çıkmak suretiyle siz sevgili dostlarına her fırsatta bir başka fotoğraf dersi vermeye çalışan kişi. Kendisi için bir şey istemiyor, ne istiyorsa sizin için istiyor yani.

Bu da tapınağın bilgi tabelası.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01314.jpg

Yalınayak yaşlı küçük Hintli rehberimle Kandariya Mahadeva Tapınağının içine giriyoruz. Burası tapınağın iç kısmı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01319.jpg

Tavan taş işçiliği gerçekten inanılmaz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01317.jpg

Tapınağın içindeki heykeller etkileyici.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01320.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01321.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01322.jpg

Tren çalışmaları burada da devam ediyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01323.jpg

AykutErda
21-12-2009, 11:53
Tankut'um bu Kamasutra olayı da başka bir şeymiş ..:D

NurettinAbi
21-12-2009, 04:25
Tankut'um bu Kamasutra olayı da başka bir şeymiş ..:D

Kamasutra değil,Kamayısürtduvara sanki:D :D

KORBALA
21-12-2009, 05:31
Sadhu öyle dedi :)

TurgayAlan
21-12-2009, 05:51
.. Yine de bazı figürlere “Ohaaaa” demeyeceğinizi garanti edemem. Ben şimdiden uyarayım ..
Bunlar,doğanın en doğal kuralları usta..:)

Seniz izlemeye devam ediyoruz..

KutG
22-12-2009, 10:35
Tankut'um bu Kamasutra olayı da başka bir şeymiş ..:D

Sorma, Aykut'um bu dantel işi bizi perişan etti. Tayland'da da dantel sanatı çok gelişmiş diye duydum, doğru muki acaba :D :D :D ?




Kamasutra değil,Kamayısürtduvara sanki:D :D

Öhö, öhö, öhööööööö :eek: :eek: :eek: ...




Sadhu öyle dedi :)

He valla Cumhur'um...




Bunlar,doğanın en doğal kuralları usta..:)

Seniz izlemeye devam ediyoruz..

Ohaaa'nın altındaki fotoğraftaki eşek semerleri için yapılan dantel işinin Anadolu'da pek yaygın olduğunu kastediyorsan, pek de haksız sayılmazsın, Turgay'ım.

.

metemet
22-12-2009, 02:28
Cok güzel kareler Tankut abi ,Trende en arkadaki vagonda seyahat etmek lazım bence:D

Selamlar abi.

KutG
22-12-2009, 02:59
Cok güzel kareler Tankut abi ,Trende en arkadaki vagonda seyahat etmek lazım bence:D

Selamlar abi.

Mehmet'ciğim haklısın, Khajuraho'da trenlerin en güvenli yerleri en arkada vagon. Ne olur ne olmaz, kazaya uğrarsın falan, Allah korusun :D :D :D .

NurettinAbi
22-12-2009, 08:04
Tankut hoca,sen fena üşütmüşsün,öksürük geçmezse haberim olsun:D

semih
23-12-2009, 08:57
Hocam,Fotografçılık konusundaki engin tecrübelerinizi bizimle de paylaştığınız için teşekkür ederim.:D Çok faideli bilgiler edindik sayenizde devamını merakla bekliyoruz.:D

Şu eşekleri pek fazla karıştırmasanız diyorum. :D Malum eşeği ile meşhur bir yerde yaşıyoruz.:D

Takipteyiz tankut hocam,Ankara'ya selam ve saygılar.

KutG
23-12-2009, 09:51
Tankut hoca,sen fena üşütmüşsün,öksürük geçmezse haberim olsun:D

Üşütmüşsün derken? Devlet büyüklerimizin üşütmesi gibi değildir herhalde :D :D :D .




Hocam,Fotografçılık konusundaki engin tecrübelerinizi bizimle de paylaştığınız için teşekkür ederim.:D Çok faideli bilgiler edindik sayenizde devamını merakla bekliyoruz.:D


Reca ederim, reca ederim, eylemlerim devam edecek...





Şu eşekleri pek fazla karıştırmasanız diyorum. :D Malum eşeği ile meşhur bir yerde yaşıyoruz.:D


Doğru valla Semih'ciğim, haklısın. Vah bu Merzifon'un cefakar eşeklerine...





Takipteyiz tankut hocam,Ankara'ya selam ve saygılar.

Hep takip olmaz Semih'im. Düz Duvarcılar bir Perşembe akşamı seni Ankara'da ağırlamak isterler, bunu bir yere not et.

Akşehir'liler, Polatlı'lılar, Bartın'lılar, Eskişehir'liler, bir taş atımı mesafedesiniz, bu davet size.

.

Kursat
23-12-2009, 02:14
Yalınayak yaşlı küçük Hintli rehberimle (Geceyarısından sonra değişiyor olabilir mi?:;) )

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01319.jpg

Tavan taş işçiliği gerçekten inanılmaz.( Harbiden ya! benim de en çok bu işçilik dikkatimi çekmişti ,senin gib!:D:D:D )

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01317.jpg

Tapınağın içindeki heykeller etkileyici. (Hindistan da yalnızlığının kaçıncı günün de idin? :) )

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01320.jpg

İşte gerçek:D teşekkür ederim Tankut,teşekkür ederim Tankut....:D:D:D
bunun heykelciğinide alsaydın bana hehehe... (Kesin akrep burcundan teyzem ;) )

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01321.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01322.jpg

Tren çalışmaları burada da devam ediyor. (Toplu egzersiz ! ..Sen hala tren diye kendini avut:d )

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01323.jpg

Dikkatimi çekti de bu olaylara fil'i hiç katmamışlar ! zor olurdu sanırım ...Fil açısından üzüldüm alındım hatta yadırgadım :D


Tankut ! sen artık haci oldun?
Tankut ustaaa halenuyaaa bana hissettirdin ustam benim:D:D:D

Aykut da hissetti sanırım! daha doğuya giderek yaşayacak olayı hehehehe....

İçimizde başka hissedenler de vardır belki:D:D

Semih ! öğrendin mi tekniği:D:D:D:D

Ustam sayen de bilgi dağarcığımızı gözden gecirdik gençlerimize bilgi verdin hakkın ödenmez .:D

Nurettin abi! yanlış biliyorsun (özürlerimi kabul et. ) Biz de sutra = sunta ya denir Kama=saplamak anlamındadır yani ''suntaya saplamak '' (Cahillik işte !:D:D:D )

Ne demişler ?! ''Her şey de TEKNİK önemli!):D

Cumhur ! gel biz de tavaf edelim şu yeri ;)
Ulem amma yazdım be !Tekrar,tekrar teşekkür ederim Tankut Hacii Ustam sayende baya açıldım :D:D:D)

EC nin ''CE!eeee si :)

KutG
23-12-2009, 02:46
Nerede bu diyordunuz, hiç sesi soluğu çıkmıyor, Trans Toros raporunu da yazsa da okusak diyordunuz, değil mi? Ahanda geldi, işte. Gelişi nasıl belli oluyor, değil mi? Helal Adana'lı Celal. İyi de döşemişsin ha, dur bakayım sana laf yetiştirebilecek miyim.



Tankut ! sen artık haci oldun?
Tankut ustaaa halenuyaaa bana hissettirdin ustam benim:D:D:D


Yok be Kürşat'ım, ne hacılığı, ne ustalığı. Bu amaçla yola çıkmış olsam ve bu ünvanlara meraklı olsam sevinirdim belki, ama samimiyetle söylüyorum: adam olsam yeter bana.





Semih ! öğrendin mi tekniği:D:D:D:D

Nurettin abi! yanlış biliyorsun (özürlerimi kabul et. ) Biz de sutra = sunta ya denir Kama=saplamak anlamındadır yani ''suntaya saplamak '' (Cahillik işte !:D:D:D )


Semih'im, Nurettin abi, uymayın siz bu deliye :D :D :D.





Cumhur ! gel biz de tavaf edelim şu yeri ;)


Kürşat'ım, Cumhur'u Caner'i kıpırdatabilir miyiz, valla bilmiyorum. Sağolsunlar, bizi kırmayıp Düzce'ye gelmişlerdi, ama sanki bu Lazoğullarının memleketine onlarla beraber gitsek de bizi oralarda gezdirseler de fena olmaz gibi geliyor bana.


.

Kursat
23-12-2009, 03:00
Kürşat'ım, Cumhur'u Caner'i kıpırdatabilir miyiz, valla bilmiyorum. Sağolsunlar, bizi kırmayıp Düzce'ye gelmişlerdi, ama sanki bu Lazoğullarının memleketine onlarla beraber gitsek de bizi oralarda gezdirseler de fena olmaz gibi geliyor bana.


.

Hacim, Kama Sutra da bir orta parmak tekniği var kiiii !... O koca gövdelerini yerlerinden hopur, hopur oynatır da, ayam bile gider gelirler.. ya da ''Bak ora da inek kesecez size! ''de :D:D:D


Aklımdayken neden '' EC Kama Sutra festivali ''düzenlemiyoruz :D:D:D
Bak sen sonra, katılım patlamasına:D

KutG
23-12-2009, 03:12
Hacim, Kama Sutra da bir orta parmak tekniği var kiiii !... O koca gövdelerini yerlerinden hopur, hopur oynatır da, ayam bile gider gelirler.. ya da ''Bak ora da inek kesecez size! ''de :D:D:D


Ahanda diyorum: Cumhur, Caner, bak orada inek keseceğiz size.

Dur bakalım, buna ne diyecekler.





Aklımdayken neden '' EC Kama Sutra festivali ''düzenlemiyoruz :D:D:D
Bak sen sonra, katılım patlamasına:D

Kürşat'ım, biz buradan atılmadan bu konuyu burada kapatalım istersen ;).


.

AykutErda
23-12-2009, 04:01
..Yok be Kürşat'ım, ne hacılığı, ne ustalığı. Bu amaçla yola çıkmış olsam ve bu ünvanlara meraklı olsam sevinirdim belki, ama samimiyetle söylüyorum: adam olsam yeter bana.

Ooooo büyük lugatı yırtmışsın Usta :eek: ,

şu an yanımda mendil olmadığından gözyaşlarımı atletime silebilir miyim , izin verirsen ...:D

Saygılar ..:)

KutG
23-12-2009, 05:19
Şimdi size bir sürprizim var. Geziye gitmeden Khajuraho’daki tapınakları araştırırken UNESCO’nun dünya kültür mirası listesi ile ilgili bir şey dikkatimi çekmişti. Khajuraho tapınakları da bu listeye dahildiler ve Amerikan kökenli JM Kaplan fonunun (vakıf desek daha doğru olacak) bu listedeki eserlerin 360 derece panoramik görsellerinin yaratılmasına mali destek sağladığını görmüştüm. Bu Amerika’lılar arada bir iyi şeylerde yapıyorlarmış.

Şimdi, hani şu Lakshmana tapınağının içinde asistanımla birlikte bir fotoğraf dersi vermiştim ya, hatırladınız mı? İşte, aşağıda Lakshmana tapınağının içinde o tam benim fotoğraf dersini verdiğim yere odaklanmış 360 derecelik panoramik görüntü var. Ama, 360 derecelik panoramik görüntü ufuk düzleminde değil, 360 derecelik tam küresel görüntü. Yani, etrafınızda dönerken ayağınızın ucundan tam tepenize kadar olan görüntü. İnanılmaz bir şey. Aşağıdaki linke girin, görüntüye sağ tıklayın, ve görüntüyü sağ tıkla aşağı yukarı sağa sola 360 derece sürükleyin. Bir detaya yakından mı bakmak istiyorsunuz, klavyenizin “shift” ve “control” tuşlarıyla zoomlayın veya zoomdan geri çıkın. Böyle bir çalışmayı yapanı da destekleyeni de tebrik etmek lazım.


http://www.world-heritage-tour.org/asia/south-asia/india/khajuraho/lakshmana-s-temple-inside/sphere-flash.html


Bu da Lakshmana tapınağının dışarıdan alınan görüntüsü


http://www.world-heritage-tour.org/asia/south-asia/india/khajuraho/lakshmana-s-temple-outside/sphere-flash.html

.

Kursat
23-12-2009, 06:28
Ooooo büyük lugatı yırtmışsın Usta :eek: ,

şu an yanımda mendil olmadığından gözyaşlarımı atletime silebilir miyim , izin verirsen ...:D

Saygılar ..:)

:D:D Al! benimkine sil,biraz kirli ama....:D:D (Sulu göz sen de..:) )

KORBALA
24-12-2009, 01:36
Şşşşşş topiği sulandırmayalım. Hem Kürşatla biyere gidilmez. Sabah akşam hard enduro der ver gazı der sonra toplu egzersize takat bırakmaz ...

KutG
25-12-2009, 10:05
Khajuraho Batı tapınaklarında gezimiz devam ediyor. Şu an Kandariya tapınağının dış cephesindeyiz. Bu da, tapınağın dışarıdan 360 derecelik panoramik küresel görüntüsü. Tapınaktan bölgenin görünümü de çok etkileyici. Üşenmeyin, izleyin, çok beğeneceksiniz.


http://www.world-heritage-tour.org/asia/south-asia/india/khajuraho/kandariya-s-temple-front/sphere-flash.html


Tamam da usta, burası da çok karışıkmış ama. Kimin eli kimin cebinde belli değil.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01324.jpg

Bu yukarıdaki fotoğrafın alındığı yerin aynı yerinden alınmış küresel görüntü. Yukarıdaki fotoğraftaki figürleri objektifi biraz yukarıya çevirerek ve zoomlayarak yakından görebilirsiniz.


http://www.world-heritage-tour.org/asia/south-asia/india/khajuraho/kandariya-s-temple-details/sphere-flash.html


Tapınağın en yüksek kulesinin görünümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01325.jpg

Arkadaşlar Kama Sutra’nın her türlü figürünü denemeye kararlılar anlaşılan. Bu muhteşem üçlüyü yukarıdaki üçlü ile karıştırmayın, bu arkadaşlar farklı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01326.jpg

"Önünüzde saygıyla eğiliriz, yüce kralım" demiş, kraliçe. Eğilmesine eğilirde, lakin arkayı kollama işini ihmal etmiş.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01327.jpg

Vay, vay, vay…

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01328.jpg

Girişi kapatılmış diğer tapınaklardan biri, neden kapatılmış bende bilmiyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01330.jpg

Demir parmaklıklı kapının ardından başka bir görüntü alma denemesi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01329.jpg

Bu da Devi Jagadambi Tapınağı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01332.jpg

Arka planda Batı grubundaki tek granit tapınak olan Chaunsat Yogini Tapınağı ve Güneş Tanrısı Surya’ya adanmış Chitragupta Tapınağı var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01333.jpg

Bu tapınaklarında diğerlerinden bir eksiği yok alimallah.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01335.jpg

Bu da Matanageswara Tapınağı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01336.jpg

Khajuraho ziyaretim esnasında kafamı hep şu soru kurcalayıp durdu. Bu yüzyılda Afganistan’daki devasa Buda heykellerine yapılanları görünce Müslüman Moğolların bu tapınaklara ne yaptıklarını çok merak ediyordum. Gerçi bu sorunun cevabını daha önce Jaipur’da ve Fatehpur Sikri’de az çok almış, Moğolların Müslümanlık yorumunun şimdiki zaman dilimindeki çoğu Müslüman topluluklarından çok daha toleranslı ve ilerici olduğunu görmüştüm. Moğolların diğer dinleri nasıl kucakladıklarını da biliyordum, ama neredeyse hard porno kıvamında figürlere de herhalde sessiz kalmamışlardır diye de düşünmeden edemiyordum. Lakin, yalınayak yaşlı küçük Hintli bilge rehberim bana gitmeden araştırdığım hiçbir kaynakta rastlamadığım çok kıymetli bir bilgi verdi. Batı tapınaklarını gezip çıkış kapısına yaklaştığımızda rehberim oldukça yeni gözüken bir tapınaktan bahsetmeye başladı. Bu yapı her biri yaklaşık 1000 yaşında olan diğer tapınaklara göre oldukça gençti ve sadece 300 yıl önce inşa edildiği düşünülüyordu. Ve çok daha ilginci bu yapı Moğol imparatoru kudretli Akbar tarafından yaptırılmış bir eserdi. Khajuraho Hindu kültür mirasının çok önemli eserlerini barındıran bir bölgeydi ve Akbar tüm dinlere ait yapıların bir arada bulunabileceğini göstermek için bu yapıyı buraya inşa ettirip adını da “Home of Secularism” koymuştu. Yani, Laiklik Evi. Tabii, burada kastedilen laiklik politik laiklik değil, dinsel laiklik. Diğer bir deyişle dinler arası uyum ve barış.

Hey kudretli koca Akbar, işte tarihe geçmek böyle olur, seni yüzlerce yıl sonrasından alkışlıyorum.

Laikliğin köklerini Fransız ihtilaline dayandıran ve batıya mal eden aydınlara ve Laiklik Evi’nden hiçbir yazılı kayıtta bu yönüyle bahsetmeyenleri de (yada benim göremediğim diyelim) sizlere havale ediyorum. Bildiğiniz gibi yapın artık.

Burası Laiklik Evi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01300.jpg

Aşağıda, işte bu Laiklik Evi’nin videosu var.


AgG5AvcaGKQ


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01334.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01334.flv)


.

TurgayAlan
25-12-2009, 04:18
http://www.world-heritage-tour.org/asia/south-asia/india/khajuraho/lakshmana-s-temple-inside/sphere-flash.html


Bu da Lakshmana tapınağının dışarıdan alınan görüntüsü


http://www.world-heritage-tour.org/asia/south-asia/india/khajuraho/lakshmana-s-temple-outside/sphere-flash.html[/SIZE].

Fotoğraf ve bilgisayar teknolojileri açısından,yukarıdaki çalışmalara hayran oldum usta..:)

uzUn
26-12-2009, 10:20
Saat 17:12, bilgisayarın başına geçtim, saat 22:16, başlığın hepsini okumuş durumdayım. Ama bittimmmm :o
Ben bittim de başlık bitmemiş, bitmeyi bırak daha yarısına anca gelmiş yav. Vay canına diyorum.
Helal olsun be abi, bu kadar yazıya hala sesin çıkmıyor. Laptop olayını da haliyle bugün öğrendim, geçmişler olsun.:(

KutG
26-12-2009, 11:35
Fotoğraf ve bilgisayar teknolojileri açısından,yukarıdaki çalışmalara hayran oldum usta..:)

Evet, gerçekten etkileyici. Böyle bir çalışmanın nasıl yapıldığı konusunda fikri olan var mı? Panoromik görüntüler için yanyana çekilmil fotoğrafları dikiş gibi diken yazılımları biliyorum, ama bu tür küresel görüntüler geniş açılı objektiflerle mi yapılıyor, acaba? Geniş açılı objektifler ayak ucundan başın tepesine kadar olan kısmı tarayabilir mi? Ya da bu küresel görüntüler video çekimi ile yapılıyor olabilir mi?




Saat 17:12, bilgisayarın başına geçtim, saat 22:16, başlığın hepsini okumuş durumdayım. Ama bittimmmm :o
Ben bittim de başlık bitmemiş, bitmeyi bırak daha yarısına anca gelmiş yav. Vay canına diyorum.
Helal olsun be abi, bu kadar yazıya hala sesin çıkmıyor. Laptop olayını da haliyle bugün öğrendim, geçmişler olsun.:(

Uzun'um, senin beğenmiş olman benim için önemli. Teşekkür ederim.

.

KORBALA
27-12-2009, 02:22
Kamanın yanında konuda bir miktar geriye gidip Shiva ainlerine ve Sadhulara dönelim dedim. Bu gün youtube de gezinirken enteresan bir video buldum. Paylaşayım istedim :)
nJwtoMG37LQ

KutG
27-12-2009, 04:58
Kamanın yanında konuda bir miktar geriye gidip Shiva ainlerine ve Sadhulara dönelim dedim. Bu gün youtube de gezinirken enteresan bir video buldum. Paylaşayım istedim :)


Cumhur'um, bu video Hinduizmin mezheplerinden biri olan Shaivism (Lord Shiva'nın takipçileri) mensuplarınca hazırlanmış bir video. Videonun başlarında görülen yer Hindu'ların kutsal şehri Varanasi. Hinduların yakıldığı kutsal yer olan Manakarnika Ghat da Varanasi'de.

Yakılan ve nehre atılan insanlar gibi görüntüler sizlere vahşet gibi gelebilir, ama Hindular için mutluluk verici bir olay. Bazı görüntülerde biraz da abartı var, sanıyorum. Manakarnika Ghat'ta yakılmak veya Ganj nehrine atılmak Hindular için reenkarnasyon döngüsünden kurtulup ilahi mutluluğa kavuşmanın bir yolu.

Onun için bu görüntüler sakın sizi aldatmasın, onların gerçeği bizim kendi algılarımız ve değerlerimizle gördüğümüzden çok farklı. Varanasi bütün bu gezide beni derinden etkileyen yerlerden biriydi. Ruhların arındığı yere yolculukta sıra Khajuraho'dan sonra Varanasi'ye geliyor.

KORBALA
27-12-2009, 11:22
Her durumda yenilmek istemezdim. Yakılmak neysede yenilmek ıııııııııııı

KutG
28-12-2009, 09:24
Her durumda yenilmek istemezdim. Yakılmak neysede yenilmek ıııııııııııı

Cumhur, ben bunun Shaivism mezhebine ait kurumsallaşmış bir ritüel veya davranış biçimi olduğunu zannetmiyorum. Zaten, oradayken de hiç böyle vahşet çağırımı yapabilecek olgulara rastlamadım da, duymadım da. Bunun en temel sebebi de şiddeti reddeden tüm canlıları sevmeye dayanan bir yaşam felsefesi yaşanan bir ülkede böyle vahşet çağrışımları yapabilecek davranışlardan özellikle kaçınılması. İnsanların yakılması veya cesetlerin yakılmadan Ganj'a atılması gibi uygulamalar tabii ki var, ama bu onlar için mutluluk veren bir durum. Varanasi'de kimlerin yakılarak Moschka'ya ulaşmaya layık olduğu kimlerin yakılmadan Ganj'a atıldığını Varanasi bölümü geldiğinde anlatacağım. Videoda ki vahşet görüntüleri olsa olsa ilgi çekmeye veya taraftar toplamaya çalışan bazı küçük tarikatların işi olabilir diye düşünüyorum. Zaten, Hindistan'ın geçmişinde bazı küçük tarikatlarda kocası öldüğünde canlı canlı yakılan kadınlar gibi gerçeklerde var.

KutG
28-12-2009, 11:19
Khajuraho Batı tapınaklarındaki ziyaretimi bitirip Doğu Jain tapınaklarına geliyorum. Jain dininden daha önce bahsetmiştik, hani şu Hinduizm ve Budizm’den esinlenerek M.Ö.4 yüzyılda Mahavira tarafından kurulan din.

Bu arada unutmadan, Doğu coğrafyasının kişilerin öğretilerine dayalı çok tanrılı dinleriyle Ortadoğu’nun tek tanrılı dinlerinin kronolojik karşılaştırmalı analizi bana çok ilginç geliyor. Sadece fotoğraflara bakmaktan öte yazıları da okuma kararlığınıza güvenerek ve sabrınıza inanarak aşağıda kısa bir deneme yaptım. Bakalım, beğenecek misiniz?

İlk olarak, bugünkü anlamıyla din kavramının ortaya çıkışı güneş, ay, fırtına, şimşek, gündüz, gece gibi tabiat güçlerine olan inanç olgusu ile ortaya çıkıyor. Çok inançlı sistem Ortadoğu’da eski Mısır uygarlığında, Doğu’da ise önce Şamanizm’de sonra da Hinduizm’de tezahür ediyor. Batı’da bu zamanda, yazının bulunmasından önceki tarih öncesini zaman dilimini kastediyorum, bırakın çok tanrılı dinlerden bahsetmeyi gerçek anlamda barbarlık ve vahşet var. İlginçtir, dünya yüzünde kendilerinden başka her kavmi barbarlıkla suçlayan Batı dünyası Hıristiyanlıkla tanıştıktan 1500 yıl sonra bile Ortaçağ’da barbarlığın en nadide örneklerini sunabiliyor. Oysa, Batı’nın barbarlık tezlerine dayanak gösterdiği Orta Asya’dan gelen akıncı Türk boyları sadece Orta Asya steplerinde bulamadıkları yaşam kaynaklarına kavuşmak amacındalar. Göçerlik alın yazıları yani. Konumuza dönersek, çok tanrılı din ve inanç sistemlerinde olan rahip (Hıristiyan rahibi değil, Mısır uygarlığındaki dini kişi) ve Şaman büyücüsü gibi gelecekten haber veren ve doğa güçlerine hükmetme yetisine sahip insanlar olgusu daha sonra Budizm, Jainizm ve Sihizm’de kişilerin bilgeliğine dayalı dinlerin ortaya çıkmasının temelini oluşturmuş. Kişilerin öğretisi sadece çok tanrılı dinlere özgü değil, tek tanrılı dinlerde ise peygamberlerin yaşam biçimi, davranışları ve kutsal kitapları yorumlama şeklinde var. Ortadoğu coğrafyasının dinleri Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlıktaki hadisler ve diğer peygamberlerin öğretileri gibi. Tek tanrılı dinlerin çok tanrılı dinlerden temel farkı olan tebliğ Ortadoğu coğrafyasının dinlerinde tek Tanrı tarafından peygamberlere vahiy yoluyla yapılıyor.

İnanç sistemlerini ve dinleri detaya girmeden kronolojik olarak incelersek, ilk ortaya çıkan biz Türklerinde ata yurdumuz Orta Asya’daki inanç sistemiz olan Şamanizm. Ortadoğu sınırlarından başlayıp tüm Uzakdoğu’yu içine alan bir inanç sistemi. Şamanizm’in Kuzey Amerika Kızılderililerin inanç sistemi ile olan benzerliği ve yakın zamanda yapılan ırkların soylarına ait genetik çalışmalar Kızılderililerin Bering boğazını geçerek Amerika’ya ulaşan Asyalılar olduğu teorisini destekliyor. Şamanizm’in tarihinin taş devrine kadar dayandığı söylenmektedir, ama Orhun yazıtlarının Göktürkler tarafından M.S. 5. y.y.’da yazıldığını düşünürseniz, yazının icadı ile tarih arasındaki güçlü bağı anlayabilirsiniz.

Tarihin ilk evrelerinden beri var olan Şamanizm’den sonra Doğu coğrafyasında M.Ö. 30. y.y.’da İndus vadisinde Hinduizm’in ilk belirtileri ortaya çıkarak Doğu coğrafyasında hızla yayılmaya başlıyor. Yüce bir güce tapınma olgusu ki, Şamanizm’in bir din olarak algılanmamasının sebebidir, tarihte ilk kez Hinduizm’de ortaya çıkıyor, ama yine yaratıcı tek güç olarak değil, birden fazla güç olarak. Yani, çok tanrılı da olsa kavramsal olarak tarihteki ilk dinin Hinduizm olduğunu söylemek pek yanlış olmaz.

Filmi biraz daha ileriye sarınca, M.Ö. 12. y.y.’da Ortadoğu coğrafyasında karşımıza ilk tek tanrılı din olan Yahudilik ve onun Kızıldeniz’i yararak İsrailoğullarını Mısır’dan çıkarma gibi mucizeler yaratan peygamberi Musa çıkıyor. Yahudilik kan bağına bağlı olduğu için kendi coğrafyasında bile fazla bir yayılma gösteremiyor.

Tarih sahnesine çıkmada sırada M.Ö. 5. y.y.’da Kuzey Hindistan’da Budizm’i kuran Buda var. Seyahatin Nepal Katmandu kısmına gelince Buda ve Budizm’den detaylı olarak bahsedeceğim, onun için tarihte yolculuğa devam ediyorum. Budizm’de altı çizilmesi gereken önemli başlıklar tanrı kavramı olmadığı için bir din olmaktan öte bir felsefe ve ahlak sistemi olması, Hinduizm temelinde tanrısal güçleri olmayan bir ölümlünün öğretileri etrafında şekillenmiş olması ve kişilerin öğretilerine dayalı din ve inanç sistemlerinin ortak olgusu olan Nirvana’ya (aydınlanma) ulaşmak olmasıdır. Tabii, yine yazının o zamanlarda o coğrafyalarda kullanılıyor olmaması yüzünden Buda’nın öğretilerinin yazılı olarak bildirmemiş olması rezervesini koyarak.

Buda’yla hemen hemen eş zamanlı olarak M.Ö. 4. yüzyılda Mahavira Jain dinini kuruyor. Jainizm her ne kadar bir din olarak adlandırılsa da, Jain dini mensupları evrenin sonsuz olduğuna ve çok ilginç olarak evrenin bir Tanrı tarafından yaratılmadığına inanırlar. Reenkarnasyon ve Moschka inançları Hinduizm’le parallelik göstermesi dikkat çekicidir.

Daha sonra karşımızda miladi takvimin sıfır noktasında yer alan Hıristiyanlık ve İsa peygamber var. Bizim eğitim sistemimizde sadece tek tanrılı dinlere yer verildiği ve çağımızın yazılı ve görsel uluslar arası medya egemenlerinin ağır Hıristiyanlık propagandası altında olduğumuz için Hıristiyanlığı bildiğinizi düşünerek burayı pas geçiyorum. Bu vesileyle, vahşi kapitalist Hollywood süpermarketi karşısında kahraman bakkallar Bollywood ve küllerinden doğan bizim Yeşilçam’ımızın onurlu mücadelesinin öneminin altını tekrar çizmek isterim.

Daha sonra sahne sırasını 6. y.y.’da Müslümanlık ve Muhammed peygamber alıyor. Türkiye’de yaşadığımıza göre Müslümanlığı burada anlatmaya gerek yok, sanırım. Ortadoğu’dan çıkan Müslümanlığın Asya ve Hindistan özeliyle olan ilişkisinden daha önce bahsetmiştim, hani şu M.S. 10. y.y.’da Gazneli Mahmut, M.S. 12. y.y.’da Kutub-id Din, M.S. 14. y.y.’da Timur ve M.S. 15. y.y.’da Moğollar.

Ortadoğu’da Müslümanlık’tan sonra ortaya çıkan başka bir din olmamış, ama Asya’da ve Hindistan’da faaliyet devam etmiş. Tahmin etmişsinizdir sanırım, M.S. 15. y.y.’da Guru Nanak’ın öğretileriyle Hindistan’da kurulan Sih dininden bahsediyorum. Hani, şu Hinduizm’in ve İslam’ın iyi yönleri alınarak Pencap eyaletinde kurulan din. Bu dinde ilginç olan taraf ise İslam'dan Tanrı inanışını alırken, Hinduizm’den Maya ve Nirvana tasavvurlarını ve ruh göçü fikrini alarak ortak bir sentez yaratmasıydı.

Umarım, sıkmamışımdır. Doğu Jain tapınaklarındaki gezimize kaldığımız yerden devam edelim. Bu bölgede üç Jain tapınağı var. Burası bu üç tapınağa giriş bölümü, arka planda bu tapınakların ilki olan Shantinath tapınağı var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01338.jpg

Bu da giriş tabelası.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01339.jpg

Bu da Shantinath tapınağının girişinde yer alan Jain dininin öğretilerini anlatan tabelalar. İngilizce bilenlerin kelimesi kelimesine okumasını şiddetle tavsiye ederim. Bir insanoğlunun öğretilerinden ortaya çıkmış, şiddeti reddeden ve temelinde insan sevgisi (tüm yaşayan canlılar aslında) olan bir dinin felsefesi gerçekten çok ama çok ilginç. Sanıyorum, Hinduizm ve Sihizm gibi dinlerin bu coğrafyada doğmuş olması itibariyle buraların neden bu kadar mistik bir yer olduğuna ve yine Budizm ve Jainizm gibi öğretilerin buralardan çıkmış olmasından dolayı neden Hindistan’dan doğunun felsefi merkezi olduğuna en güzel örneklerden birini bu Jain öğretileri oluşturuyor.

Eğer, biri bu öğretileri tercüme ederek buraya ekleyebilirse, hem kişisel olarak, hem bu forum başlığına hem de bu başlığı takip edenlere çok büyük iyilik etmiş olur. Kimse ilgilenemezse, ben daha sonra boş bir zamanımda yapmaya çalışırım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01340.jpg

Evet, gerçektende ışık doğudan yükseliyor, dinin, felsefenin ve insanlığın ışığı Hindistan’dan yükseliyor.

KORBALA
28-12-2009, 02:18
Tankut hocam işi uzatmayayım. Kutsal sayılan kişiler tarafından ölüm sonrası etlerinin yenilerek kutsanmak da olabilir bunun altındaki sebep. Kim bilir. Adamların normali bize anormal de gelebilir normaldir. Amma velakin herşey olabilir. Ama beni yemeyin sakın açlıkdan ölseniz de :P Endurocular tarafından kutsanacak da olsam kalsın derim :D

KutG
28-12-2009, 03:45
Tankut hocam işi uzatmayayım. Kutsal sayılan kişiler tarafından ölüm sonrası etlerinin yenilerek kutsanmak da olabilir bunun altındaki sebep. Kim bilir. Adamların normali bize anormal de gelebilir normaldir. Amma velakin herşey olabilir. Ama beni yemeyin sakın açlıkdan ölseniz de :P Endurocular tarafından kutsanacak da olsam kalsın derim :D

Cumhur'um And dağlarında düşen uçağı ve sonrasında olanları hatırlarsın.

Şimdi düşün, hep beraber bir kış kampı organize etmişiz ve Cuma akşamı bir dağın başında kampı kurmak üzere gelmişiz. Ama, kamp kuracağımız yerde yangın çıktığı için Orman o bölgeyi kapatmış, Jandarma burada kamp yapamazsınız diyor. Bizde, bunun üzerine yaklaşık 40 km uzakta başka bir kamp alanına intikal ediyoruz. Gece birden hava sıcaklığı düşüyor ve tipi bastırıyor. Sabah kalkıyoruz, durum kötü, gece 2 metre kar yağmış, yollar kapanmış, tipi kar fırtınasına dönüşmüş ve hava sıcaklığı sıfırın altında.

İlk iş çevrede kalan kuru odunlardan bir ateş yakıp, ısınıyoruz. Elimizdeki kısıtlı malzemeyle Metin Çetin son kavurmayı yapıyor, ama daha sonra aşağıya iner toplu alışveriş yaparız diye yanımıza fazla erzak almamışız. Ailelerimiz dostlarımız bizi Pazar akşamına kadar beklemediği için önüüzdeki 2 gün kimse bizi beklemiyor. Hava belki düzelir diye Cumartesi bekleyelim diyoruz, ama hava daha da kötülüyor.

Pazar sabah kalktığımızda durum daha da kötü, kar 3 metre, yanımızda hiç yiyecek kalmamış. Ayrıca, yanında yazlık çadır, uyku tulumu getiren birkaç arkadaşımız gece donma tehlikesi atlatmış. Eğlence için geldiğimiz kamp artık bir kaçma kurtulma durumuna dönüşmüş. Cep telefonları da çekmediği için yardımda isteyemiyoruz. Ve Murat Kızak "yanımızda enduro motorlarımız var, kendi yolumuzu açarız" diyor ve kimlerin kendisiyle gelmeye gönüllü olacağını soruyor. Motorun yeni ve güçlü olduğu için sen, balatayı sıyırdığı için Kürşat :D , arızalı olduğu için Serkan :D gönüllü oluyorsunuz. Kar çubuğu olarak kullanılmak üzere Uzun'da sizinle geliyor :D. Bu arada, Aykut'la ben iş bölümü yapmışız, ben bir kenara oturmuş bu maceranın notlarını tutuyorum, Aykut'da fotoğrafları çekiyor (daha sonra photshop yapacak :D). Ama, o kadar çok yazıyorum ki, elimdeki kağıtlar bitince çadırın üstüne yazmaya başlıyorum. Bazıları da gece kaybolan tapalarını arıyorlar.

Ekip yola çıkıyor, ama yarım saat sonra geri dönüyorlar. Sen yol açmaya çalışırken göremediğin bir yara uçmuşsun ve bacağını kırmışsın. Seni kampa getiriyorlar. Aykut duruma hemen müdahele ediyor ve bacağını ağaç dallarından yaptığı bir atelle sabitliyor. Ama, kırık bölgesinde iç kanama tespit ediyor ve acilen bir hastanede ameliyat edilmen gerektiğini söylüyor.

Pazar sabahı kalkıyoruz, durumda bir değişiklik yok, aksine yakacak odunda kalmamış ve 24 saattti bir şey yememişiz. Suyumuzu karları eriterek sağlıyoruz. Pazar gecesini de çok zor şartlarda geçiriyoruz.

Pazartesi sabahı bizi aramaya başlamışlardır diye uyanıyoruz, ama ne gelen var giden. Ailelerimiz, arkadaşlarımız, dostlarımız kötü hava koşullarından dolayı endişelenmişler ve yetkilileri haberdar etmişler. Arama ekiplerinin ilk kamp yapmayı planladığımız bölgeye ulaşmaları bile 2 gün sürüyor. Biz 40 km ötedeyiz, ama kötü hava koşulları ve sis bize ulaşmalarını iyice güçleştiriyor. Üstüne üstlük bizi arayan ekip de Muhsin Yazıcıoğlu'nu arayan ekip, iyi mi?

Bu arada neredeyse 1 haftadır bölgeyiz ve 5 gündür açız. Metin Çetin, senin yaralı olduğunu görüp "Ulen, bu Lazın iyi kavurması olur :D " diyerek sacı hazırlamaya başlıyor. Caner, "Ölürüm de abimi size yedirmem" diyor. Cahit Emmi, Necdet abi, Ramazan, Semih, Yağmur "Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz :D " diyorlar. Akgün, Burçin, Alp, Uzman, Muhtar, Fordçular "en güzel çevirmesi olur :D " diyorlar. Turgay, Nurettin abi ve Müfit, "Avara sucuğu yapsak daha iyi olmaz mı? :D " diyorlar. Çanakkale'liler, Antalya'lılar ve Kaş'lılar "biz Fransız usılü bol tereyağlı, kişnişli sotesinden başka bir şeklide asla yemeyiz:D " diyorlar.

Şimdi söyle bakalım Cumhur'um, böyle bir durumda seni yemeyelim de, turşunu mu kuralım?

KORBALA
28-12-2009, 04:00
Bacağı alın. Kalan yeter bana :) Kolesterol de var zaten yazık size :(
Yanlız anlayamadığım birşey var. 3 metre kar altındaki çalıçırpıyı ve odunları hangi heyvan çıkardı ?
Konuya da olan oluypor. Uzatmayalım :)

semih
28-12-2009, 04:02
Şimdi söyle bakalım Cumhur'um, böyle bir durumda seni yemeyelim de, turşunu mu kuralım?

Hayal ettim de Cumhur mangal'da daha güzel olur gibime geliyor.:D :D
Bu hikaye EC klasikleri içinde yer alacaktır..:D

KutG
28-12-2009, 04:49
Bacağı alın. Kalan yeter bana :) Kolesterol de var zaten yazık size :(


Tamam, butu aldık sağolasın, peki bonfileyi, kontrfileyi (hep duyarım, ama var mı ki böyle bir şey?), pirzolaya bırakalım mı, yazık değil mi? "Helal olsun, alın hepsini götürün" diyemedin gitti be Cumhur'um :D :D :D.





Yanlız anlayamadığım birşey var. 3 metre kar altındaki çalıçırpıyı ve odunları hangi heyvan çıkardı ?


Onlar Cuma günü geldiğimizde kar yağışı başlamadan topladıklarımızdı.




Hayal ettim de Cumhur mangal'da daha güzel olur gibime geliyor.:D :D
Bu hikaye EC klasikleri içinde yer alacaktır..:D

Bak, mangalı ben düşünemiştim, Semih'im. Doğru, kavga çıkacaksa bir kısmını da mangal yaparız, ayıp ettin :D :D :D .

NurettinAbi
28-12-2009, 05:54
Avara sucuğunun yerini tutarmıydı acaba? Hikayeyi adeta yaşattın be usta..

AykutErda
28-12-2009, 08:45
Cumhur'um And dağlarında düşen uçağı ve sonrasında olanları hatırlarsın.

Aykut'da fotoğrafları çekiyor (daha sonra photshop yapacak :D).

Metin Çetin, senin yaralı olduğunu görüp "Ulen, bu Lazın iyi kavurması olur :D " diyerek sacı hazırlamaya başlıyor...

Şimdi söyle bakalım Cumhur'um, böyle bir durumda seni yemeyelim de, turşunu mu kuralım?

Ya benimde hep karda '' sucuklu yumurta '' yeme fantazim vardır Tankut Usta ..:D

Hatta aklımızı kullansak '' iki porsiyon sucuklu yumurta '' bile çıkartabiliriz Laz'dan ..:D

KutG
28-12-2009, 09:11
Ya benimde hep karda '' sucuklu yumurta '' yeme fantazim vardır Tankut Usta ..:D

Hatta aklımızı kullansak '' iki porsiyon sucuklu yumurta '' bile çıkartabiliriz Laz'dan ..:D

Bartın üçlüsü Avara sucuğunu yaptıktan sonra bastın mı yımırtayı sucuğun gözüne, al sana fentezinin ağa babası Aykut'um, ayıp ettin.

TurgayAlan
28-12-2009, 10:16
..fotoğraflara bakmaktan öte yazıları da okuma kararlığınıza güvenerek ve sabrınıza inanarak aşağıda kısa bir deneme yaptım...
375'i,tüm din ve felsefe inançlarına eşit ve tarafsız yaklaşarak verdiğin bilgi akışından ötürü başarılı,
377'de kurguladığın kamp yaşamını ise,bir çok nedenden ötürü başarısız buldum usta.:D


..Eğer, biri bu öğretileri tercüme ederek buraya ekleyebilirse, hem kişisel olarak, hem bu forum başlığına hem de bu başlığı takip edenlere çok büyük iyilik etmiş olur...
Türkçe çevirisini okumayı ben de çok isterim..

Takipteyiz usta..

Kursat
29-12-2009, 09:56
Ya benimde hep karda '' sucuklu yumurta '' yeme fantazim vardır Tankut Usta ..:D

Hatta aklımızı kullansak '' iki porsiyon sucuklu yumurta '' bile çıkartabiliriz Laz'dan ..:D

Soğukta her şey çeker-küçülür ;) değil iki porsiyon yarım porsiyon cıkarsa sana! dua et. :D:D:D

KutG
30-12-2009, 11:14
Cumhur, bu gönderdiğin videoyu biraz araştırdım ve şöyle bir sonuca ulaştım. Bu videoda görünenler Lord Shiva'nın takipçileri Shaivism mezhebinin Aghori sektine aitmiş. Bu sekt Ms. 10 y.y.'da kurulan Kapalika inanışından 14. y.y.'da ayrılmış. Lord Şiva'nın öğretilerini benimseyen bu sekt diğer Hindu mezheplerinden insan cesetleri ile yamyamlık yapmak ve alkol kullanmak gibi ritüelleri ile ayrılıyorlar. Yamyamlık ve alkol gibi ritüeller temel Hindu inanışlarına ters düştüğü için Hinduizm'in çoğu mezhepleri tarafından Hinduizm dışı sapkın bir sekt olarak kabul ediliyor ve dışlanıyorlarmış. Bu sektin Sadhu'ları genelde Varanasi'de ölü yakma alanlarının (ghatlar) çevresinde yaşarlarmış. Aşağıda, bu sekte mensup bir Sadhu'nun yaşamından kesitler sunan bir belgesel var. Beşinci videodaki çalgıcılar, genelev ve Doğu Bihar'daki yolda ibadet eden kişi, Sadhu'nun ailesiyle buluşması (normalde Sadhu'ların aileleri ile görüşmeleri kesinlikle yasaktır) ilginç gerçekten.

W0bGrvKVxac

fAIv7R8yk5c

u_rJu_20Aps

n8lDTLlmvwk

fc-TsGzhsN8

soKFraGA-oU

KutG
30-12-2009, 01:40
...Eğer, biri bu öğretileri tercüme ederek buraya ekleyebilirse, hem kişisel olarak bana, hem bu forum başlığına hem de bu başlığı takip edenlere çok büyük iyilik etmiş olur...

Türkçe çevirisini okumayı ben de çok isterim..



Şu koca EC'de konuya yardımcı olacak bir babayiğit yok mu Allahaşkına, yahu?

.

Seda
30-12-2009, 11:40
İnsan neden yamyam olur yav.:confused: Açlık kıtlık dışında kültürel boyuta bakınca; bazı toplumlarda yamyamlığın ölü ile olan ilişkinin devamını sağladığına inanılıyor. Bazı toplumların inançlarına göre, ölen kişi için en saygın mezar yerinin yaşayanların bedenleri olduğuna ve mideye indirilerek aynı zamanda onun niteliklerine de sahip olunacağına inanıyorlar.
Hindu felsefesi gibi özünde insanı bulunduran bir felsefede insan nasıl mideye indirilebilir ki dedim ama inanç meselesine gelince doğru yanlış kalmıyor ortada. Malum her dinde sapkınlıklar söz konusu.
Her ne kadar günümüzde birbirimizi yemenin değişik bir biçimini yapıyor olsak da sonuç olarak yamyamlık iğreeeenç işte...:cool:

Tankut Hocam "Kısa dinler tarihi" bilgileri ile sıkmadınız bizi aksine tam yerine yakışır bir bilgilendirme oldu sanırım.Emeğinize sağlık. Dört gözle budizm bölümünü bekliyoruz. :)

KutG
31-12-2009, 09:20
İnsan neden yamyam olur yav.:confused: Açlık kıtlık dışında kültürel boyuta bakınca; bazı toplumlarda yamyamlığın ölü ile olan ilişkinin devamını sağladığına inanılıyor. Bazı toplumların inançlarına göre, ölen kişi için en saygın mezar yerinin yaşayanların bedenleri olduğuna ve mideye indirilerek aynı zamanda onun niteliklerine de sahip olunacağına inanıyorlar.
Hindu felsefesi gibi özünde insanı bulunduran bir felsefede insan nasıl mideye indirilebilir ki dedim ama inanç meselesine gelince doğru yanlış kalmıyor ortada. Malum her dinde sapkınlıklar söz konusu.
Her ne kadar günümüzde birbirimizi yemenin değişik bir biçimini yapıyor olsak da sonuç olarak yamyamlık iğreeeenç işte...:cool:


Çok doğru tespitler, Seda. Son paragraftaki modern yamyamlık yorumun harika, bayıldım gerçekten.





Tankut Hocam "Kısa dinler tarihi" bilgileri ile sıkmadınız bizi aksine tam yerine yakışır bir bilgilendirme oldu sanırım.Emeğinize sağlık. Dört gözle budizm bölümünü bekliyoruz. :)

Beğendiğine sevindim. Khajuraho ve Varanasi'den sonra Nepal'e girince Budizm kısmı da başlayacak. Ve, Nepal'de başlangıçta sınırdaki Buda'nın doğum yeri Lumbini'den olacak. Nepal çok mistik, huzur dolu bir yer.

.

KutG
31-12-2009, 09:50
Sırada Doğu Jain tapınaklarının en büyüğü ve en iyi korunmuşu olan M.S. 10. y.y. ‘da kurulan Parsvanatha tapınağı var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01342.jpg

Bu da tabelası.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01341.jpg

Burası tapınağın giriş bölümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01343.jpg

Giriş bölümünden içeriye doğru baktığımda karşımda bu heykel var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01344.jpg

Bu da yakın plan.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01345.jpg

Bu da yine bu küresel görüntüleme sisteminden tapınağın giriş bölümünün görüntüleri.


http://www.world-heritage-tour.org/asia/south-asia/india/khajuraho/parsvanath-s-temple-entrance/sphere-flash.html


Burası tapınağın arka bölümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01346.jpg

Doğu Jain tapınaklarından Parsvanatha tapınağındaki figürler Batı tapınaklarındaki hard porno figürlerin yanında gerçekten sadece erotik kalıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01347.jpg

Sırada Doğu Jain tapınaklarının üçüncüsü olan Adinath tapınağı var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01349.jpg

Bu da tabelası.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01348.jpg

Tapınağın giriş bölümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01350.jpg

Adinath tapınağının içindeki heykelde Parsvanatha tapınağının benzeri.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01351.jpg

Son olarak, Doğu Jain tapınaklarını bir bütün olarak görebileceğiniz küresel görüntüler var. Görüntü açıldığında ilk karşınıza çıkan Adinath tapınağı. Hiç dokunmazsanız ve görüntü kendi kendine sağa doğru dönmeye başladığında karşınıza Parsvanatha tapınağının arkadan görüntüsü geliyor. Parsvanatha tapınağının hemen sağ tarafında arka planda gözüken ise Shantinath tapınağı.


http://www.world-heritage-tour.org/asia/south-asia/india/khajuraho/parsvanath-s-temple-restoration/sphere-flash.html


Doğu Jain tapınaklarının içinde bulunduğu kompleksin içinde turistler için çeşitli hizmetler var. Bunlardan biri de aşağıdaki fotoğrafta görülen telefon hizmeti veren bu dükkan. Yani, ücreti mukabili evinizi arayabileceğiniz, faks falan çekebileceğiniz yerler.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01352.jpg

Dükkanın duvarındaki acayip kısaltmalar dikkatinizi çekmiştir. Hani, Hintliler bu kısaltmaları pek seviyorlar ya, Hindistan’a indiğim ilk dakikadan beri her yerde bu tabelaları görmüş, ama bir anlam verememiştim. Khajuraho’dayken yaklaşık 1 haftadır Hindistan’daydım, ama hala bu kısaltmaların ne anlama geldiğini bilmiyordum. Telefonla ilgili bir şeyler olduğunu tahmin ediyordum, ama tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyordum işte. STD teknik terminolojide “Standard” kelimesinin karşılığı, ama gerisinin ne olabileceği konusunda en ufak bir fikrim yok. Kendi kendime “dur ulen, hazır dükkanda önümdeyken şunu bir sorayım” diyorum. Aldığım cevapları hiç üşenmeden not defterime kaydediyorum.

STD: Subscriber Trunk Dialling veya Subscriber Toll dialling
ISD: International Subscriber Dialling
PCO: Public Call Office

Tabii, birde bunların ne anlama geldiğini açıklamak gerek. Bundan sonra Hindistan’a gidecek olanlara küçük bir hizmetimiz olsun bari.

STD: Ücretli abone araması
ISD: Uluslararası abone araması
PCO: Halka açık telefon ofisi/dükkanı/şirketi

Bütün bu terimler İngilizlerin buradaki mirası. Konunun uzmanı değilim, ama bana anlatılandan anladığım kadarıyla size anlatmaya çalışayım. İşin temeli burası ücretli arama yapabileceğiniz özel telefon dükkanı. Bilirsiniz, bizde bakkallarda kontör sayacı olan telefonlar vardır ya, aramayı yaparsınız, kaç kontör tuttuysa kontör ücretiyle çarpıp ödeyeceğiniz tutar bulunur, bu da işte öyle bir şey. Şimdi, STD aslında operatör kullanmadan yapılan kontörlü direkt arama demek. Eskiden Türkiye’de operatör vasıtasıyla yapılan şehirlerarası telefon görüşmelerini yeniler bilmez. Operatörü arayıp konuşacağınız telefonu yazdırıp sonra saatlerce beklerdiniz telefonunuzun bağlanmasını. “Adana çık aradan” bu konunun bilinen en eski geyiklerindendir. Özal sağ olsun, Türkiye’de yaptığı iletişim devrimiyle bu konu şimdi bize tarih öncesinde kalmış gibi görünüyor. Ama, Hindistan’da operatörsüz direkt telefon konuşmasının hala bir ayrıcalık olduğunu görmek beni eski günlere götürdü. ISD’nin ne olduğunu anlamadım, ama sanırım bu da direkt uluslar arası telefon görüşmesi demek. Yani, yine operatör falan kullanamadan telefonu kaldırıp direkt uluslar arası telefon görüşmesi yapabilmek demek. Hindistan için inanılmaz bir olanak tabii ki. PCO’da kamuya ait olmayan telefon görüşmesi yaptıran özel kuruluşlara verilen admış.

Yeri gelmişken bilgi olarak vereyim. Hindistan ve Nepal’de Türkiye ile telefon işini şöyle hallettim. Hindistan’a iner inmez Rajeev bana yerel GSM operatörüne kontörlü abone olmamın en hesaplı alternatif olduğunu söylemişti. Hindistan için en geniş kapsama alanına sahip olan ve en ucuz uluslararası görüşme tarifesi sunan Airtel’i tavsiye etmişti. Böylelikle, Hindistan’da çok ucuz bir maliyetle Türkiye ile haberleşme imkanı sağlanmış oldu. Ayrıca, Türkiye’den arayanlar için her daim ulaşılabilir olmak özellikle aile için önemli. Turkcell, Vodafone veya Avea ile uluslar arası dolaşım tarifeleriyle görüşmeyi aklınızdan bile geçirmeyin, deveyi hamıtıyla derler ya, işte öyle bir şey.

Hindistan’daki strateji Nepal’de maalesef çalışmadı, çünkü Nepal teknolojik altyapı anlamında Hindistan’dan 2 gömlek daha aşağıdaydı. Bir devletin birde özel GSM operatörü vardı, ama kontörlü üyelik işlemleri bir haftaya yakın sürüyordu ve pek de ucuz değildi. Ama, Nepal’liler de çare tükenmez hesabı onlarda internet üzerinden telefon dükkanları vardı. Türkiye’ye dakikası 10 kuruştan başlayıp, yerine göre tutturabildiğin kadar artık.

Her iki ülkede de internet cafeler hem çok yaygın hem de oldukça ucuzdu.

KutG
02-01-2010, 10:25
Khajuraho’yla ilgili gezi kitaplarında Batı tapınakları mutlaka görülmesi gereken bir yer olarak tavsiye edilirken Doğu Jain tapınakları da işin felsefi yönü itibariyle öneriliyordu. Lakin, hiç Güney tapınağından veya Kuzey tapınaklarından bahseden yoktu bile. Güney ve Kuzey tapınaklarını bende orada öğrendim ve “gelmişken hepsini göreyim bari” diyerek bu tapınakları da göreyim istedim. Bu arada unutmadan, sabahtan beri Kuzey, Güney, Doğu Batı diyip duruyoruz, bu yönler nereye göre kardeşim demiyorsunuz hiç. Bu yönler Khajuraho yerleşim merkezi referans alınarak belirlenmiş.

Şimdi sırada Güney Duladeo tapınağı var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01355.jpg

Bu da tabelası.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01353.jpg

Bu da Duladeo tapınağının giriş bölümü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01354.jpg

Bu tapınakta Batı tapınaklarından pek aşağı kalmıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01356.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01357.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01359.jpg

Khajuraho ziyareti benim için gerçekten çok ilginç bir deneyim oldu, bunun tek sebebi dünyada başka örneği olmayan erotik tapınakları görmem falan değildi. Kafamı kurcalayan bir başka soru daha vardı. Bu çağ için bile oldukça cüretkar figürlerin olduğu bu kadar sayıda tapınak neden inşa edilmişti ki? Gitmeden araştırdığım kaynaklar, bu sorunun cevabının genellikle dinsel amaçlı (Hindu ve Jain inancını yüceltmek) veya toplumsal eğitim amaçlı (cinsel erginliğe erişen çocuklara temel eğitim vermek) olduğu yönünde açıklamalar getiriyorlardı. Güney tapınağını gezerken rehberliğimi yapan bu Hintli’nin yorumuna ise daha önce okuduğum hiçbir kaynakta rastlamamıştım. Bu yoruma göre ekmek elden su gölden yaşayan Sadhu’ların sayısının aşırı şekilde artması üzerine kral, Sadhu’lara gerçek yaşamda olan biteni anlatmak için bu erotik figürlü tapınakları yaptırmış. Videosu aşağıda.


qULB6jlLk0s


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01358.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01358.flv)


Bu açıklama bana pek gerçekçi gelmedi. Sanırım, bu ikinci rehber ilki kadar bilge değildi.

Bu fotoğraflarda tapınağın çevresinden. Gölde yüzen çocuklar. Bu Hintli çocuklarda en ufak su birikintisi görseler, cumburlop içindeler.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01361.jpg

Bu fotoğraf tapınağın bahçesinden.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01360.jpg

Tapınağın bahçesinin ve çevre düzenlemesinin güzelliğine bakar mısınız? Bu bahçe düzenlemesi işini bu tarihi eserlerden sorumlu olan “Archaeological Survey of India” (Hindistan Arkeoloji Kurumu) tarafından organize edilmiş. Tebrik etmek lazım, bu imkansızlıklarda böyle birinci sınıf iş çıkarttıkları için. Tabii, bunun kökeninde İngiliz saraylarından çıkan bahçe kültürünün olduğunu belirtmeme gerek yok, sanırım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01362.jpg

TurgayAlan
02-01-2010, 12:58
Bu arada unutmadan, sabahtan beri Kuzey, Güney, Doğu Batı diyip duruyoruz, bu yönler nereye göre kardeşim demiyorsunuz hiç.
Vallahi usta,yönleri bilemiyorum ama,
şu an gezinin kaçıncı gününde olduğunu sanırım ben kaçırdım..:D

Altı mı,yedi mi..?


Gitmeden araştırdığım kaynaklar, bu sorunun cevabının genellikle dinsel amaçlı (Hindu ve Jain inancını yüceltmek) veya toplumsal eğitim amaçlı (cinsel erginliğe erişen çocuklara temel eğitim vermek) olduğu yönünde açıklamalar getiriyorlardı. Güney tapınağını gezerken rehberliğimi yapan bu Hintli’nin yorumuna ise daha önce okuduğum hiçbir kaynakta rastlamamıştım. Bu yoruma göre ekmek elden su gölden yaşayan Sadhu’ların sayısının aşırı şekilde artması üzerine kral, Sadhu’lara gerçek yaşamda olan biteni anlatmak için bu erotik figürlü tapınakları yaptırmış
Gerçekten çok cesur çalışmalar.

Hem eğitim,hem de "nefsi kontrol altına alma" şeklinde ,dinsel bir mantalite yürütülmüş olabilir mi.?

Sen ne dersin usta..?:rolleyes:

KutG
02-01-2010, 02:14
Vallahi usta,yönleri bilemiyorum ama,
şu an gezinin kaçıncı gününde olduğunu sanırım ben kaçırdım..:D

Altı mı,yedi mi..?


Khajuraho altıncı gündü, Turgay'ım...





Gerçekten çok cesur çalışmalar.

Hem eğitim, hem de "nefsi kontrol altına alma" şeklinde dinsel bir mantalite yürütülmüş olabilir mi.?

Sen ne dersin usta..?:rolleyes:

Valla Turgay'cığım, bana göre Khajuraho'daki erotik figürler konusunda akla en uygun teori bu figürlerin o zamanlarda gelişen Kama Sutra olgusunun Hinduizm'deki yansımaları olduğu şeklinde. Yoksa, eğitim, Sadhu'lara gerçek hayatı anlatma gibi yorumlar bana çok gerçekçi gelmedi. "Nefsi kontrol altına alma" olgusu yeryüzünde tarihin ilk zamanlarından beri ortaya çıkan din ve inanç sistemlerinde genellikle insanın kendisini çevresinden ve dünyadan soyutlaması şeklinde ortaya çıkmış. Nefsi terbiye etme olgusu sınırlı zaman dilimleri söz konusu olduğunda "bir hırka bir lokma" türü insanın kendisini belli bir süre dış çevreden tamamen izole etmesi şeklinde olmuş. Daha uzun dönemli zaman dilimlerinde insanın hayatının tümünü adaması durumunda ise dervişlik, keşişlik veya Sadhu'luk gibi mertebeler şeklinde tezahür etmiş.

Bu çerçevede Khajuraho erotik figürlerinde nefsi kontrol altına alma dürtüsünün bir etkisi olduğunu per zannetmiyorum. Zaten insan figürlere bakınca bu figürlerin bırak nefsi kontrol altına alma etkisini, olsa olsa "nefsi iyice azdırma" etkisi olur diye düşünmeden edemiyor :D :D :D.

KutG
04-01-2010, 09:30
7. gün. 17.09.2009. Khajuraho-Varanasi 400km.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/8Khajuraho-Varanasi400km.jpg

Bugün hedefte gezinin özellikle Hindistan bölümü için en önemli noktalarından biri olan Varanasi var. Önümde 400 km’lik bir yol var ve akşam hava kararmadan Varanasi’ye varmam için sabah erkenden yola çıkmam gerekiyor. Sabah tahmini olarak 6:30 gibi yola çıkıyorum. Neden tahmini? Çünkü, aşağıdaki fotoğraf Khajuraho’yu Jhansi-Satna yoluna bağlayan yaklaşık 20 km’lik yolu geçip, sapaktan Satna yönüne döndükten sonra çekilmiş. 17.09.2009 günü sabah saat 07:12’de. Teknoloji sağ olsun, fotoğrafın çekilme saatini bile kaydediyor, bana da şimdi bakıp yazmak kalıyor. Aşağıdaki fotoğrafta görülen nehir Yamuna ve Ganj nehrinin kollarından biri olan Khoodar nehri. Yine devasa kollardan biri.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01372.jpg

Nehrin diğer tarafı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01373.jpg

Artık, Hindistan’ın tam ortasında ülkenin en ücra noktalarından birinde tek başınayım. Evde tek başına değil, Hindistan'da tek başına. En yakın büyük şehir yüzlerce kilometre uzaklıkta. Motorun veya benim başıma bir şey gelse? Hiç ama hiç sorun değil. Motor bir yerde kalsa bile tekrar yürütebilirim, benim başıma bir sağlık sorunu veya kaza gelse bir hastaneye yetiştirebilirler mi? Bu ıssızlığın ortasında hiç sanmıyorum. Olsun, hiç ama hiç umurumda değil. Korkuyla falan hiç işim yok. Bunlardan korkan zaten burada olmaz, keyfimi kaçırmaya hiç ama hiç niyetim yok. Aksine, büyük şehirlere ve turistlerin gittiği yerlere gitmektense gerçek Hindistan’ı buralarda görmek kesinlikle bilinçli tercihim.

Yurtdışı seyahatlere gidecek arkadaşlara büyük şehirlerin curcunasından ve turist atraksiyonlarından uzak durmalarını şiddetle tavsiye ederim. Çünkü, bu tür yerler ziyadesiyle ticarileştiği için o ülkenin kültürünü, insanlarını, geleneklerini, yaşam biçimlerini, yemek kültürlerini, vs. görmenizi engelliyor. Bu tür yerlerde sadece size sunulanı alıyorsunuz. Bu tür yerlerden ve medeniyetten uzaklaştıkça gerçeğe yaklaşıyorsunuz ve hayata dokunuyorsunuz. Tabii, büyük şehirlerde tarihi eserlerin bulunduğu yerlerde turistlerle bir arada olmak kaçınılmaz oluyor, ama bu tür yerlere gitmeden önce o tarihi eserlerle ilgili bilgi edinerek kitapta yazılanla gerçeği bizzat yerinde görüp karşılaştırarak kendi yorumunuzu ortaya koymak o ülke hakkında fikir oluşturmanıza gerçek anlamda katkı sağlıyor. Zaten, Hindistan’da bir tarihi eseri görmek için bir yere gittiğimde 5 yıldızlı otellerinden bindikleri konforlu klimalı otobüslerinden inen şortlu tişortlu, ama mutlaka ama mutlaka ayaklarında trekking botlarıyla pembe beyaz batılı turistlerle karşılaşıyordum. Bu trekking botlara da hastayım. Sanırım, Hindistan’daki büyük maceralarının bir gerekliliği olsa gerek. Bu turistler benim motorlu toz içindeki hırpani halimi görünce önce uzaktan süzüp sonra meraklarına yenik düşüp yanıma gelerek oralarda ne aradığımı soruyorlar, sonuç olarak da aramızdaki diyalog trekking botlu pembe beyaz turistlerin böyle bir maceraya atıldığım için beni takdir etmeleriyle son buluyordu. Bu durum aynen bu şekilde istisnasız Jaipur’da, Fatehpur Sikri’de, Orcha adasında, Khajuraho’da başıma gelmişti. Onun için, böyle bir yurtdışı seyahatinde büyük şehirlerden ve turist kalabalığından uzak durun, motosiklet gibi size seyahat özgürlüğü tanıyacak bir vasıta edinip medeniyetten kaçın, o ülkenin en ücra noktalarını tercih edin, o ülkenin gerçek sahiplerinin arasına karışın. Yeri gelmişken naçizane bir ufak tavsiye daha: Korkmayın, hiç ama hiç korkmayın. Hasta olmaktan, kaza yapmaktan, yemeklerden, pislikten. Korkmayın derken, bunları bir takıntı haline getirip gezinizi bir eziyet haline getirmeyin demek istiyorum. Bunlara takılıp gözünüzün önünden geçip giden güzellikleri pas geçmeyin. Sadece gerekli önleminizi alın, seyahat sigortası yaptırın, hijyene yediğiniz içtiğinize biraz dikkat edin, güvenlik için her ülkede alınacak önlemleri alın, ama daha fazla değil. Unutmayın, orada da insanlar yaşıyor ve o insanlar, doğu için söylüyorum, size yardım edebilmek için ellerinden geleni yapmaya öylesine hazırlar ki. Gezinizin keyfini sürün.

İşte kırsalda gezinin keyfini sürebileceğiniz bir sürpriz karşınızda. Khajuraho’dan ayrıldıktan sonra Panna yakınlarında Panna Tiger Reserve. Yani, Panna Kaplan Bölgesi. Aman Allah’ım. Kaplan bölgesi ha?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01374.jpg

Tabelada aracınızı yavaş sürün ve tabiatın keyfini sürün, sigara atmayın ve vahşi hayvanlara yol verin diyor. Vahşi hayvanlara yol verin, ha? Gerçekten inanılır gibi değil. Vahşi hayvanlar doğal ortamlarında. Hemen kısa bir akıl muhakemesi. Bunlar Asya’nın meşhur Bengal kaplanları olsa gerek. Peki, kaplan bölgesinin ortasından yol geçmesi ne demek? Yolun iki tarafında koruma telleri var mıdır, acaba? Yooook, öyle bir şey görünmüyor. Peki, yolda karşıma kaplan falan çıkar mı, acaba? Fotoğrafını çekme şansım olabilir mi, acaba? Yoksa, tam gaz kaçmalı mıyım? Yok canım, insanların kaplanlara verdiği zarar bu garibanların yaşam alanlarının bu koruma alanına kadar indirgenmiş olmasından anlaşılıyor, ama tam tersini pek duymadım. Bir uyarı falanda yok, yürü be aslanım, ne duruyorsun?

Bu tabeladan sonra tam bir “jungle” içine giriyorum. “Jungle” Türkçe’de karşılığı olmayan ve ülkemizde de bulunmayan çok yoğun tropik bitki örtüsü ve ormanın iç içe geçtiği bir tür orman. Belki de bu yüzden Türkçe’de karşılığı yok. O kadarki, güneş ışığı bile ormanın içine çok az nüfuz ediyor. Neden böyle bir tabiat harikasının içinden yol geçirdiniz ki? Her neyse, ormanın içinde biraz yol aldıktan sonra karşıma inanılmaz bir sürpriz daha çıkıyor. Hayır, bir bengal kaplanı değil. Bir tavus kuşu. Gerçek yaşam ortamında yabani bir tavus kuşu. Hem de, erkek olanı. Yani güzel olanı, hani şu kuyruğunda güzel acem kadınlarının kocaman gözlerini taşıyan tavus kuşu. Evet, bayanlar söyleyin bakalım, insan ırkının tersine ördek, keklik gibi kuş familyasının erkekleri daha güzel. Neden olabilir? Hemen motoru durdurup onu seyretmeye başlıyorum. Yaklaşık 20-30 metre kadar ilerimde yolun kenarında duruyor. Gözlerimi alamıyorum, çok etkileyici. Neden sonra aklıma fotoğrafını çekmek geliyor. Elimi depo üstü çantama attığımda huylanıyor ve hareket etmeye başlıyor. Fotoğraf makinemi çıkarıp, hazır hale getirene kadar yolun karşısına geçip kaçmaya başlıyor. Bende peşinden. Motordan inip gittiği yöne doğru peşinden gidiyorum. Ama, hiç şansım yok, gözden kayboluyor, burası onun evi, evini benden çok daha iyi tanıyor. Ne yalan söyleyeyim, başkasına göstermektense, ben gördüm ya, bana yeter. Ama, aklımdan bu karşıma çıktıysa başkası da çıkar diye de geçiriyorum. Ben çok şanslı bir adamımdır, piyango ikinci kez vurur mu vurur diye düşünüp fotoğraf makinemi yeleğin cebine koyuyorum. Artık şans mı, iyi niyetle dilemek mi, ne derseniz deyin, tekrar yola çıktıktan biraz sonra karşımda tekrar bir tavus kuşu. Bu sefer bir dişi, çirkin demeyelim, güzel olmayanından. Ama, bu sefer bunun işi var, yol kenarında hızlıca hareket ederken beni görünce hemen ormana dalıyor, motoru durdurup fotoğraf makinesini çıkarana kadar o ormanı iki defa turlamıştır herhalde. Vay be diyorum kendi kendime, bugün gerçekten çok şanslı bir günümdeyim herhalde, doğal ortamında iki defa yabani tavus kuşu gördüm.

Panna kaplan bölgesinden çıkıp yola devam ediyorum. Karşımda yine inanılmaz güzellikte bir manzara var. Yürüyerek okullarına giden öğrenciler.

Bu fotoğraftaki güzellik dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Hindistan’da tek örnek bordo pantolonları, tertemiz gömleklerinin üstünde bordo kravatları olan öğrenciler. Bence doyumsuz bir manzara. Kısıtlı kaynakları ile öğrencilerine böyle eğitim olanakları yaratan bir ülke. Diğer başka alanlarda da gördüğüm üzere Hindistan kaynakların verimli kullanımda çok başarılı bir ülke. Şimdi, aklınıza ülkemizde kaynak savurganlığı gelecek, ama ben bu konuda böyle düşünenlerden biraz ayrılıyorum. Ülkemizde diğer alanlarda olup biten gün gibi ortada, ama eğitim Cumhuriyet’in ülkede büyük mesafe aldığı alanlardan bir tanesi. Sadece, imkansızlıkları, doğu’daki öğretmensiz okulları, altyapı eksikliklerini düşünmeyin, %10’nun altındaki okur yazarlık oranın bugün %90’nın üstünde olmasını, tek örnek giyinmiş milyonlarca ilk öğretim öğrencisini, yatılı ilköğretim bölge okullarını, kahraman öğretmenlerimizi, Cahit Arf’ı, Doktor Behçet’i, Gazi Yaşargil’i, Halil İnalcık’ı, Türkan Saylan’ı düşünün. Şimdi anlaştık mı?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01375.jpg

Seda
04-01-2010, 11:42
Anlaştık tabi anlaşmaz mıyız, pazartesi sabahı çok iyi geldi bu umut aşılayan sözler. :)
Kuş familyasının erkeklerinin dişilerine göre güzel olmalarının tek nedeni de kanımca dişiye güzel görünmektir. :D Hatta bu kuş familyasından dişiyi tavlamak için çılgınca dans edenleri bile var. :)

TurgayAlan
04-01-2010, 03:14
...o ülkenin en ücra noktalarını tercih edin, o ülkenin gerçek sahiplerinin arasına karışın..Çağdaş seyyahlığın,özgün teması bana göre işte bu..

Bir kez daha helal sana usta...;)

KutG
04-01-2010, 07:16
Anlaştık tabi anlaşmaz mıyız, pazartesi sabahı çok iyi geldi bu umut aşılayan sözler. :)
Kuş familyasının erkeklerinin dişilerine göre güzel olmalarının tek nedeni de kanımca dişiye güzel görünmektir. :D Hatta bu kuş familyasından dişiyi tavlamak için çılgınca dans edenleri bile var. :)

Doğru, kuş familyasında dişi erkeği seçtiği için böyle. Ama, ilginç olan insan dünyasında güzelliğin ve estetiğin timsali olan kadının kuş familyasındaki içler acısı hali :D :D :D.




Çağdaş seyyahlığın,özgün teması bana göre işte bu..

Bir kez daha helal sana usta...;)

Benim ne düşündüğümden öte bu düşüncelere sahip dostlarla bu ortamı paylaşmak güzel olan...

.

NurettinAbi
04-01-2010, 07:34
Alkış hocam,alkıışş..Avara sucuğunu hakettin..Dilimide,eşşek arısı soktu yav:D

KutG
05-01-2010, 08:32
Alkış hocam,alkıışş..Avara sucuğunu hakettin..Dilimide,eşşek arısı soktu yav:D

Tamam o zaman, Pazar günü Alp hocanın yeni ofisinin açılışını kutlamak üzere toplanıyoruz, Bartın ekibi olarak siz de Avaraları kapıp gelin.

AykutErda
05-01-2010, 12:08
Bence sen bu topiği kitap yap Tankut , çok keyifli bir sunum oldu ...

Tek kelimeyle mükemmel ...:)

KutG
05-01-2010, 04:31
Bence sen bu topiği kitap yap Tankut , çok keyifli bir sunum oldu ...

Tek kelimeyle mükemmel ...:)

Aykut'um iyi dileklerin için teşekkür ederim, ama kitap mitap işleri için benim daha 10 fırın ekmek yemem lazım. Kitap yazmak basit bir gezi raporu yazmanın ötesinde melekeler gerektiren bir konu. Hem sonra burada dostlarla sohbet muhabbet ortamında yazmak bana gerçekten çok keyif veriyor, yazdığına anında yorum geliyor, kitapta önce yazacak sonra bekleyeceksin, sonu nasıl olur, iyi mi kötü mü bilemezsin, böyle interaktif bir ortamı kitapta bulabilir misin, zannetmem. Sonra, buradaki kakarakikiriyi kitapta yapabilir misin, zannetmem.

KutG
06-01-2010, 08:41
Varanasi yolunda Panna’yı geçtikten sonra Satna’ya geliyorum. Meydanda ulusun büyük önderi Mahatma Gandi’nin heykeli var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01376.jpg

Evet, Khajuraho’dan Varanasi’ye yolumuza devam ediyoruz. Sabah çok erken saatlerde yola çıkmışım ve önümde hala çok uzun bir yol var. Hava giderek ısınmaya başlıyor ve sürüş şartları giderek daha zorlu bir hale gelmeye başlıyor. Onun için sık sık mola veriyorum. Bu sefer durduğum yer yol kenarında içinde zambaklar olan güzel bir göl kenarı. Ama, aynı zamanda fotoğraf derslerine de devam etmek lazım. Bende her ikisini birleştiriyorum. Bir yandan dinlenirken bir yandan da fotoğraf derslerime devam ediyorum. Bu günkü dersimiz mini tripod kullanarak yapılan gölge çekimleri. Bugünkü dersimizde yine deneme yanılma metoduyla yanlışı göstererek doğruyu anlatma metodolojisini kullanacağız. İlk fotoğrafta kadraja giren bir bisiklet var. Peki bisikletin burada ne işi var?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01383.jpg

Tabii ki, hiçbir işi yok. Bisiklet, çık bakayım aradan.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01384.jpg

Hımmm, hala gölgedeyiz, şimdi güneşe çıkalım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01385.jpg

Tamam, şimdi oldu.

Hiçbir fırsatı kaçırmıyor, dinlenme ve fotoğraf dersi gibi aktiviteleri değerlendiriyoruz ya, her fırsatı değerlendirme alışkanlığımız devam ediyor. Dinlenme alanında kamyonlarda var. Hem de süslü püslü kamyonlar. Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz. Hemen fotoğraf makinesini kapıp, kamyonların yanına doğru seğirtiyorum. İçlerinden en süslüsünü seçip sürücüsünden de izin alıp kamyonunu fotoğraflamaya başlıyorum.

Aşağıdaki fotoğrafta yukarıda bahsettiğim kamyon ve sürücüsü var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01377.jpg

Kamyon süsleme işinde Hindistan kamyonları Pakistan kamyonlarının gerisinde kalır, ama karşımda bir sanatı eseri duruyor. Şaka değil, gerçekten bir sanat eseri. Burası şoför kabini. Tavandaki süslemelere dikkat.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01378.jpg

Bu önden görüntü. Görünürlülüğü arttırmak için ön camda üçgen reflektörler var, ama bu reflektörler yerleştirilirken bile estetik duygusu göz önüne alınmış. Benim Türkiye'deki ayı kız motorumu bilenler biler, arkada o kadar çok renkli reflektör var ki, arkadaşlar bazen Hint kamyonlarına benzediğini söylerler, haksız sayılmazlarmış gerçekten.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01379.jpg

Ön tampon boyamalarına ve tampona asılı çanlar çok güzel görünüyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01380.jpg

Peki ön camın üstündeki kraliçe tacına benzer taca ne dersiniz? Ön camdaki süsler nasıl?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01381.jpg

Bu da arka tarafın görüntüsü. Awazdo kamyon sahibinin adı. Bir tür damga, bir tür kimlik belgesi gibi. Speed 40 km. Size ortalama hız saatte 40 km derken, dalga geçiyorum mu sandınız? Plaka, stop sinyali yazısı güzelde, fren lambaları ve dönüş sinyallerinin kendisi nerde peki? Yok galiba. Dikkatlice bakalım, evet gerçekten yok. Olsun, varsın olmasın, zaten ufak bir ayrıntı canım, bu kadar süsün yanında olmasa da olur. Ama, arkada en güzel yazı “INDIA IS GREAT” yazısı. Evet, Hindistan gerçekten muhteşem bir yer.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01382.jpg

Konumuz fotoğraf olunca, madem başladık o zaman bugün biraz daha fotoğraf dersi. Gölge oyunlarına ve zaman ayarlayıcısı ile fotoğraf çekme derslerine devam. İlk fotoğraf Hindistan’ın en ücra köşelerinden birinde bir yol kenarı fotoğrafı. Sanatçı bu fotoğrafında zamanlama ayarlayıcısını doğru ayarlayamazsanız olabilecekleri Hindistan’dan pastoral bir görüntü eşliğinde vermiş.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01387.jpg

Sanatçı, bu fotoğrafında zamanlama ayarlayıcısı doğru ayarlandığında konunun öznesinin de fotoğrafta yer alabileceğini gölge hatalarını gözünüze sokarak anlatıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01388.jpg

Sanatçı, bu fotoğrafında ise zaman ayarlayıcısını da, fotoğraftaki gölgeye de, konunun öznesine de rahmet okuturken görülüyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01386.jpg

Seda
06-01-2010, 12:55
http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01385.jpg

Tamam, şimdi oldu.

Sayın fotoğrafçı, sanatçının sanatına karılışmaz ama bu fotoğrafta da sol alt köşeye bisikletin ön tekeri girmiş. Yoksa bu fotoğrafınızda bisikletin ön tekerini oraya yerleştirirken bir kadraj oluşturma amacı mı güttünüz. :D :D :D

Bu dersler bizler için çok faydalı oluyor hocam. :D

Ayrıca bizim kamyonculara laf söyleyenler utansın bundan böyle. Alem sünnet çocuğu yatağı gibi süslemiş. :D

KutG
06-01-2010, 01:21
Sayın fotoğrafçı, sanatçının sanatına karılışmaz ama bu fotoğrafta da sol alt köşeye bisikletin ön tekeri girmiş. Yoksa bu fotoğrafınızda bisikletin ön tekerini oraya yerleştirirken bir kadraj oluşturma amacı mı güttünüz. :D :D :D

Bu dersler bizler için çok faydalı oluyor hocam. :D


Ehem, ehem, çalışkan öğrencim Seda'nın dikkatini takdir ediyor ve bu fotoğrafın dersin ilk fotoğrafındaki bisiklet kadrajı konusunu ısrarla anlamak istemeyen tembel öğrencilerin gözüne sokmak için bilinçli olarak oraya yerleştirildiğini belirtmek isterim.

İbrahim
06-01-2010, 09:53
Valla Tankut hocam benimde gözümden kaçmadı.Ahanda bu fotodada bisiklet gözükmüş dedim,hızlı öğrenci Seda aba yetişmiş benden önce zaten :)

TurgayAlan
07-01-2010, 01:22
.. Benim Türkiye'deki ayı kız motorumu bilenler biler, arkada o kadar çok renkli reflektör var ki, arkadaşlar bazen Hint kamyonlarına benzediğini söylerler, haksız sayılmazlarmış gerçekten.

http://i412.photobucket.com/albums/pp208/Turgay74/10-21.jpg
Hakikaten benzer ve farklı yanları var.:D

Bu arada unutmadan;Artvin'den gelen boğa boynuzu ne oldu usta,taktın mı..?:rolleyes:

KutG
07-01-2010, 10:32
http://i412.photobucket.com/albums/pp208/Turgay74/10-21.jpg
Hakikaten benzer ve farklı yanları var.:D

Biraz fazla yanar döner görünüyor, ama özellikle gece müthiş görünüyor. İstediğimde bu zaten, gece görünürlülüğü arttırmak. Herkese tavsiye ederim, faydası var, zararı yok.





Bu arada unutmadan;Artvin'den gelen boğa boynuzu ne oldu usta,taktın mı..?:rolleyes:

Turgay'ım, Kafkasör boğası boynuzunun son durumu aşağıda. Üç renkli bu boynuzun ne kadar güzel ve nadide olduğunu farkettin mi? Sütlü kahve, bej ve kahverengi renkler sanat eseri gibi gerçekten.


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/DSC02476.jpg


Ben bu işi basit bir iş zannediyordum, hiç değilmiş. Bu iş de Yağmur'un icatları gibi oldu. Boynuz ilk geldiğinde tek parça halindeydi ve kafatası üzerinde deri kalıntıları vardı. İlk olarak, boynuzu Peder Bey'in arkadaşlarından av hayvanlarının boynuzlarının işlenmesi ve sergilenmesi konusunda uzman bir arkadaşına götürdüm. Boynuzda yapılan ilk işlem, büyük bir kazanda kaynatılıp deri kalıntılarının sıyrılması ve saf kemiklerin ortaya çıkmasıydı. Sonraki işlem, aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü üzere renkli boynuz kılıflarının kemiklerden sıyrılması oldu.


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/DSC02477.jpg


Bu kılıf bizim tırnaklarımıza benzer lifimsi sert bir malzeme. Bu kılıf kısmı bazı ülkelerde kadeh olarak bazı ülkelerde de ucuna düdük takılarak borazan olarak kullanılıyor. Sonraki işlemler, boynuz kılıfının ince zımpara ile üzerindeki çiziklerden temizlenmesi ve kemik kısmının H2O2 (hidrojen peroksit) ile iyice ağartılması oldu. Şu an bu aşamadayız. Sonraki aşama boynuzun kılıf kısmının özel bir cila ile iyice parlatılması ve boynuzun motora montajı olacak. Montaj işi için özel yapım paslanmaz bağlama aparatları gerekecek, bu konuda da Alp'in paslanmaz ustasından yardım alacağız. Yalnız, parlatma işi kullanılacak cila için henüz bir şey bulamadım, bu konuda bilgisi olanların yardımını almaktan memnun olurum.

Sonuç olarak, boynuzu motora monte ettiğimde her ne kadar "Oooo takmışsın boynuzu" esprilerine maruz kalacaksak da, bence öz kültürümüzün çok önemli bir figürü olan o asil ve heybetli Kafkasör boğalarından birine ait olan bu eşsiz güzellikteki boynuzu motorumda taşımak benim için onur olacak. Sevgili kardeşim Ahmet Varan'a bu güzel hediyesi için tekrar teşekkürler.

37_Fahir
07-01-2010, 02:39
Boynuzda boynuz hani..!

TurgayAlan
07-01-2010, 04:13
http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/DSC02477.jpg

Usta,muhteşem bir şey bu..:)

KutG
08-01-2010, 10:06
Yolum uzun, yola devam. Burası Retwa. Artık, Haydarabad ile Varanasi arasındaki ana yola çıktım. Çıktım, ama haritada bu yol “National Highway” (ulusal otoban) olarak gözükmesine rağmen, bırak otobanı bizim ilçeler arası yollardan bile daha düşük kalitede. Sorun değil, böylesi zaten benim tercihim. Benimki, sadece eldeki verilere güvenilirlilik oranının çok düşük olması. Retwa’da meraklı arkadaşlarımla bir hatıra fotoğrafı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01390.jpg

Bu küçük dilenci kız oradayken hiç yanımdan ayrılmadı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01389.jpg

Retwa’dan sonra yola devam ediyorum, bir süre sonra yüksekçe bir tepeye tırmanmaya başlıyorum. Çok güzel bir çevre manzarası var. Burası neresi mi? Bende bilmiyorum. Olsun, o an orada o güzelliği yaşamak benim için yeterli. Kusura bakmayın, daha önce söylemiştim, bu geziyi öncelikli olarak kendim için yaptım. Bu görüntü tepeden aşağıya görüntü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01391.jpg

Bu da tepenin üst taraflarının manzarası.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01392.jpg

Gün ortasında hava sıcaklığı 45 derecenin üstüne çıkıyor, dayanılacak gibi değil, yolda küçük molalara devam. Bu yanındaki bakkalın önünde durduğum açık hava terzisi Mirzapur yakınlarında bir yerdeydi, sanıyorum. Durduğum her yerde insanlar çevremi sarıyor, biraz merak, biraz yardımcı olabilme arzusu. Bu insanlar insana büyük keyif ve huzur veriyor. Mirzapur açık hava terzisi ve ailesiyle titrek bir hatıra fotoğrafı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01393.jpg

Balıkçıllar ağaçlara tünemişler.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01394.jpg

Balıkçılların suda olması gerekmez mi, neden burada karadalar ki? Açık hava terzisi durumu açıklıyor. Çünkü, Mirzapur Ganj’ın hemen yanı başında kurulmuş bir şehir. Balıkçıllar hem Ganj’dan hem de şehrin sunduğu yiyecek olanaklarından faydalanıyorlarmış. Ganj’la ilk kez karşılaşacağım için heyecanlanıyorum.

Açık hava terzisi ayrıca bana bir kestirme tavsiyesinde bulunuyor. Ana yol Mirzapur’dan Varanasi’ye Bakiabad üzerinden gidip Varanasi’nin güneyinden Ganj’ı geçtikten sonra tekrar Varanasi’ye geliyor. Kulağı tersten göstermek gibi yani. Açık hava terzisi Mirzapur’un içinden kuzeye gidersem Ganj’ı geçip Allahabad Varanasi yoluna bağlanacağımı söylüyor. Bu yolun hem daha kısa hem de trafik açısından daha rahat olduğunu söylüyor. Tamamdır açık hava terzisi, anlaştık. Hadi sağlıcakla kalın, ben gidiyorum. Açık hava terzisinin tavsiyesi üzerine Mirzapur’a giriyorum, ama girdiğime gireceğime pişman oluyorum. Mirzapur çok büyük bir şehir ve hemen hiç yön tabelası yok. Bende bir motosikletliden yol tarifi istiyorum, düş peşime diyor ve beni şehrin kalabalığından çekip çıkarıyor ve Ganj köprüsüne getiriyor. Buradan dümdüz devam edersen Varanasi’ye ulaşırsın diyor. Tam teşekkür edip ayrılacakken “seni buraya kadar getirdim, ver bakalım ücretini” diyor. Hem kandırılmış olmanın hem de bir motorcunun bunu yapıyor olmasının verdiği sinirle ziktiri basıyorum. 3-5 TL versem on takla atacak, ama kanıma dokunuyor, ne yapayım. Her neyse, bu olan bile kutsal Ganj’la ilk karşılaştığımız anın büyüsünü bozamıyor.

İşte, kutsal Ganj karşımda.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01395.jpg

Ganj nehri burada Delhi’den ve Agra’dan Yamuna nehrini içine almış Varanasi’ye doğru gidiyor. Ganj nehri Hindular için kutsal bir nehir. Ganj’a Hint dilinde Ganga deniyor. Yani, Tanrıça Ganga’nın dünyevi hali. Bu nedenle Hinduizm’de insanlar Ganj nehrine tapıyorlar. Hinduizm’e göre Ganj nehrinde yıkanmak günahların affedilmesi ve tövbelerin kabul edilmesi için gerekli bir ibadet şekli. Ayrıca, Varanasi’de ölerek ve burada yakılarak küllerin Ganj’a savrulması reenkarnasyon döngüsünden kurtulup ilahi mutluluk olan Moschka’ya ulaşmaya yarıyor. Daha bitmedi, nehrin kendisinin olduğu gibi nehrin suları da kutsal. Hindu inanışına göre Ganj nehrinin suyunu içmeden ölen bir kişi için hayat tamamlanmamış bir hayattır ve reenkarnasyon döngüsü içinde tekrar dünyaya gelmenin bir garantisidir. Daha da söyleyeyim mi, hadi söyleyeyim. Hindulara göre Ganj nehri ne yaparsanız yapın kirletilemeyecek bir nehirdir. Bunun için kuzeyde Himalayalarda çıktığı kaynağından itibaren nehre akıtılan milyonlarca metreküp kanalizasyon ve sanayi atıklarını düşünür, birde bunun üstüne yakılmadan nehre atılan insan cesetlerini eklerseniz, neden bu nehrin dünyanın en kirli nehirlerinden biri olduğunu anlayabilirsiniz. Neden bazı insanlar yakılırken neden bazı insanların yakılmadan nehre atıldığını gezinin Varanasi bölümünde anlatacağım. Artık bu nehirde yıkanan ve onun suyunu içen insanları durumunu siz hayal edin. Ama, burada da çok ilginç bir durum var. Su kaynaklarının kirliliğinden kaynaklanan sarılık, tifo gibi hastalıklara genellikle bölge dışından gelen insanların maruz kaldığını, bölge insanının nehirle içli dışlı yaşamından ötürü bu hastalıklara karşı bağışıklık geliştirdiğini duymak da mesleki uzmanlık dalı su arıtma olan bendeniz için ise, Ganj nehrinin bu halini gördüğüm materyalist yanımla nehrin kutsallığını duyduğum manevi yönüm arasında ilginç bir tezat oluşturuyor.

Yola devam ediyorum, ama Ganj nehri tekrar karşıma geliyor. Haritaya göre Ganj nehri kuzeye doğru akıyor ve Varanasi Ganj’ın batı yakasında kurulmuş. Dolayısıyla Allahabad’dan gelen yolun doğudan Varanasi’ye girmesi lazım, halbuki ben Varanasi’nin güneyinden geçip gitmişim. Kısa süre sonra sebebini anlıyorum, anayolda şehir merkezini gösteren tek bir tabela bile yok. Şaka gibi, ama gerçek tek bir tabela bile yok. Bende Varanasi'nin yanından geçip gidip Kalküta'ya doğru devam ediyormuşum, neden sonra yolda Kalküta tabelalarını görünce anladım. Hemen geri dönüp Varanasi’de Ganj’ın karşı doğu yakasındaki Ramanagar üzerinden tekrar kuzeyden Varanasi’ye geleceğim. Kulağı doğru gösterelim derken kulağı iki defa dolanıp yine ters gösterdik. Olsun, bu da bana normalde geçmeyeceğim Ramanagar’dan geçme fırsatı doğurdu. Yeri gelmişken biraz da Ramanagar’dan bahsedeyim.

Ramanagar Varanasi’nin 15 km güney doğusunda Ganj nehrinin diğer doğu yakasında kurulmuş bir yerleşim birimi. Ramanagar’ın önemi burada ortaçağda kurulmuş bir kale olması, hemen Ganj nehrinin kıyısında. Kale Mihrace Balwant Singh tarafından 17 y.y.’da Moğol mimari tarzında yaptırılmış. Önemi burada halen Varanasi mihracesinin oturuyor olması. Mihracelerin Hindistan’ın günümüz siyasi hayatında bir fonksiyonları yok, ama Varanasi mihracesinin çok önemli sembolik dini bir fonksiyonu var. O bir Kashi Naresh. Kashi Naresh bir isim değil, bir unvan. Yani, Varanasi halkının dini lideri ve dinsel kutlamaların en önemli figürü. Varanasi’liler Kashi Naresh’i Lord Şiva’nın bir enkarnasyonu olarak görüyorlar.

Normalde planda Ramanagar ziyareti yoktu, ama yolu kaybedince buraya gelmek fena da olmadı. Nehre cephesi olduğu için kalenin en güzel görüntüsü nehir tarafından alınıyor, bende kara tarafında olduğum ve tekrar karşıya geçme imkanım olmadığı için kaleyi nehir tarafından fotoğraflayamadım. Ama, aşağıda kendi çekmediğim internetten bulduğum bu panoramik fotoğrafla ne demek istediğimi daha iyi anlatabilirim, sanırım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/preview2.jpg

Ön planda görülen balon köprü de çok ilginç. Bu köprü ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla yağmurlu sezon haricinde kurulan geçici bir köprüymüş, ben oradayken Ganj’ın seviyesi çok yüksekti ve bu köprü de yoktu.

Yola devam ediyorum. Ramanagar’dan kuzeye sürüp Ganj’ın aşağısındaki ikinci köprüden geçip Varanasi’ye kuzeyden gireceğim. Yolda tren geçişleri nedeniyle duruyorum. Tepeleme insan dolu trenler geçiyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01396.jpg

Seda
08-01-2010, 10:51
Geldik fasulyenin faydalarınaaaa. :) İmdiiiiii, söyle bakalım Ganj'ın suyundan içtin mi içmedin mi Tankut Hocam. :D

semih
08-01-2010, 11:07
Geldik fasulyenin faydalarınaaaa. :) İmdiiiiii, söyle bakalım Ganj'ın suyundan içtin mi içmedin mi Tankut Hocam. :D

Seda bence İÇMİŞTİR.

Ama Şöyle; Ganj suyundan Bir Pet şişeye yaklaşık 2,2,5 lt. doldurmuştur. (Tankut hocam arıtma tesisleri konusunda ihtisası var ya:D ) Akşam olur,Otele gelir hemen kendi düzeneklerini çıkartır,Çıkıl taşları kumlar,Isıtma,damıtma ve kimyasal bir kaç madde içine olmu mu sana ganj suyu saf ph değeri 8-9 değerinde afiyetle içer

Bu aralar fazla hayal kuruyorum Allah sonumu hayır etsin.:D

Şaka bir tarafa takipteyiz Tankut hocam ilgi ile,Arada sırada derslerimize ara versekte arkadan gelip,takip ediyoruz.(Fotogarafçılık derselerinin daimi takipçisiyim.)

AhmetVaran
08-01-2010, 12:38
http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/DSC02477.jpg

Usta,muhteşem bir şey bu..:)

İyi günlerde kullanınız hocam

TurgayAlan
08-01-2010, 06:16
.. Hinduizm’e göre Ganj nehrinde yıkanmak günahların affedilmesi ve tövbelerin kabul edilmesi için gerekli bir ibadet şekli. Ayrıca, Varanasi’de ölerek ve burada yakılarak küllerin Ganj’a savrulması reenkarnasyon döngüsünden kurtulup ilahi mutluluk olan Moschka’ya ulaşmaya yarıyor. Daha bitmedi, nehrin kendisinin olduğu gibi nehrin suları da kutsal. Hindu inanışına göre Ganj nehrinin suyunu içmeden ölen bir kişi için hayat tamamlanmamış bir hayattır ve reenkarnasyon döngüsü içinde tekrar dünyaya gelmenin bir garantisidir. Daha da söyleyeyim mi, hadi söyleyeyim. Hindulara göre Ganj nehri ne yaparsanız yapın kirletilemeyecek bir nehirdir. Bunun için kuzeyde Himalayalarda çıktığı kaynağından itibaren nehre akıtılan milyonlarca metreküp kanalizasyon ve sanayi atıklarını düşünür, birde bunun üstüne yakılmadan nehre atılan insan cesetlerini eklerseniz, neden bu nehrin dünyanın en kirli nehirlerinden biri olduğunu anlayabilirsiniz...


..İmdiiiiii, söyle bakalım Ganj'ın suyundan içtin mi içmedin mi Tankut Hocam. :D
Yukarıda yazılanları okuduktan sonra,pozitif bilimden yana bir bireyin o nehrin sularından içebileceğine yada o nehre girebileceğine açıkçası ihtimal veremiyorum..:D

Sakın yanıldığımı söyleme usta..!:D

NurettinAbi
08-01-2010, 08:49
Tankut hoca,yavaş yavaş chopper'a doğru kaymaya başladın gibi.Bugün boynuz montajı,yarın sisi bar.Bunun sonu gelmez.Sana Enduro yakışır,öyle kal,cigerimi yee:D :D

KutG
09-01-2010, 01:38
Geldik fasulyenin faydalarınaaaa. :) İmdiiiiii, söyle bakalım Ganj'ın suyundan içtin mi içmedin mi Tankut Hocam. :D




Seda bence İÇMİŞTİR.

Ama Şöyle; Ganj suyundan Bir Pet şişeye yaklaşık 2,2,5 lt. doldurmuştur. (Tankut hocam arıtma tesisleri konusunda ihtisası var ya:D ) Akşam olur,Otele gelir hemen kendi düzeneklerini çıkartır,Çıkıl taşları kumlar,Isıtma,damıtma ve kimyasal bir kaç madde içine olmu mu sana ganj suyu saf ph değeri 8-9 değerinde afiyetle içer

Bu aralar fazla hayal kuruyorum Allah sonumu hayır etsin.:D




Yukarıda yazılanları okuduktan sonra,pozitif bilimden yana bir bireyin o nehrin sularından içebileceğine yada o nehre girebileceğine açıkçası ihtimal veremiyorum..:D

Sakın yanıldığımı söyleme usta..!:D




Valla sevgili arkadaşlarım, çevre teknolojileri ve su arıtma konusunda hasbelkader iki kelam edecek kadar bir şeyler bilince ve Varanasi'liler gibi bir bağışıklılığım olmadığından Ganj'ın suyunu içmek için bayağı kuvvetli bir maça gerekiyordu. Ama, her ne kadar Hindu usulü girip yıkanmasam da oraya kadar gidip kutsal Ganj'ı ellerime alıp dönmemek de olmazdı.





Şaka bir tarafa takipteyiz Tankut hocam ilgi ile,Arada sırada derslerimize ara versekte arkadan gelip,takip ediyoruz.(Fotogarafçılık derselerinin daimi takipçisiyim.)

Fotoğrafçılık konusunda ulaşmış olduğum mükemmeliyet seviyesinin farkında olmanızı takdir ediyorum :D :D :D. Eylemlerimiz, pardon derslerimiz, devam edecek :D :D :D.




İyi günlerde kullanınız hocam

Sağolasın, Ahmet hocam. Özledik sizlerle bir araya gelmeyi.

Erhan Gazihan kardeşimizin yeni motoru Ankara'lıdır. Her faninin ölümü tadacağı gibi Ankara'lı bu 640 Adventure henüz duvarın tadına bakamamıştır, ama artık yeni sahibiyle Genya dağında bu işin keyfini sürer.




Tankut hoca,yavaş yavaş chopper'a doğru kaymaya başladın gibi.Bugün boynuz montajı,yarın sisi bar.Bunun sonu gelmez.Sana Enduro yakışır,öyle kal,cigerimi yee:D :D

Nurettin hocam, seninde böyle düşündüğüne inandığım ve kendi yaşamında da bunu hayata geçirdiğini bildiğimden aynen senin gibi benimde hiç bir motosiklet tipine karşı bir ön yargım yok. Şu ölüm makinesi racingler hariç tabii. Enduro'yla aramızda çılgınca bir aşk olmasına rağmen motosikletin ruhuna ve felsefesine uygun olarak diğer motosiklet tiplerine saygımız sonsuz. Sevgili Necdet ağabeyimiz ve bu işin hakkını layıkıyla veren Ümit kardeşimiz gibi scooter kullanmak ve EC'nin Bartın'lı Sadhu'su gibi chopper/cruiser kullanmak bizi olsa olsa onurlandırır. Bartın'a selam, enduroya, scootera, cruisera devam. Nassı cevap ama?

TurgayAlan
09-01-2010, 05:44
Valla sevgili arkadaşlarım, çevre teknolojileri ve su arıtma konusunda hasbelkader iki kelam edecek kadar bir şeyler bilince ve Varanasi'liler gibi bir bağışıklılığım olmadığından Ganj'ın suyunu içmek için bayağı kuvvetli bir maça gerekiyordu. Ama, her ne kadar Hindu usulü girip yıkanmasam da oraya kadar gidip kutsal Ganj'ı ellerime alıp dönmemek de olmazdı.
Bu yanıt,nerede ve ne kadar risk alınması gerektiğini anlatan çok gerçekçi bir yanıt..:)

Teşekkürler usta..

KutG
11-01-2010, 10:29
Ve, artık nihayet Varanasi’deyim. Hava yavaş yavaş kararmaya başlamış ve köprünün üstünden Varanasi’ye bakıyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01397.jpg

Varanasi dünya üzerinde kesintisiz en uzun süreli yerleşim olan şehirlerin başında geliyor. Hinduizm’in dünyanın en eski dinlerinden biri olduğu ve Varanasi’nin Hinduların kutsal şehri olduğunu düşünürseniz bunun sebebini de kolayca anlayabilirsiniz. Sadece Hindular için değil, aynı zamanda Budistler ve Jainlar için de kutsal bir şehir. 5000 yıl önce kurulduğu tahmin ediliyor. Benares ve Kashi, Varanasi’nin diğer adları. Kashi adı dikkatinizi çekmiştir, hani şu yukarıda bahsettiğim Kashi Naresh. Kashi adı da M.Ö. 567 yılında doğan Buda’nın zamanında Varanasi bölgedeki Kashi Krallığının başkenti ve Kashi adı da bu krallıktan geliyor. Mark Twain Varanasi için "Benares is older than history, older than tradition, older even than legend, and looks twice as old as all of them put together." demiş. Yani, “Benares tarihten, geleneklerden ve hatta efsanelerden bile eski bir şehir, hepsini üst üste koysanız bile onlardan iki defa daha eski gözüküyor.” demiş.

Aslına bakarsanız Varanasi’nin ruhani kimliğinden kaynaklanan eski eserleri bir kenara koyarsanız, tarihi eser olarak Ramanagar Kalesi, Jaipur’dakinin yanında çok küçük kalan bir Jantar Mantar (astronomi gözlem merkezi) ve yeni tarihli Benares Üniversitesinden başka hiç bir şey yok. Ama, bu şehrin kimliğini Ganj’ın kutsallığından kaynaklanan Hinduların, Budistlerin ve Jainların dini merkezi olması veriyor. Varanasi’de Hinduların kutsal tapınağı Vishwanath Tapınağı, Alemgar Camii, Nepal Hindu Tapınağı ve dini ritüellerin yerine getirildiği onlarca Ghat (nehir kıyısına inen merdivenler ve platformlar) var.

Varanasi içinde inanılmaz tezatlar barındıran bir şehir. Bu insanları kendine çeken ruhani kimliğinin yanı sıra binlerce yıllık mimarisinin ortaya çıkardığı daracık sokaklarına sığmış bir sefalet. Varanasi’yi görmeden önce fakirliğin de bu kadar acımasız alt kademelerinin de olabileceğini düşünmemiştim doğrusu. Ama, bu gezi yazısında benden pislik, yoksulluk, sokaklardaki hayvan dışkıları hikayeleri beklemeyin, ben daha çok işin ruhani tarafında olmaya çalışacağım.

Varanasi’de ilk iş kendime yatacak bir yer bulmak. Ama, bu sefer işim kolay. Çünkü, daha önce Varanasi’ye gitmiş arkadaşlarımdan çok sıkı bir tavsiye almışım. Kalacağım yer Varanasi’nin merkezinde en eski yerleşim bölgesinde. Teerth Guest House. “Guest House” Türkçe’ye konukevi diye tercüme edilebilir, ama bizdeki konukevi konseptinden çok farklı, daha çok yıldızı olmayan pansiyon diyebiliriz. Teerth Guest House’a arabayla falan gidemezsiniz, hiç boşuna uğraşmayın, ben motosikletle gidebilmek için bile epey zorlandım. Neden mi zorlandım? İşte, bu yüzden. Burası Teert Guest House’un girişi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01413.jpg

Teerth Guest House, şehrin en eski bölgesinde daracık sokakların arasında bir yerlerde. Ama, bu daracık sokaklar labirent gibi. Çok kolaylıkla kaybolabilirsiniz. Burası da otelin girişi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01411.jpg

Otele geliyorum, daha önce burada kalmış arkadaşlarımı soruyorum, evet hatırlıyorlar. Konuk defterindeki kayıtları bulup, gösteriyorlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01398.jpg

Otel temiz, fena değil. Yine klimasız oda istiyorum, geceliği 250 rupiden (7 TL) anlaşıyoruz. Karşıda benim oda.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01412.jpg

Odanın içi de fena değil, en azından temiz ve börtü böcek durumu yok.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01408.jpg

Bu da tuvalet, banyo kısmı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01409.jpg

Oda da çok ilginç bir detay var. Kapıda anahtar yok, asma kilitli bir sürgü var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01410.jpg

Hani, oteli bulabilmek için labirent gibi daracık sokaklardan geçtim demiştim ya, otelden çıktığımda geri döndüğümde oteli tekrar nasıl bulabileceğimi düşünürken en iyisi resepsiyoniste sorayım diyorum. Resepsiyoniste otelin de yerini gösteren ufak bir şehir haritası olup, olmadığını soruyorum. “Yok, ama olsa bile yine de bulamazsınız” diyor. Nassı yani? Ne yapacağız peki? Otele her dönüşte yine bizim sor bul sistemini mi kullanacağız? “Hayır, şimdi ben size ufak bir çizim hazırlarım” diyor. Aşağıdaki, fotoğrafta elle hazırlanmış haritamı görüyorsunuz. Bana çok ilginç geldi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01404.jpg

Eşyaları hemen odaya atıp hem bir şeyler atıştırmak hem de sokak aralarında biraz gezinmek için kendimi dışarıya atıyorum. Karşıma ilk çıkan manzara ufak bir tapınakta içeride olan biteni merakla izleyen köpekler ve onları izleyen bendeniz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01405.jpg

Sokaklarda akşam vaktinde bile inanılmaz bir kalabalık var, daracık sokaklarda insanlar, bisikletler, motosikletler, inekler, köpekler, domuzlar, herkes, her şey, iç içe. Bu dar sokaklarda yürümek gerçekten büyük maharet gerektiriyor. Kendinizi bir yandan o daracık sokaklarda hız yapan motorlardan sakınırken, diğer yandan devasa ineklerin yoluna çıkmamaya özen göstermeli, öte yandan yollardaki hayvan dışkılarına basmadan yürüyebilmek için sek sek oynayarak yolunuza devam etmek zorundasınız. Bazıları sokağı mesken etmiş, uykuya geçmiş bile.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01406.jpg

Köpeklerinde uyku vakti gelmiş.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01407.jpg

Kendimi yakındaki Lonely Planet’te tavsiyesini gördüğüm Ganga Fuji restoranına atıyorum. Ganga Hint dilinde Ganj nehrinin karşılığı, Fuji’de Japonya’da bir dağ, ikisinin nasıl bir kombinasyonu söz konusu onu bende anlayabilmiş değilim. Ama, neyse ne, yemekleri inanılmaz lezzetli ve inanılmaz ucuz. Üstüne bir de canlı klasik Hint müziği dinletisi de yok muymuş, değmeyin keyfime.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01400.jpg

Bu da kısa bir videosu.

X-xh_Z2pSkE

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01401.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01401.flv)

TurgayAlan
11-01-2010, 11:07
Usta,fakirliğin diz boyu olduğu bir ülke için,aşağıda soracağım sualin biraz absürd olacağının farkındayım..

http://i189.photobucket.com/albums/z306/kutgkutg/romanya%20bulgaristan/DSC00089.jpg


..geri döndüğümde oteli tekrar nasıl bulabileceğimi düşünürken en iyisi resepsiyoniste sorayım diyorum. Resepsiyoniste otelin de yerini gösteren ufak bir şehir haritası olup, olmadığını soruyorum. “Yok, ama olsa bile yine de bulamazsınız” diyor. Nassı yani? Ne yapacağız peki? Otele her dönüşte yine bizim sor bul sistemini mi kullanacağız? “Hayır, şimdi ben size ufak bir çizim hazırlarım” diyor. Aşağıdaki, fotoğrafta elle hazırlanmış haritamı görüyorsunuz. Bana çok ilginç geldi.

* Hindistan'ın turistik kentlerinde yol ve belli başlı merkezleri gösteren elektronik yada en azından basılı bir harita bulunamıyor mu..?


Ek: Yukarıya koyduğumuz Navigasyon fotoğrafı,Tankut usta'nın "2 kişi, 2 motor, 2 ülke - Transilvanya yolunda "başlıklı gezi raporunun 5.sayfasından alınmıştır.

KORBALA
11-01-2010, 11:39
Bana kalırsa o şekilde sıkışık ve dar sokakların olduğu bir bölgede GPS sinyallerinin alınıp doğru şekilde yönlendirme olma ihtimali biraz zayıf :)

KutG
12-01-2010, 10:20
Usta,fakirliğin diz boyu olduğu bir ülke için,aşağıda soracağım sualin biraz absürd olacağının farkındayım..

http://i189.photobucket.com/albums/z306/kutgkutg/romanya%20bulgaristan/DSC00089.jpg

* Hindistan'ın turistik kentlerinde yol ve belli başlı merkezleri gösteren elektronik yada en azından basılı bir harita bulunamıyor mu..?

Ek: Yukarıya koyduğumuz Navigasyon fotoğrafı,Tankut usta'nın "2 kişi, 2 motor, 2 ülke - Transilvanya yolunda "başlıklı gezi raporunun 5.sayfasından alınmıştır.


Bana kalırsa o şekilde sıkışık ve dar sokakların olduğu bir bölgede GPS sinyallerinin alınıp doğru şekilde yönlendirme olma ihtimali biraz zayıf :)

Turgay'ım, GPS cihazını Hindistan ve Nepal için Igo haritalarını bulamadığım için kullanmak mümkün olmadı. Ayrıca, oraya gidene kadar nasıl bir motor kullanacağımı da bilmiyordum, dolayısıyla GPS cihazını monte etme sorunu da vardı. Onun için hiç uğraşmadım bile, zaten bu tür seyahatlerde yanımda bilgisayar, abartılı fotoğrafçılık malzemeleri falan gibi gereksiz elektronik zervezat taşımaktan nefret ederim. Bu gezilerin amacı gezmek, adı üstünde, öbür türlü tam teşekküllü muhabir Cevat Kelle gibi geziyorsun, komik oluyor, benim tercihim minimum yükle minimalist bir gezi.

GPS cihazını yanıma almamamın bir zararına da görmedim, Cumhur'un dediği gibi Varanasi'de bu cihazın çalışabileceğini de hiç zannetmiyorum. Gittim bir kitapçıdan bir karayolları haritası aldım, beni aslanlar gibi istediğim yere götürdü. Gittiğim yerlerde gezeceğim noktalar için de yanımda Lonely Planet'in şehir haritaları vardı, hiç sorun olmadı yani.

semih
12-01-2010, 04:47
eeee sonra

TurgayAlan
12-01-2010, 09:33
Usta,nedendir bilinmez ama;bazen senin gezi yazılarını okuyunca içimden karşı konulmaz şekilde Ayten Alpman "memleketim" şarkısını döndürmek yahut Nazım'dan bir kaç dörtlük mırıldanmak geliyor..

BENİM MEMLEKETİM

Havasına suyuna taşına toprağına

Bin can feda bir tek dostuma

Her köşesi cennetim ezilir yanar içim

Bir başkadır benim memleketim



Anadolum bir yanda yiğit yaşar koynunda

Aşıklar destan yazar dağlarda

Kuzusuna kurduna Yunus'una Emrah'a

Bütün alem kurban benim yurduma



Mecnun'a Leyla'sına erişilmez sırrına

Sen dost ararsan koş Mevlana'ya

Yeniden doğdum dersin derya olur gidersin

Bir başkadır benim memleketim



Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı

Zengin fakir hepsi de sevdalı

Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim

Bir başkadır benim memleketim

Anonim

KutG
13-01-2010, 10:07
8. gün. 18.09.2009. Varanasi

Bugün Varanasi’deyim. Bugün motor seyahati yok, güya dinlenme günü, ama nerdeee!!! Bugün belki motor seyahatinden bile yorucu bir gün olacak, çünkü tüm gün gezeceğim.

İlk durak Kashi Vishwanat Tapınağı. Ya da kubbesinde kullanılan yaklaşık 1000 kg altından dolayı Golden Temple (Altın Tapınak) olarak da adlandırılan tapınak. Kashi Vishwanat Tapınağı Lord Şiva’ya adanmış bir tapınak ve Hinduların en kutsal mekanlarından biri. Bu tapınağı ziyaret etmek ve Ganj nehrinin sularında yıkanmak Hindular için Hac görevini yerine getirmek demek. Bu tapınak Hindular için o kadar kutsal ve dolayısıyla o kadar popüler ki, tüm Hindistan’da bu tapınağın benzeri yüzlerce tapınak inşa edilmiş.

Kashi Vishwanat Tapınağı ilk olarak M.S. 11 y.y.’da buradaki Hindu tapınağı kalıntıları üzerine inşa edilmiş. Çok ilginçtir, Moğollar tüm Hindistan’da diğer dinlerin kutsal mekanlarına gösterdikleri ehemmiyeti bu tapınaktan esirgemişler. Müslümanların Muhammed Gori’yle başlayan bu tapınağı yerle bir etme gelenekleri Moğol İmparatoru Alemgir’in tapınağı dördüncü kez yıkmasıyla son bulmuş. Ama, Hindular her seferinde tapınağı yeniden yapmışlar. Bu yüzden bu tapınak bugün de ülkedeki radikal İslamcıların hedefi halinde. Onun için içeriye cep telefonu, fotoğraf makinesi gibi şeyler sokmak kesinlikle yasak.

Tabii, bu tapınağın benim için çok önemli bir özelliği daha var. Bir çok Hindu tapınağında olduğu gibi bu tapınağın girişinde de büyük koca harflerle “NON-HINDUS ARE NOT ALLOWED” yazıyor. Yani, Hindu olmayanlar giremez. Üstüne üstlük, bu tapınak Hindu hac noktalarından biri olduğu için Hindu olmayanların girmesi hemen hemen imkansız. Lakin, buraya kadar gelmişken bu tapınağı görmeden gitmek olur mu? Olmaz, elbet. Nasıl olacak peki? İlk önce otel görevlilerine soruyorum, çevrede tapınağı gören yüksek bina var mı? Yanıt, kısa ve kesin. Boşuna uğraşma, güvenlik sebebiyle tapınağa bakan tüm cepheler kapatılmış vaziyette. Aklıma, daha önce Varanasi’ye gelen arkadaşlarımın tavsiyesi geliyor, bu tapınağa Hindu olmayanlar giremez diyor, sen Hindu değil misin? Hııı??? Ne Hindusu usta, bırak allaanseven? İnsanın inancı kendisiyle tanrı arasında değil mi? Evet, öyle. Peki, herkesin boynunda din ve inanç ölçer mi var ki, hangi dinden ve ne kadar inançlı olduğun dışarıdan bakıldığında anlaşılsın. Mesaj alınmıştır.

Sabah Teerth Guest House’dan çıkıp Kashi Vishwanat Tapınağı gidiyorum. Kashi Vishwanat Tapınağı Teerth Guest House’un hemen yakınında. Tapınağın girişine geliyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01414.jpg

Girişte çok sıkı güvenlik önlemleri var. Üzerinizdeki bütün eşyayı girişin yanındaki güvenlik kasalarına bırakıyorsunuz. Mekanın kutsallığından ötürü içeriye fotoğraf makinesi sokmak da yasak. Olsun, amaç tapınağı görmek, siz göremeseniz bile ben gördüm ya, size anlatırım. İlk olarak, üzerimdeki tüm zerzevatı güvenlik kasalarına bırakıyorum. X-ray güvenlik kapısından geçmeye yeltendiğimde kapının yanı başındaki Hintli asker bana “NON-HINDUS ARE NOT ALLOWED” yazısını göstererek durduruyor. Nereye hemşerim? Ben ellerimi çenemin altında birleştirip Hindu selamı vererek “Namaste, ben Hinduyum hemşerim, içeri girip ibadetimi yapacağım” diyorum. Asker kesin “sen Hinduysan bende Varanasi mihracesiyim” diye düşünerek izin vermek istemiyor. Ben “bırak beni komutanınla görüşeceğim” diyince yanıma bir mevcut asker vererek içeriye girmeme izin veriyor. Yanımdaki asker beni komutanın yanına götürüyor. Komutan, ama nasıl komutan? Şu bizim meşhur “Midnight Express” filmini seyredenler oradaki korkunç polis tiplemelerini hatırlarlar. Komutan yanında iki yardımcısı olduğu halde pay-i taht gibi bir yerde oturuyor. Yanımdaki asker beni komutanın önüne getiriyor. Komutan masasından başını kaldırıp önündeki bu şapşal batılıya bakarak, ne var ne istiyorsun bakışlarıyla beni süzüyor. Ben söze yine Hint selamı ve “namaste” ile başlayarak “Efendim, tapınağı ziyaret etmek istiyorum” diyorum. Buraya Hindu olmayanlar giremez. “Efendim, ben Hindu inançlarını kendime yakın hissediyorum, içeriye girmeme izin verirseniz dünya Hindu nüfusuna bir kişi daha eklenebilir” diyorum. Komutan içindeki din ve inanç ölçerini çalıştırıyor ve bana izin veriyor. İzin veriyor, ama öyle elini koluna sallaya sallaya girmek yok. Ayakkabılarını çıkarıp çıplak ayakla girmek zorundasın. Tamam, ayakkabılarımı çıkarayım, ama yerde süte benzer beyazımsı bir sıvı ve her girene verilen çiçek kolyelerinden düşen çiçek yaprakların yerdeki toz ve çamurla karıştığı bir balçık var. Daha ilk aşamada Hindu olmaktan vazgeçiyorum. Ayakkabıları çıkarıyorum, elime ufak bir kap içinde o süte benzer sıvıyı ve çiçek kolyelerimi veriyorlar ve tapınaktan içeriye giriyorum.

Çok görkemli bir tapınak, altın kubbesi güneş altında pırıl pırıl parlıyor. İçeride mahşeri bir kalabalık var. Tapınakta hac görevini yerine getirmek içeride içinde bir taş olan kuyunun önüne gelip kuyuya elinizdeki kaptaki beyaz sıvıyı dökmek şeklinde oluyor. Bu taşın önünde herkes sıraya girmiş, ama içeride çok sayıda yaşlı Hindu da olduğu için çoğu ellerindeki sıvıyı yerlere dökmüş ve yerlerde beyazımsı acayip bir sıvı tabaka var. Ve ayaklarımda çıplak, açıkçası biraz içim kalkmıyor değil. Arada bir görevli elinde su hortumu ile gelip basınçlı suyla her yeri temizliyor. Yanlarında batılı beyaz tenli bir Hinduyu görenler sırtımı sıvazlıyorlar ve beni takdir ettiklerini belirten bazı Hintçe kelimeler söylüyorlar.İçeride beni gören bir görevli asker beni kolumdan tutup içeriye sokuyor ve bu kuyunun yanına getiriyor. Askere dur yahu ben öne geçmek istemiyorum, sıramı beklerim bile diyemeden beni arkadan gelen müthiş kalabalığın önüne atıveriyor. Kuyunun önündeyim, ama ne yapacağımı bilemiyorum. Kuyunun yanındaki bir diğer görevli elimdeki kaptaki sıvıyı taşın üstüne dökmemi söylüyor, bana bakıp birkaç dua okuyor ve alnıma kırmızı beyaz renkli boyalardan sürüp kolumdan tuttuğu gibi dışarıya atıyor. Çünkü, sırada o kadar çok bekleyen var ki, herkese sıra gelmesi için çok hızlı hareket etmek gerekiyor.

Tapınaktaki ibadetimi bitirip dışarı çıkıyorum. En dış kapıda güvenlik kasasına bıraktığım eşyalarımı alıp oradaki güvenlikten sorumlu askerlerin yanına oturuyorum. Hintli askerler batılı beyaz dindaşlarıyla oturmaktan memnunlar. Aşağıdaki fotoğrafta bir Hindu hacısı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01415.jpg

Şimdi, yukarıda burası kutsal bir mekan olduğundan içeride fotoğraf çekmek yasak demiştim ya, hadi size bir kıyağım olsun. İnternette tapınağın birkaç fotoğrafını buldum, tapınağın çok az sayıda fotoğrafı var, ama yine de fikir veriyor. Üstüne birde Hindistan başbakanının tapınağı ziyaretini gösteren bir videosunu da buldum. Demek ki, işin için siyaset girince ortada yasak masak kalmıyor. Hadi başlayalım.

İlk fotoğraf, tapınağın altın kubbesini gösteren bir fotoğraf.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/Vishwanarth1.jpg

Bu fotoğraf yukarıda bahsettiğim kuyu ve içindeki taş.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/Vishwanarth2.jpg

Bu da aynı kuyunun içindeki taşın üstüne bir şeyler yerleştirilmiş hali.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/Vishwanarth3.jpg

Bu da, yukarıda bahsettiğim Hindistan Başbakanının tapınağı ziyaretini belgeleyen video.

HOvgrH2qXgg

semih
14-01-2010, 11:30
Hacılığın hayırlı olsun tankut hocam.:D

Senki herşeyi bilirsin "o süte benzer sıvıyı " Ne olduğunu muhakak öğrenmemiz gerekiyor.Birleşiminde ne var ne yok.

Altın kubbe'de 1 ton altın:eek:

İnsanlar ne kadar fakir olursa olsunlar,Dini inançları için manevi huzurları için,ruh güzellikleri için Ellerinden gelini yapıyorlar herhalde.

Büyük bir zevkle izlemeye devam.

Valla tankut hocam ne yalan söyleyeyim Nationalgeographic bile bu kadar gözel ve özel değil.
Teşekkürler,Şimdiki ve ilerisi için.

AykutErda
14-01-2010, 04:20
Bir başkadır benim memleketim [/B]


Ya Turgay'ım Tankut Hindistan'ı anlatıyor ... Gerçi o kadar rahat gezmiş ve anlatıyor ki Bizim Memleket'te gezer gibi değil mi ..?

Ya da

sen yine '' arpa suyu '' nun nimetlerinden yararlandın ..:D

TurgayAlan
14-01-2010, 05:14
..Hintli asker bana “NON-HINDUS ARE NOT ALLOWED” yazısını göstererek durduruyor. Nereye hemşerim? Ben ellerimi çenemin altında birleştirip Hindu selamı vererek “Namaste, ben Hinduyum hemşerim, içeri girip ibadetimi yapacağım” diyorum...
Beni,aşırı esmer ten rengim nedeniyle Hintli'lerden ayıramayacakları için,oraya gittiğimde benzer problemi sanırım ben yaşamam usta..:D

Ya Turgay'ım Tankut Hindistan'ı anlatıyor ... Gerçi o kadar rahat gezmiş ve anlatıyor ki Bizim Memleket'te gezer gibi değil mi ..?

Doğru söylüyorsun baba..:)


Ya da

sen yine '' arpa suyu '' nun nimetlerinden yararlandın ..:D
İşte şimdi, daha da doğru söylüyorsun baba..:D

NurettinAbi
14-01-2010, 07:35
Ee,hacı oldun,kampateşi başında,şişe cebinde gezerken,seni pek göremeyeceğiz anlaşılan.Eski Tanku'u arayacağız :D

KutG
14-01-2010, 08:01
Senki herşeyi bilirsin "o süte benzer sıvıyı" Ne olduğunu muhakak öğrenmemiz gerekiyor.Birleşiminde ne var ne yok.


Yok be Semih'im öyle bir iddiam yok, benim ki sadece bir tutam okumak, iki dirhem araştırma ve alabildiğince meraktan ibaret. Bir araştırayım bakayım.





Valla tankut hocam ne yalan söyleyeyim Nationalgeographic bile bu kadar gözel ve özel değil.
Teşekkürler,Şimdiki ve ilerisi için.

Yok devenin bale pabucu, gerçek sanırım bak Semih'im.




Ya Turgay'ım Tankut Hindistan'ı anlatıyor ... Gerçi o kadar rahat gezmiş ve anlatıyor ki Bizim Memleket'te gezer gibi değil mi ..?

Ya da

sen yine '' arpa suyu '' nun nimetlerinden yararlandın ..:D

Süpersin Aykut'um, çok güldüm gerçekten.




Beni,aşırı esmer ten rengim nedeniyle Hintli'lerden ayıramayacakları için,oraya gittiğimde benzer problemi sanırım ben yaşamam usta..:D


Yok yahu, mesele ten rengi meselesi değil, sende orada çok sırıtırdın emin ol...




İşte şimdi, daha da doğru söylüyorsun baba..:D

:D :D :D .




Ee,hacı oldun,kampateşi başında,şişe cebinde gezerken,seni pek göremeyeceğiz anlaşılan.Eski Tanku'u arayacağız :D

Yok yahu, benim ki Hinduizmin Anadolu yorumu... Medeniyetlerin kavşak noktasındaki bizim küçük Asya yorumumuz her zaman insani olmuştur, bilirsin... Lord Şiva seni korusun yüce Sadhu hazretleri...

KutG
15-01-2010, 09:20
Evet, nerede kalmıştık. En son Varanasi Vishwanat tapınağında Hindu hacısı olmuştuk. Hemen bir yakın plan Hindu hacısı fotoğrafı alalım. Valla Necdet abi, sen beni hacı yapamadın, ama bak elin Hintlisi yaptı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01417.jpg

Hac farazamızı yerine getirdikten sonra birazda Varanasi sokaklarında gezinelim, bakalım. Hep tarihi eser, tarihi eser, biraz da gerçek yaşama dokunalım, değil mi? Kendimi sokaklara atıyorum. Burası Varanasi’nin ana caddelerinden birisi. Ortalık mahşeri insan kalabalığı. Yollardan insanlar akıyor. Bir önceki gün Varanasi’ye gelip oteli ararken dikkatimi çekmişti, motosiklet caddelerde insan kalabalığının arasında kalıyordu. Bu fotoğrafa da dikkatlice bakın, saat sabah 10:00 civarları, orta refüjün diğer tarafından akan insan trafiğine dikkat edin. Caddenin ortasında refüjün yanında oturanlarda seyyar berberlere traş olan insanlar. Caddenin ortasında. Şaka gibi. Bu adamlar neden mi traş oluyorlar? Çünkü, bu adamlar Varanasi’de yakılacak yakınları olan insanlar. Yakılacak şahsın ailesinin en büyük erkek çocuğu bu yakma töreninde önemli bir dinsel görev alıyor ve bu ritüelin bir parçası da saçlarını tepede ufak bir tutam kalacak şekilde kestirmek. Seyyar berberler işte bu işi yapıyorlar. Tabii, bu ritüeli ben de daha sonra ölü yakma ghatlarına gidince öğreneceğim.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01416.jpg

Sokaklarda gezmeye devam. Bu şahıs bir Sadhu değil. Sadhu görünümlü dilenci. Doğan görünümlü Şahin gibi. Hintliler Sadhu’larla dilenciler arasındaki ayrımı pembe beyaz turistlerden daha iyi yaptıkları için bu dilencilerin asıl hedefi doğal olarak turistler. Üstünde çuval parçasından başka bir şey yok, yalınayak, çok çarpıcı ve üzücü gerçekten. İşte, Varanasi’de insanın suratına tokat gibi patlayan görüntülerden bir tanesi bu. İnsanı insanlığından utandıran bir görüntü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01418.jpg

Bu aşağıdaki fotoğrafları da “acaba, tarihi değeri olan bir yapı mı?” diye çektim, ama değilmiş.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01419.jpg

Sokaklardaki mahşeri kalabalığa dikkat.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01420.jpg

Tekrar ara sokaklara dalıyorum. Bu küçük çay dükkanı dikkatimi çekiyor. Çay kutularının üzerindeki Hint dilinde olmayan İngilizce yazılardan bu dükkanın turistik olduğu belli, ama bu dükkanda ilginç olan şey çay çeşitliliği. Zaten, Hintlilerin çay aldıkları dükkanlar eski şehir merkezinde yerlilerin alışveriş yaptıkları yerler, buralar değil, ama Sri Lanka’dan Kaşmir’e, Darjeeling’den Assam’a, Masala’dan Nilgiri’ye çeşit çeşit çay var. Ve daha sonra da deneyeceğim üzere inanılmaz lezzette çaylar. İnanılmaz ucuz fiyatlardan bahsetmeye gerek yok, sanırım. Benim favorim Green Tea dedikleri Yeşil Çay’dı, ama bildiğiniz Çinlilerin yeşil renkli çay değil, bildiğimiz siyah çay, ama kardeşim bu ne nefaset, bu ne lezzet, bu ne enfes bir çay. Kısaca, vay anam vay. Bir gün oralara giderseniz, oradan yanınızda getirilecekler listesine safran gibi nadide baharatların yanına yeşil çayı da mutlaka ama mutlaka ekleyin. Bu lezzetleri anlatabilmek için fotoğrafını koymanın bir faydası yok, bunları tatmış bir kişi olarak benim damak zevkime güvenmek zorundasınız.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01421.jpg

Tekrar ara sokaklardayım. Bazı sokaklar o kadar dar ki, iki insan yan yana zor geçiyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01422.jpg

Dönüp dolaşıp, benim otelin önüne geliyorum. Bildiğimden değil, kaybolduğumdan.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01423.jpg

Burası da bir gece önce yemek yediğim enfes Fuji Ganga restoranının girişi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01424.jpg

Burası nispeten geniş ara sokaklardan biri. Ama, manzaraya bakın. Her iki yanda sağlı sollu dükkanlar, yine sağlı sollu park etmiş bisikletler ve motorlar, insanlar ve inekler. Ama, Hint inekleri de inek maşallah, iyi beslendiklerinden olsa gerek, devasa boyuttalar. Bu daracık sokaklarda karşılaştığınızda kendilerine saygı göstererek yol vermek zorundasınız, sıkıysa vermeyin. Yanınızdan geçip giderken bile “ulen şimdi ters bir hareket yapsa, benim halım nice olur?” diye düşünmeden edemiyorsunuz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01425.jpg

Ara sokaklarda canlı hayvan satıcıları da var. Bu rengarenk tropik papağanda bu satıcıların elindeydi. Kontrolsüzce isteyen herkese satıyorlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01427.jpg

Kendi doğal yaşam ortamlarında olması gereken bu hayvanların durumuna üzülerek yoluma devam ederken karşıma çıkan bu küçük cingöz satıcı beni çok eğlendiriyor. Tanıştırayım, Lajen Kumar.


Wv3n7EoBm_Q


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01426.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01426.flv)

KORBALA
16-01-2010, 10:24
Tankut baba. Altyazı yok mu :)

KutG
17-01-2010, 11:08
Tankut baba. Altyazı yok mu :)

Altyazı mı dedin Cumhur'um, al sana altyazı. Turgay, Kürşat siz de izleyin. Aykut'um kızmazsan, sende izle. Yahu, herkes izlesin işte.


Ql8PO7EMuB4


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_Altyazili.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=Altyazili.flv)

.

AykutErda
17-01-2010, 02:37
Ya bu film olayı çok keyifli bir iş aslında ...

Fotoğraf ile belgelemek ve o anı görüntülemek başka bir düşünce , bakış ya da büyü katıyor yaşantımıza , fotoğrafsız olmaz

ama

video çekimlerden film yapıp olayı belgelemek de bambaşka bir iş ...:rolleyes:

Ama iyi yapmak gerek , geçiştirmemek gerek , zaman vermek ve bu işi amaç edinmek gerek .... Daha Türkçesi ; profesyonel ekipmanlar , bilgiler , çekimler ve programlar kullanmalı ve uygulamalıyız ... Aslında bunu yapabilecek akla ve hayallere de sahibiz ..

Tankut çok iyi işler yapıyor , kendisini iyi tanıdığımı sanıyorum , çok iyi hayalleri var ve bu hayallerini gerçeğe dönüştürebiliyor ki bu özellik yaratıcılığının temeli ...

EC çok keyifli Dostlar'dan (Bay-Bayanlar) kurulu ... Bizler çok iyi işler yapabiliriz arkadaşlar ...Bizim yaptığımız ve kendimizi izlediğimizde gülüp geçtiğimiz işler , başkalarının hayali bile değil inanın ...

Bu bir özeleştiridir ve Tankut'u keyifle izlerken aklıma gelmiş fikirlerimdir ..

Yakında ne dediğimi belki daha iyi anlatabileceğim ...:)

KutG
17-01-2010, 09:54
Ya bu film olayı çok keyifli bir iş aslında ...

Fotoğraf ile belgelemek ve o anı görüntülemek başka bir düşünce , bakış ya da büyü katıyor yaşantımıza , fotoğrafsız olmaz


Evet, bende bu düşünceye katılıyorum. Üstelik, bence fotoğraf işi filmden daha zor, ama filmde de daha yaratıcı olabilme imkanı var.





video çekimlerden film yapıp olayı belgelemek de bambaşka bir iş ...:rolleyes:

Ama iyi yapmak gerek , geçiştirmemek gerek , zaman vermek ve bu işi amaç edinmek gerek .... Daha Türkçesi ; profesyonel ekipmanlar , bilgiler , çekimler ve programlar kullanmalı ve uygulamalıyız ... Aslında bunu yapabilecek akla ve hayallere de sahibiz ..


Bak bu konuda da haklısın, ama düşünsene kıytırık bir fotoğraf makinesi ile çekilmiş bir videoya Moviemaker programı ile müzik, altyazı ve her türlü jenerik ekleyebilmek demek ufak çaplı bir kısa metrajfilm demek. Çok değil, bundan bir 10 yıl önce bunları hayal etmek bile imkansızdı. Çok hızlı gelişen fotoğraf makinelerine mi, Bill Gates'e mi, kime teşekkür etsek ki?





Tankut çok iyi işler yapıyor , kendisini iyi tanıdığımı sanıyorum , çok iyi hayalleri var ve bu hayallerini gerçeğe dönüştürebiliyor ki bu özellik yaratıcılığının temeli ...


Sen böyle konuşmaya devam edersen, ben de photoshopçı olacağım yakında :D :D :D .




EC çok keyifli Dostlar'dan (Bay-Bayanlar) kurulu ... Bizler çok iyi işler yapabiliriz arkadaşlar ...Bizim yaptığımız ve kendimizi izlediğimizde gülüp geçtiğimiz işler , başkalarının hayali bile değil inanın ...


Bak bu da doğru. Bu iş artık beni aşmaya başladı. Ben şahsen bir günde bu kadar doğru laf edemem, usta. Lakin, ben yine de enduro konusunda iyi işler yapmayı tercih ederim, çünkü forumda yaptıklarımız eğlenceden ibaret.





Bu bir özeleştiridir ve Tankut'u keyifle izlerken aklıma gelmiş fikirlerimdir ..

Yakında ne dediğimi belki daha iyi anlatabileceğim ...:)

Sen yine bir şeyler planlıyorsun, anlaşılan. Dur bakalım, ne çıkacak altından.

TurgayAlan
18-01-2010, 10:19
..
EC çok keyifli Dostlar'dan (Bay-Bayanlar) kurulu ... Bizler çok iyi işler yapabiliriz arkadaşlar ...Bizim yaptığımız ve kendimizi izlediğimizde gülüp geçtiğimiz işler , başkalarının hayali bile değil inanın ...:)
Bu paragrafa dışarıdan bakıldığında,her ne kadar bizi "kendini beğenmişler grubu" gibi gösteriyor olsa da, aslında çok yerinde ve çok doğru bir tespit.:)

.. çünkü forumda yaptıklarımız eğlenceden ibaret..
Evet,hem eğleniyor,hem de enduro ve tourıng konusunda çok ciddi işler yapıyoruz usta.:)

Bu arada unutmadan,vıdeo çok hoş olmuş..:D

KutG
18-01-2010, 08:06
Varanasi içinde gezinmeye devam, şimdi de nehir kıyısındaki ghatlara ineceğim. Ufak bir hatırlatma yapayım, ghatlar Varanasi’de dini ritüellerin, ölü yakma törenlerinin ve Ganj nehrinde yıkanma işlerinin yapıldığı nehrin içine doğru inen merdivenler ve platformlardan oluşan yapılar. Ghat Hint dilinde nehir kıyısı demek. Varanasi şehrinin Ganj nehrine olan kıyılarının hepsini bu ghatlar kaplıyor. Bir uçtan bir uca, onlarca ghat. Bazıları kutsal kişilere adanmış, bazılarında dini ritüeller yapılıyor, bazıları ölü yakma törenlerine ayrılmış, bazılarında yıkanma işi yapılıyor. Varanasi’de yüze yakın ghat var. Bunlardan en önemlisi Dasaswamedh Ghat. Dasaswamedh kelime anlamı olarak Brahma’nın on at kurban ettiği yer anlamında. Bu ghatta Ganga Aarti törenleri yapılıyor. İlerleyen bölümlerde bu törenlerden de detaylı olarak bahsedeceğim. Bir Hindu’nun Pancha Tirthi Yatra denilen ve 5 önemli ghatta yıkanma ritüeli Assi Ghat ile başlayıp, Dasaswamedh Ghat, Adi Keshawa Ghat, Manikarnika Ghat ve Panchganga Ghat ile sonlanıyor.

Nehir kıyısına doğru inerken bir köşeyi döndüğümde karşıma bu Sadhu çıkıyor. Hatırlarsınız, oradayken bu resmi göndermiştim, hani şu Bartın’lı arkadaşı Sadhullah'ı soran Sadhu bu. Bu vücutlarında gözüken beyaz renk, ölü yakma törenlerinden arta kalan külü vücutlarına sürmelerinden kaynaklanıyor. Lütfen yine “ayyyy ne kadar iğrenç” kolaycılığına düşmeyin, çünkü bu onlar için bir dinsel ritüel ve onları mutlu kılan bir olgu.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01429.jpg

Sonunda nehir kıyısına geliyorum. İşte Varanasi ghatlarından nehrin görüntüsü bu şekilde. Bu görüntü Ganj’ın akış yönünün tersine Varanasi’nin güney tarafına doğru çekilmiş bir görüntü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01435.jpg

Bu da aynı noktadan Ganj’ın akış yönüne doğru Varanasi’nin kuzey tarafına doğru çekilmiş bir fotoğraf. Karşıda görülen köprü benim kuzeyden şehre girerken Varanasi’nin ilk fotoğrafını çektiğim köprü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01436.jpg

Bu videoda da Meer Ghat’ın görüntüleri ve bu ghatta Ganj’da yıkanma ritüellerini gerçekleştiren Hindular var.


dmK_kdNu2Vo


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01428.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01428.flv)


Sırada çok dramatik bir ziyaret noktası var. Ölü yakma ghatı. Bu ölü yakma ghatlarının en önemlisi ve büyüğü olan Manikarnika Ghatı. Hindu inanışına göre Lord Vişnu tüm evrenleri yaratırken bu ghatta bir kuyu kazmış. Vişnu’nun bu kuyuyu açma sebebi de ölülerin yanmış bedenlerinden arta kalan sıcak küller bu kuyuya doldurulduğunda evrende var olan her şeyin yok olmaya mahkum olduğunu herkese hatırlatmak içinmiş. Manikarnika Ghatında ölü yakınlarını rahatsız etmemek için fotoğraf ve video çekmek yasak. Fakat, kurallar içinde kalarak yani kimseyi rahatsız etmeden ve abartmadan fotoğraf çekme konusunda kendimi çok da bağlanmış hissetmiyorum. Bu fotoğraf Manikarnika Ghat’ından. Nehir kıyısında ölü yakma törenleri için gerekli odunları getirmiş mavnaların yanında mandalar suya giriyor. Arka tarafta yeni ölü yakma törenine hazırlık yapan ölü yakınları ve görevliler var. Ön tarafta ölü yakma işlemi devam eden odun öbekleri var. Görevliler bir ateşten diğerine koşuşturuyorlar. Yanmamış insan uzuvlarını toparlayıp ateşin en harlı olduğu yere atıyorlar. Bir insan bedenini bu halde görmek herhangi başka bir inanç için ne kadar ruhani ve kutsal olursa olsun benim için kesinlikle çok ürpertici ve çok üzücü. Acaba biz mi insan bedenine gerektiğinden fazla bir önem veriyoruz?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01430.jpg

Burada biraz ara vererek ölü yakma törenleri hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu ölü yakma ghatlarında insan yakma faaliyeti 24 saat devam ediyor. Varanasi’ye Hindistan’ın her yerinden ölü bedenler geldiğini, insanların burada ölümü beklediğini ve tüm Hindistan’daki 800 milyon Hindu nüfusunu düşünürsek, Varanasi’deki ölü yakma ghatlarının neden aralıksız çalışmak zorunda olduğunu da anlarsınız. Bir insan vücudunun yanması için yaklaşık 400 kg kadar oduna ihtiyaç varmış, ayrıca odunların daha kolay yanması için bir tür yanıcı sıvı, güzel kokması için bir takım baharatlarda kullanılıyormuş. İlginçtir, hava da yanmış insan bedeni kokusu kesinlikle yok. Zaten, orada çalışan görevlilerde hiç yanmış et kokusu olmaması ile övünürlermiş. Bir ölü yakma töreni ölüyü yakma, ibadet ve temizlik işlemleri ile 2 saatten fazla sürüyormuş. Ölü yakma töreninde başrolde ölen kişinin en büyük oğlu veya buna eş başka bir erkek akrabası oluyormuş. Bu şahıs saçlarını kazıtarak beyaz elbiseler giyer ve yakındaki bir Şiva tapınağında Puja (bu törene has bir ibadet türü) ile tören yapılır. Tapınaktaki kutsal ateşten bir tutam ateş alan şahıs bedenin yanına gelip etrafında üç kez dolandıktan sonra bedeni ateşe verir. Ölü yakma törenine sadece ailenin erkekleri katılabilirmiş, kadınlar belli bir mesafeden izleyebiliyorlarmış. Fazla duygusallaştıklarından mıdır acaba? Odunlar yanmaya devam ettikçe etraftaki görevliler vücudun tüm parçalarının yanması için vücut uzuvlarını ateşin içine atarak alevi kor halinde tutarlarmış. Şimdi bomba geliyor. Bilin bakalım, erkek ve kadın vücudunun en zor yanan kemikleri hangileriymiş? Erkeklerin göğüs bölgesi kemikleri, kadınların da bel ve kalça bölgesi kemikleriymiş.

Bütün bu yakma işlemi sonucunda insan vücudundan geriye kalan ve Ganj’a savrulan hepsi hepsi yarım kova kül. Peki bu Hindular için ne demek? Ruhun son bedeninden kurtularak ruhlar aleminde bağımsız kalma şansına erişmesi demek.

Pekala, şimdi Sean Penn'in başrolünü üstlendiği yönetmenliğini Inarrittu'nun yaptığı "21 gram" filmini hatırladınız mı? Birkaç yıl önce vizyondaydı ve tüm Sean Penn filmlerinde olduğu gibi epey ses getirmişti. Hani, şu Amerikalı bilimadamı Duncan Mc Dougal tarfından 1900’lü yılların başında ölüm anında insanların vücut ağırlıklarının 21 gram azaldığını ortaya koyan çalışmaları sonucunda ruhun ağırlığının 21 gram olduğunu iddia ettiği deneyleri. Ey Mc Dougal bey, ey Inarrittu efendi, ey sevgili Sean Penn, hepiniz yanılmışsınız. Ardında yarım kova kül bırakarak ruhlar aleminde bağımsızlığına kavuşan ruhların ağırlığı 21 gramdan çok fazlaymış.

Bu ölü yakma ghatlarında her beden yakılmıyor, bazıları aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü üzere yakılmadan olduğu gibi kefeniyle Ganj’a bırakılıyor. Bu tekne kıyıdan 20-30 metre açılıp bedeni nehrin sularına bırakıp geri dönecek.Daha sonra bu bedenler Ganj’da kurda, kuşa ve Cumhur’un bahsettiği Aghorilere yem olacak. Kimlerin yakılıp kimlerin Ganj’a atıldığını öğrenmek için biraz daha sabretmeniz gerekecek.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01431.jpg

KORBALA
19-01-2010, 12:37
Hah böyle işte Tankut hocam. Müzik koymakdan daha eğlenceli olmu7ş altyazı... :D

TurgayAlan
19-01-2010, 06:36
..ayrıca odunların daha kolay yanması için bir tür yanıcı sıvı, güzel kokması için bir takım baharatlarda kullanılıyormuş. İlginçtir, hava da yanmış insan bedeni kokusu kesinlikle yok...
Çok ilginç..!

Bunu başarabilmek için,tek başına baharat kullanmanın yeterli olduğunu sanmıyorum..

Ateşi abartı harlıyor olabilirler mi..?:rolleyes:

KutG
19-01-2010, 07:02
Çok ilginç..!

Bunu başarabilmek için,tek başına baharat kullanmanın yeterli olduğunu sanmıyorum..

Ateşi abartı harlıyor olabilirler mi..?:rolleyes:

Turgay'ım, olay tam olarak şöyle. Odunlar daha kolay yanması için "ghee" denen tereyağımsı bir madde ve güzel kokması (ya da yanık et kokusunu bastırmak amacıyla) için de sandalağacı tozu ve bir takım baharatlar kullanılıyormuş. Ayrıca, ölü yakma görevlileri de ateşi de hep harlı tutmak için sürekli koşuşturuyorlardı. Bu arada unutmadan, ölü yakma görevlileri en alt kast olan "untouchables" (dokunulmazlar) kastına aitler. Hani, şu gölgeleri bile kutsalların üzerine düştüğünde kutsalların bu aşağılayıcı durumdan kurtulmak için bir sürü dini gerekliliği yerine getirdikleri kast.

Kursat
19-01-2010, 10:09
Altyazı mı dedin Cumhur'um, al sana altyazı. Turgay, Kürşat siz de izleyin. Aykut'um kızmazsan, sende izle. Yahu, herkes izlesin işte.


Ql8PO7EMuB4


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_Altyazili.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=Altyazili.flv)

.

:D:D:D
vay be! biz kendimizle uğraşırken Hindli kardeşimiz bize fırçayı bastı !:D:D
Anladım ben! ;)
Lizbon -Arjantin yolları bize....:)

Seda
19-01-2010, 10:26
Sırada çok dramatik bir ziyaret noktası var. Ölü yakma ghatı. Bu ölü yakma ghatlarının en önemlisi ve büyüğü olan Manikarnika Ghatı. Hindu inanışına göre Lord Vişnu tüm evrenleri yaratırken bu ghatta bir kuyu kazmış. Vişnu’nun bu kuyuyu açma sebebi de ölülerin yanmış bedenlerinden arta kalan sıcak küller bu kuyuya doldurulduğunda evrende var olan her şeyin yok olmaya mahkum olduğunu herkese hatırlatmak içinmiş.

Lord Vişnu büyük adammış, saygı duydum. İnsanoğlu sürekli yok ettiği hala her şeyin yok olmaya muhtaç olduğunu öğrenemiyor o ayrı tabi.
Birde diyeceğim o ki acaba onlarda bir şekilde ölümsüzlük peşindeler mi? Ölüler yakıldıktan sonra küllerini vücutlarına sürmelerininde bir açıklaması olmalı... :rolleyes:

TurgayAlan
20-01-2010, 11:12
Hintliler,gerçekten çok ilginç inançlara sahip bir toplum..

Takipteyiz usta..:)

KutG
21-01-2010, 08:30
Lizbon -Arjantin yolları bize....:)

Ne, Neden, Nasıl, Ne zaman, Nerede? Kim bilir?




Lord Vişnu büyük adammış, saygı duydum. İnsanoğlu sürekli yok ettiği hala her şeyin yok olmaya muhtaç olduğunu öğrenemiyor o ayrı tabi.
Birde diyeceğim o ki acaba onlarda bir şekilde ölümsüzlük peşindeler mi? Ölüler yakıldıktan sonra küllerini vücutlarına sürmelerininde bir açıklaması olmalı... :rolleyes:

Bunu da birisi araştırsın diyeceğim, ama bu topik çok paylaşımcı bir topik değil be Seda. Jain tapınağını girişindeki kitabenin tercümesine el atın kardeşler dedim, bir babayiğit çıkmadı :( :( :( .




Hintliler,gerçekten çok ilginç inançlara sahip bir toplum..

Takipteyiz usta..:)

Evet, çok farklılar gerçekten, ama amaç da bu farklılıkları yerinde görmek değil mi, Turgay'ım?

KutG
21-01-2010, 09:01
Çevrede biraz daha gezintiye devam. Bu sefer objektifte insanlar var. Aşağıdaki fotoğrafta dini ritüellerini yerine getirmek için ghatlarda yıkanmak üzere gelmiş bir Hindu var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01432.jpg

Varanasi’nin ara sokaklarında gezinirken bu şahsı görüp de sizlere göstermemek olur muydu? Olmaz, tabii ki. Karşımda bir Buda yatıyor. Hani, şu her yerde yatan Buda tapınakları var ya, bu canlı yatan Buda yahu. Bakar mısınız?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01433.jpg

Bu da bizim otelin resepsiyon görevlisi. EC stickerı ile gülümsüyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01434.jpg

Evet, akşam üstü programımızda nehirde ghatlar boyunca bir tekne turu ve tekne gezisinin saat 19:00 da Dasaswamedh Ghatta başlayacak Ganga Aarti törenlerine katılım ile son bulması. Daha önce söylemiştim, bu gezide her türlü ulaşım aracı var. Uçak, tren, rikşa, motosiklet, sevgili ayaklarım ve de sıra nihayet teknede. Evet, tekne gezimiz başlıyor. Ağzımız alışmış tekne lafına, tekne dediğim aslında bir gariban kürekçinin çektiği bir küçük kayık.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01438.jpg

Rotamız Meer Ghattan başlayıp kuzeyden güneye nehir aşağı ghatlar boyunca devam edecek, ölü yakma törenlerinin yapıldığı Manikarnika Ghattan geçip Alemgir Cami’den geri döneceğiz ve akıntının tersi yönde kürek çekerek Dasaswamedh Ghatta ineceğiz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01439.jpg

Dasaswamedh Ghatta inip Ganga Aarti törenini izleyeceğiz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01437.jpg

Çek bakalım kürekleri kayıkçı. Böyle diyince, aklıma Nilgün Atılgan’ın Boğaz için söylediği o eski güzel şarkısı geldi;

Çek kayıkçı kürekleri
Gezdir seven şu kalpleri
Mavi deniz martılardan
Ayırma sevenleri

her ne kadar Ganj’ın kirli suları Boğaz’a pek benzemese ve Seden yanımda olmasa da, sen yine de çek bakalım kürekleri kayıkçı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01440.jpg

Meer Ghattan ayrılınca karşımızda ilk önce Lalita Ghat var. Sağda görülen pembe silindirik yapı atık su arıtma tesisinin deşarj yapısı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01441.jpg

Arıtma tesisinin diğer tarafında Jalasen Ghat var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01443.jpg

Jalasen Ghattan aşağıda Manikarnika Ghat var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01444.jpg

Manikarnika Ghatta ölü yakma işlemleri devam ediyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01442.jpg

Manikarnika Ghat aynı zamanda en büyük ghatlardan biri. Burası Manikarnika Ghatın ölü yakılmayan ama ganj nehrinde yıkanma gibi dini ritüellerin yapıldığı diğer tarafı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01445.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01446.jpg

Burası Manikarnika Ghatın son tarafı. Suya batmış yan yatmış tapınak dikkat çekiyor. Tabii, burada Ganj nehrinin sularının bu mevsimde yüksek olduğunu da belirtmek lazım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01447.jpg

Manikarnika Ghattan Alemgir Camiine doğru giderken yolda kayıkçıyla sohbet ediyoruz. Kimlerin yakılıp küllerinin Ganj’a savrulduğunu ve kimlerin yakılmadan direkt olarak Ganj’a atıldığını soruyorum. Anlatıyor.


lZZq67N72jk


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01452.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01452.flv)


Kayıkçı kimlerin yakılmadan Ganj’a atıldığını şöyle anlatıyor. İlk olarak, yakılmadan nehre atılmak kesinlikle aşağılayıcı bir durum değil, aksine dini olarak kutsallığı kabul gören kişiler nehre atılıyor, bir tür kutsanma gibi bir şey. Bunlar, Sadhular gibi ruhani kişiler, frengililer ve cüzzamlılar, hamile kadınlar, küçük çocuklar ve kobra ısırığı ile ölen kişiler. Tabii, bütün bunların arkasında bir takım dini semboller var. Kutsal nehir Ganj bir "Anne" gibi, bu yakılmadan nehre atılan kişiler bebeğin annesine dönmesi en saf formu temsil ediyor. Anne karnındaki bebeğin Ganj’a geri dönmesi Lotus çiçeği gibi saflığı ve orijinal haline geri dönmeyi sembolize ediyor. Frengililerin ve cüzamlıların nehre atılması yakılmalarına kıyasla bu hastalıkların yayılma risikini çok fazla arttırsa da, Varanasi’de frengililere adanmış bir tapınak olduğu için bu kişilerde kutsal sayılıyorlar. Bu sınıflandırma içinde bana en ilginç geleni Kobra yılanı tarafından ısırılan kişilerin yakılmadan nehre atılması oldu. Lord Krişna’nın boynundan sarkan Kobra yılanının Hindular için kutsal olması da bu durumu açıklıyor.

TurgayAlan
22-01-2010, 09:25
..Bunu da birisi araştırsın diyeceğim, ama bu topik çok paylaşımcı bir topik değil be Seda. Jain tapınağını girişindeki kitabenin tercümesine el atın kardeşler dedim, bir babayiğit çıkmadı :( :( :( .
Ne yazık ki,ana dilimizden başka bir dilde düşünemiyor ve konuşamıyoruz usta..
Tecüme işi,sanırım yine sana kaldı ..:)

Raporu,heyecanımızı yitirmeden izlemeye ve paylaşmaya devam ediyoruz ..

NurettinAbi
22-01-2010, 09:42
Yatan,canlı Budanın poposunu serinletmeye o vantilatör yeterli gelmişmi?Odunu bol olan Ganjın kenarında niye E.C ye kamp yaptırmazlarki? Bu adamlar hep çamurlu sudamı yıkanırlar,malak gibi? Orada suyun durulduğu olmuyormu?Motorllu tekneye niye binmedinde,adama eziyet ettin? Sadhularla beni niye karıştırıyosun? Kış Kampına gelmiyor diye niye niye kızıyorsun?Köfte ekmek gibi takip ettiğimi bilmiyormusun?Daha ne istiyorsun? F İ N...

KutG
23-01-2010, 11:26
Ne yazık ki,ana dilimizden başka bir dilde düşünemiyor ve konuşamıyoruz usta..
Tecüme işi,sanırım yine sana kaldı ..:)

Raporu,heyecanımızı yitirmeden izlemeye ve paylaşmaya devam ediyoruz ..

:( :( :(




Yatan,canlı Budanın poposunu serinletmeye o vantilatör yeterli gelmişmi?


Gelmiş.




Odunu bol olan Ganjın kenarında niye E.C ye kamp yaptırmazlarki?

Bir soralım bakalım.




Bu adamlar hep çamurlu sudamı yıkanırlar,malak gibi?

Evet.




Orada suyun durulduğu olmuyormu?

Olmuyor.




Motorllu tekneye niye binmedinde,adama eziyet ettin?

Ben ne yaptığımı biliyor muyum?




Sadhularla beni niye karıştırıyosun?

Pardon Sadhullah abi.




Kış Kampına gelmiyor diye niye niye kızıyorsun?

Ben kızmadım, bir şey de demedim, ama kış kampı da sizin fikrinizdi hani.




Köfte ekmek gibi takip ettiğimi bilmiyormusun?

Biliyorum, bilmem mi.




Daha ne istiyorsun?

Kuş sütü.




F İ N...

Ohhh be...

.

TekiLay
24-01-2010, 10:27
Tankut abi, çoğumuz isteğini gördük ama malum ingilizce eksiğimiz var. Ama bu kadar içerlediğini görünce dayanamadım, önemli olan niyet diyerek okunaklı fotoğrafını bulup çeviri programı ile çevirttim. Olduğu kadar artık, idare et :)

Saygılarımla,


http://img697.imageshack.us/img697/9431/dscn4423.jpg

1. Tamamen bütün hata deformasyonları ve ruh eg saptırmalarını kimin fethettiği erkek. Tutku öfkesi ve aldatma vb.i, Jina çağırılır

2. Talimatları izleyenler, veya Jinas'ın uyulması gereken sözleridir, Jain olarak bilir

3. Kirli dünyevi bir ruh ve salvatedin arasında fark saf ve mükemmel ruh içeride, kirli dünyevi ruh olarak şehvet, öfke, aldatma vb.i ve karma öğretileri gibi hatalar ile zarflı takip eden saf ve mükemmel ruhlar jina parmatmanın üzerinde orada, yok ettiği, yok eder budur. Meditasyonlara sertlikler ve başvurmayı gözleyerek o karma öğretileri.

4. Her biri ve her kirli dünyevi ruh, saf ve mükemmel salvated Jina olarak bilinen olabilir

5. Kirli dünyevi ruh kurtuluş ve yakışık Jina hedefine ulaşarak, her şeyi bilen ve serinkanlı bağlı olmayan olur. O, bütün inallı bilir.

6. O, ekler, nefretler ve aldatmalardan özgür olur.

7. Yani ruhun doğal niteliklerinin olduğu bu durumda onların içeride ruh. Sınırsız büyük mutluluk ve sınırsız yiğitlik, gözükür.

8. Jinas şimdiye kadar, sonsuz büyük mutlulukta içine çekilir.

9. Jinasın idolları, simgelerin, sonsuza dek ruhlara beğenen sonsuz büyük mutluluk her şeyi bilmesi ve non ekini döktüğüdür.


Dip Not: www.hemencevir.com (http://www.hemencevir.com) kullanılarak çevirilmiştir.

KutG
25-01-2010, 02:24
Tankut abi, çoğumuz isteğini gördük ama malum ingilizce eksiğimiz var. Ama bu kadar içerlediğini görünce dayanamadım, önemli olan niyet diyerek okunaklı fotoğrafını bulup çeviri programı ile çevirttim. Olduğu kadar artık, idare et :)

Saygılarımla,


http://img697.imageshack.us/img697/9431/dscn4423.jpg

1. Tamamen bütün hata deformasyonları ve ruh eg saptırmalarını kimin fethettiği erkek. Tutku öfkesi ve aldatma vb.i, Jina çağırılır

2. Talimatları izleyenler, veya Jinas'ın uyulması gereken sözleridir, Jain olarak bilir

3. Kirli dünyevi bir ruh ve salvatedin arasında fark saf ve mükemmel ruh içeride, kirli dünyevi ruh olarak şehvet, öfke, aldatma vb.i ve karma öğretileri gibi hatalar ile zarflı takip eden saf ve mükemmel ruhlar jina parmatmanın üzerinde orada, yok ettiği, yok eder budur. Meditasyonlara sertlikler ve başvurmayı gözleyerek o karma öğretileri.

4. Her biri ve her kirli dünyevi ruh, saf ve mükemmel salvated Jina olarak bilinen olabilir

5. Kirli dünyevi ruh kurtuluş ve yakışık Jina hedefine ulaşarak, her şeyi bilen ve serinkanlı bağlı olmayan olur. O, bütün inallı bilir.

6. O, ekler, nefretler ve aldatmalardan özgür olur.

7. Yani ruhun doğal niteliklerinin olduğu bu durumda onların içeride ruh. Sınırsız büyük mutluluk ve sınırsız yiğitlik, gözükür.

8. Jinas şimdiye kadar, sonsuz büyük mutlulukta içine çekilir.

9. Jinasın idolları, simgelerin, sonsuza dek ruhlara beğenen sonsuz büyük mutluluk her şeyi bilmesi ve non ekini döktüğüdür.


Dip Not: www.hemencevir.com (http://www.hemencevir.com) kullanılarak çevirilmiştir.

Ümitciğim, bu çevirinin tamamen yanlış ve hatta saçma sapan olması hiç ama hiç önemli değil.

Önemli olan ve burada kesinlikle altı çizilmesi gereken nokta, yabancı dil bilmediğin halde pes etmeden bu işi yapmaya kalkışman. Basitçe, imkansızlığın özrüne sığınmadan en azından denemen yani. Bana Sibirya hayalinden bahsettiğinden de, o ufacık scooterinle yaptığın işleri görünce zaten çok daha büyüklerini yapacağına ikna olmuştum, ama şimdi bu düşüncem iyice pekişti. Senin gibi bir dostum olduğu için kendimi çok şanslı ve zengin hissediyorum.

Bu felaket makine tercümesinden sonra bu işi yapmak yine bana kaldı demek :o :o :o .

KutG
25-01-2010, 04:36
Yolda ilginç görüntüler var, suların yüksekliğinden neredeyse sulara gömülecek olan tapınaklarda bunlardan biri.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01448.jpg

İnsanlar ghatlarda kutsal Ganj’a kavuşuyorlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01449.jpg

Alemgir Cami’ne gelmeden Bhonale Ghat.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01451.jpg

Nihayet Alemgir Cami’ne geldik. Ganj nehri kıyısında çok güzel bir silüeti var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01450.jpg

Alemgir Camii, Hindistan’daki son Moğol İmparatoru Alemgir tarafından Ganj nehri kıyısında bir krişna tapınağı yıktırılarak onun üstüne yaptırılmış. Alemgir Camii şüphesiz Hindistan’ın kültür mirasının önemli bir parçası, ama bu caminin başka bir kültür mirası yıkılarak onun üstüne yapılması ve daha da kötüsü Alemgir’in Varanasi’deki tarihi Hindu eserlerine en büyük zararı veren kişi olması gerçeğinin altını çizmek de tarihe objektif bakışımızın gerektirdiği bir sorumluluk olarak kabul edilsin.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01453.jpg

Evet, artık geri dönüş yolundayız. Kürekçinin işi şimdi oldukça zor, çünkü artık akıntıya karşı gideceğiz. Yol üstünde nehirde keyifle neşeyle yıkanan bu Hindulara rastlıyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01454.jpg

Bu da videosu.


NfNbKcfmJxA


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01455.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01455.flv)


Nehir kıyısında keyifle tüttüren Hintliler.
http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01457.jpg

Tekrar ölü yakma ghatı Manikarnika Ghata geliyoruz. İşlem aralıksız devam ediyor.


NaIRF-jnl_Q


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01458.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01458.flv)


Hava kararmaya başlıyor. Kayığımıza başka bir kayıktan küçük bir kız çocuğu atlıyor. Gece suya bırakılan mumları satan kız. Kayıkçının kızıymış, tam aile şirketi yani.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01460.jpg

Bende küçük kızdan bir mum alıp suya bırakıyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01461.jpg

Mum suların üstünde uzaklaşıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01462.jpg

Hava iyiden iyiye kararıyor ve bizde Dasaswamedh Ghata geliyoruz. Ganga Aarti töreni için hazırlıklar başlamış, insanlar yavaş yavaş yerlerini almaya başlamışlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01464.jpg

Törenin başlamasına yarım saat kadar bir zaman var, ama her yer dolmuş neredeyse.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01466.jpg

Seyirciler sadece karada değiller, Dasaswamedh Ghat’ın önündeki kayıklarda da tepeleme insanlar var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01465.jpg

Ganga Aarti törenleri hakkında biraz bilgi vereyim. Varanasi Ganj nehri kıyısında yer aldığı için hemen her şeye hükmeden bir Tanrı olduğundan kutsal Ganj’ında bir Tanrısı var. Bu Tanrı adını nehrin adından alıyor, yani Ganga. Her akşam üstü nehrin kıyısında Dasaswamedh Ghat’ta Tanrı Ganga’ya ibadet edilen adına “Aarti” denilen törenler yapılıyor. Tam adıyla Ganga Aarti. Bu tören Varanasi’nin ruhani kimliğine önemli katkı yapıyor. Tören önce Ganga tapınağında çalınan gonglarla başlıyor. Daha sonra Dassawamedh Ghat’ta kurulan 7 tane platformun üzerinde bir Hindu Ashramında eğitim gören 7 genç özel giysileriyle yerlerini alıyorlar. Bir müzisyen grubunun çaldığı müziğe eşlik eden halk hep birlikte ilahiler söylemeye başlıyor. Bu 7 genç birbirleriyle uyum içinde belli semboller kullanarak Mudra denilen el hareketleri yaparak bir tür dini dans diyebileceğimiz Puja yaparak ibadet etmeye başlıyorlar. Kullandıkları sembollerin her birinin Hindu dininde özel bir anlamı vardır. Bunlar; tütsüler, çanlar, süt kapları, mumlar ve çiçekler gibi objeler. Mudra hareketleri bu objeler kullanılarak dört yönde tekrarlanıyor. Daha sonra bu törende kullanılan meşaleler seyircilerin arasında dolaştırılarak katılımcıların kutsanması sağlanıyor. Tören Ganj’a süt dökülmesiyle son buluyor.

Vishwanat tapınağında kullanılan beyaz sıvının bu vesileyle süt olduğunu da öğrenmiş bulunuyoruz.

semih
26-01-2010, 05:57
...Vishwanat tapınağında kullanılan beyaz sıvının bu vesileyle süt olduğunu da öğrenmiş bulunuyoruz.

Bizde TEŞEKKÜR ediyoruz. :D Ayrıntıları kaçırmadan takip ediyoruz.

KutG
28-01-2010, 12:36
Evet, Ganga Aarti töreni başlıyor. Genç rahipler kendileri için hazırlanmış platformlarda yerlerini almaya başlıyorlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01467.jpg

Mahşeri bir kalabakalık toplanıyor. Sadece kara tarafı değil, nehirde de onlarca tekne töreni izlemek için orada toplanıyor. Sağ alt taraftaki batılı ablamız güzelmiş değil mi?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01468.jpg

Güzel olmasına güzel de, yanında Hintli rahip arkadaşı var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01470.jpg

Tören başlıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01476.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01477.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01479.jpg

Bunlarda törenin videoları.


8Esuk2UmrQU


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01469.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01469.flv)


wotyHQsZnFQ


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01472.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01472.flv)


pLkIjxHAfxw


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01475.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01475.flv)

.

TurgayAlan
30-01-2010, 05:47
Rapor yazma konusunda biraz yorulduğunu hissediyorum usta.:)

Sayende oryantalizmi izlemeye devam ediyoruz ..
Selam

NurettinAbi
30-01-2010, 11:59
Usta dediğin,ağır ve temiz iş çıkartır.O hatun yanlışlıkla araya karışmış heralde.

Seda
30-01-2010, 10:18
Usta dediğin,ağır ve temiz iş çıkartır.O hatun yanlışlıkla araya karışmış heralde.

Biz de ağır ağır izliyoruz Ustayı Nurettin abi. Hay Allah ben niye görmedim o hatunu Nurettin abi algıda seçicilik mi var ki sende. :p

KutG
31-01-2010, 10:09
Rapor yazma konusunda biraz yorulduğunu hissediyorum usta.:)

Sayende oryantalizmi izlemeye devam ediyoruz ..
Selam

Turgay'ım senin de bildiğin üzere, şu aralar iş güç meseleleri biraz yavaşlamama sebep oldu. Yakında toparlarım, hızlanırız tekrar.

Senden de hiç bir şey kaçmıyor, bu ne dikkat :eek: :eek: :eek: . Keşke herkes senin gibi olsa...




Usta dediğin,ağır ve temiz iş çıkartır.O hatun yanlışlıkla araya karışmış heralde.

Nurettin abi, "ağır ol da molla desinler" hesabı değil benimkisi, iş güç meselesi.

Fotoğraftaki abla o törende çok dikkat çekiciydi, ama belki ondan daha dikkat çekici olan yanındaki Hintli rahipti. Adamı oradan al, git bir Holywood, Bolywood filmine karakter oyuncusu olarak koy, o kadar cuk oturur yani. O kadar karakteristik bir tip yani, ablam da bundan etkilenmiş herhalde. Siyah beyaz çok hoş bir tezat oluşturuyorlardı.




Biz de ağır ağır izliyoruz Ustayı Nurettin abi. Hay Allah ben niye görmedim o hatunu Nurettin abi algıda seçicilik mi var ki sende. :p

Seda, Sadhullah abi bu, konu Hindistan olunca nasıl algıda seçicilik yapmasın ki, değil mi :D :D :D ?

.

Seda
31-01-2010, 11:34
Seda, Sadhullah abi bu, konu Hindistan olunca nasıl algıda seçicilik yapmasın li, değil mi :D :D :D ?

.

O kadar turunculu esmer ten arasında bir soluk benizli nasıl dikkat çekmesin tabi. :D
Takipteyiz. ;)

NurettinAbi
01-02-2010, 09:16
Biz de ağır ağır izliyoruz Ustayı Nurettin abi. Hay Allah ben niye görmedim o hatunu Nurettin abi algıda seçicilik mi var ki sende. :p

Sen SEDA'sın, ondan:D

KutG
01-02-2010, 11:09
Ganga Aarti törenlerinde kaldığımız yerden devam.


Ny93QuU6NEA


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01478.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01478.flv)


-twyNCTQMf4


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01480.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01480.flv)

Ganga Aarti töreninden çıkıyorum, dışarıda ışıklı oyuncaklar satan satıcılar var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01482.jpg

Bu oyuncaklar geceye çok güzel renkler katıyorlar.


GawFHwncACQ


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/th_MOV01481.jpg (http://s237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/videos/?action=view&current=MOV01481.flv)

Karnım çok aç, hedef belli. Fuji Ganga restoranı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01483.jpg

Bir önceki akşam aceleden ve yorgunluktan restoranın içine dikkat etmemişim. Restoranın duvarlarında her ülkeden gelen ziyaretçilerin A4 kağıda yazdıkları notlar var. Bu notlarda genellikle kendi ülkelerini tanıtan ve Varanasi’nin ruhani kimliğine uygun mesajlar var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01485.jpg

Doğal olarak acaba Türkiye’den gelen olmuş mudur, buraya kendi mesajlarını bırakmışmıdırlar diye merak ediyorum.

Ayıp ettiniz, olmaz olur mu hiç?


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01484.jpg


Varanasi'nin bu ruhani atmosferine hiç uygun olmayan ve sadece Türkiye'den gelenlerin gösterdiği bu seviye maalesef eğitim sistemizin nasıl kafalar yetiştirdiğine çok güzel bir örnek teşkil ediyor.

.

eskiyaylali5454
01-02-2010, 03:02
Valla Nedeyem Türle Her Yerde Bam Başka Dünyaya Güzellik Katanda Bence Onlar

TurgayAlan
02-02-2010, 03:22
..
http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01484.jpg

Varanasi'nin bu ruhani atmosferine hiç uygun olmayan ve sadece Türkiye'den gelenlerin gösterdiği bu seviye maalesef eğitim sistemizin nasıl kafalar yetiştirdiğine çok güzel bir örnek teşkil ediyor.
.
Bunları yazan kafa,en az 20 yıldır eğitimde baskın söz sahibi olan medyanın yetiştirdiği işte o kafa..!

Türkiye'de spor denince akla futbol,futbol denince de ne yazık ki hakaret geliyor..

Andolu'da güzel bir laf vardır usta.;
"Eşek hoşaftan ne anlar,suyunu içer tanesini bırakır.!"

O kafadaki adamlar,Varanasi'nin kendilerine neler katacağını asla sorgulayamaz.
Onlar muhtemelen, "Hindistan'a gittik" diyebilmek için giden insanlar..

metemet
02-02-2010, 04:12
Tankut abi neler yakalıyorsun valla, buraya böyle yazmışlar umumi wc ye ne yazar bunlar bilmem,kolay silinen silikonlu boyayı bir tuvaletciden ilham alıp yapmışlardır(Türk) adam her hafta badana yapmaktan bıktıgından:)

KORBALA
04-02-2010, 02:24
Kendi çaplarında edebiyat parçalamış arkadaşlar. Yanlız yaş ortalamasının lise veya ortaokul civarı olduğunu söylemek lazım :) Kafiyeli vede uyumlu olmuş. Sanatsal bir çalışma. :)

KutG
04-02-2010, 10:02
9. gün. 19.09.2009. Varanasi Hindistan-Lumbini Nepal 320km.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/9VaranasiHindistan-LumbiniNepal320k.jpg

Evet, artık nihayet Ruhların Arındığı Yere Yolculuk başlıyor. Gerçi, bugün Varanasi’den direkt olarak Katmandu’ya gitmeyeceğim arada Buda’nın doğduğu yer olan Lumbini’de bir gün kalacağım, ama olsun bugün artık Nepal’e gidiyorum. İçimde tarifsiz bir heyecan var. En son beni ne bu kadar heycanlandırmıştı, gerçekten hatırlamıyorum.

Sabah erkenden kalkıyorum, yolum Hindistan şartlarına göre oldukça uzun ve birde sınır geçişim var, onun için acele etmeliyim. Resepsiyonist çocuğa Katmandu yoluna nasıl çıkacağımı soruyorum, Varanasi’nin içinden en kolay bulunabilecek yolun Dassawamedh Ghat’tan giden yol olduğunu ondan sonra ana yoldan Ghazipur ve Gorakhpur üzerinden Nautanwa / Bhairahawa sınır kapısına ulaşabileceğimi söylüyor. Ayrıca, Gorakhpur’a Alzamgarh üzerinden yaklaşık 25 km’lik kestirme bir ara yol olduğunu, ama biz Avrupa’lıların hep ana yolları tercih ettiğini ve benimde bu ara yolu kullanmaya maçamın olmadığını bildiği için hiç tarif bile etmeyeceğini söyledi. Ve çocuk böylelikle sihirli kelimeyi söylemiş oldu. Maçam yemeyecek öyle mi? Dedim ki; “bak çocuk, öncelikle ben Avrupa’lı falan değilim, ben Türküm, aç Türklerin tarihini bir oku da, ne şartlarda neler yaptıklarını gör, ondan sonra konuşalım”. Şimdi, de bakalım nerden gidiyormuş bu kestirme yol? Çocuk yolu tarif ediyor, ama gevşek gevşek sırıtıyor kefere. Artık, laf ağızdan çıktı bir kere, bataklık olsa gideceğiz. Ama, otelden çıkıp sonra ana yoldan gitmece değil, gerçekten delikanlı gibi o ara yoldan gitmece.

Sabah bile hava çok sıcak ve nemli, motor tam yüklü o daracık sokaklardan kıvrıla kıvrıla Dassawamedh Ghat’a çıkıyorum ve sora sora Alzamgarh yolunu buluyorum. Ama, sabahın bana bir sürprizi var. Jaipur’da yaptırtığım çanta taşıma aparatı su koyveriyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01486.jpg

Çantaları taşıma aparatına koyduğumda aparatın sallandığını fark ediyorum, seleyi kaldırıp baktığımda altında bağlantı yerlerindeki sac yırtığını görüyorum. Tühhh. Katmandu’ya kadar sorun değil, çantaları selenin arka tarafına koyarım, ama Seden gelince ne yapacağız bilmiyorum, orada bir çare bulacağız artık. Hiçbir şey beni yolumdan çeviremez, aynen devam.

Yolda da güzel sürprizler var. Bu süslü araba nedir acaba? Nereden gelir, nereye gider?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01487.jpg

Varanasi’den çıktıktan sonra yolumu yine Ganj’ın kollarından biri olan Gogra nehri kesiyor. Artık, alıştım bu Hindistan’da geniş yataklarda akan nehirlere.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01489.jpg

Nehrin sığ kesimlerinde balıkçıllar var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01488.jpg

Sadece balıkçıllar mı? Yolda karşıma çıkan bir maymun sülalesi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01490.jpg

Yavrunun taşınma şekline bakar mısınız?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01491.jpg

Gorakhpur’u geçtikten sonra sınıra yaklaştığımda bir anda karşıdan bu yeşil beyaz renkli Citroen 2CV’ler (döşovalar) geçmeye başladılar. Bir, iki,beş derken, belki on onbeş tane geçtiler, herhalde yarış falan düzenlemişler, arkalarından da bir sürü destek arabası geçti. Bu aşağıdaki yakalayabildiğim son araba.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01492.jpg

Sınıra gelmeden mola verdiğim bir yerde bu adamın hali içler acısıydı gerçekten.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01493.jpg

Sınıra doğru yaklaşırken birden bir kalabalığın içine düşüyorum, ama yol alabilmek mümkün değil. İttire kaktıra biraz ilerlediğimde karşımda bu kapıyı görüyorum. Üzerinde “INDIAN BORDER ENDS” yazıyor. Yani, Hindistan sınırı burada bitiyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01495.jpg

Nasıl yani, eee nerede bu bizdeki gibi açılır kapanır bariyerler, pasaport kontrolü, gümrük memurları falan? Kimsenin pasaport falan gösterdiği yok, herkes haldır huldur sınırdan geçip gidiyor, ne soran ve ne eden. Ama, benim Hindistan’dan çıkış işlemlerimi mutlaka yaptırmam lazım, çünkü Nepal dönüşü tekrar Hindistan’a girerken sorun olabilir. Çevremdekilere soruyorum, usta ne iş? Nerede pasaport, gümrük kontrolü, neden kimse böyle gereksiz işlere takılmıyor? Bu sınırdan girip çıkanların Hintli ve Nepalli olduğunu, yakında başlayacak Dashain festivali sebebiyle hiçbir sınır kontrolü olmadığını, ama biz yabancılar için bunun geçerli olmadığını ve pasaport ofisini de geçtiğimi söylüyorlar. Hadi len. Geriye dönüyorum, doğru söylemişler, pasaport ofisinden başka her şeye benzeyen bu yer Hindistan pasaport kontrol ofisi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01494.jpg

Hemen, büyük kaplı defterler açılıyor, yine bürokratik işlemler başlıyor, önce bir form doldurmam lazım. Hindistan’da devletle bir işiniz varsa ve bu iş ne olursa olsun, isterse basit bir tren bileti almak olsun, ilk yapmanız gereken iş bir form doldurmak. Bende benden istenen tüm formalitelere yerine getirerek pasaport polisine son bir soru soruyorum. Usta, motosiklet benim üstüme kayıtlı değil, ama yanımda kiralama sözleşmem ve hatta gerekebilir diye Rajiv’in verdiği bir satış sözleşmem var, motosikletin gümrük işlemlerini nerede yaptırabilirim? Pasaport polisi yüzüme garip garip bakıyor, ne gümrüğü? Motorunuz Hint plaklaı değil mi? Evet. Eee, neden o zaman gümrüğe girmeniz gerekiyor? Yok, gerekmiyorda, hani yani biz öyle alışmışız, ben ne bileyim altımda başkasının motosikletiyle böyle elimi kolumu sallaya başka bir ülkeye geçebeileceğimi? Peki, Hindistan’a tekrar gireceğim, sorun olmasın. Pasaport polisi, başını kaplı kaplı defterlerden kaldırıp bu Avrupa’lılarda manyak mıdırlar, nedirler, hadi kardeşim bir yürü git de, işimize bakalım türünden bir cevap verip, beni başından savıyor.Tamam, usta benim bir itirazım yok. Sırada Nepal pasaport işleri ve gümrüğü var.



http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01496.jpg

Bu da Nepal sınır kapısı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01497.jpg

İlk iş, kapıda vizeyi almak. 15 günlük vizemi 25 dolar karşılığı 5 dakikada alıyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01498.jpg

Pasaport polisine motosikletin Hint plakalı olduğunu ve Nepal’e giriş çıkışta bir sorun yaşayıp yaşamayacağımı sordum. Polisler gümrükte işlem yaptırmam gerektiğini söylüyorlar. Burası Nepal gümrüğü.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01499.jpg

Aslında, oradan gazlayıp gitsem kimsenin ruhu bile duymayacak, ama yine de resmi işlemler neyse yaptırayım, herşey kuralına uygun olsun istiyorum. Nepal gümrüğü motosiklet için günlük yaklaşık 100 Nepal rupisi karşılığı bir ücret alıyor. 15 gün için 1500 rupi. 1 doların 75 Nepal rupisine eşit olduğunu düşünürseniz, yaklaşık 20 dolar yani 30 TL bir para. Helal hoş olsun bu garibanlara.

Bu arada unutmadan, Nepal’e girerken yanınızda 100 Hint rupisinden büyük para taşımayın, çünkü yasak. Çünkü, 500 ve 1000 rupilik Hint paralarının çok sahtesi varmış ve bu banknotlar Nepal’de yasaklanmış.

metincetin
05-02-2010, 10:28
tankut abi be seninle bi gazlasak oralarda he nedersin

KutG
05-02-2010, 12:21
tankut abi be seninle bi gazlasak oralarda he nedersin

Bir gün kesinlikle olacak Metin hocam, hiç merak etme...

Bu arada Gediz'den de gündemi takip ederim, hiç kaçırmam diyorsun yani.

NurettinAbi
05-02-2010, 08:15
Tankut usta, hırsız maymun değilmi onlar?Vay be,biz Paristemi yaşıyoruz acaba?Sefilinde sefili var.Aman üstad,sen gene kuralları ihmal etme,ne olur ne olmaz oralarda.

KutG
08-02-2010, 01:56
Evet, madem artık Ruhların Arındığı Yer olan Katmandu’nun ülkesine geldik, o zaman biraz da Nepal’den ve Budizm’den bahsetme zamanı geldi demektir. Şimdi diyeceksiniz ki, hadi Nepal’i tanıtmak için oraya gelmeni anladık, ama Budizm’i tanıtmak için neden bu kadar bekledin kardeşim? Valla arkadaşlar, Hindistan’da o kadar fazla din, mezhep, klan ve kast var ki, Budizm’de Nepal’e kalsın istedim. Yoksa Nepal’in nüfusunun %80’i Hindu, % 10’u Budist, % 5’i Müsülüman, aynı Hindistan gibi yani. Budizm’in Nepal’le en güçlü bağı Siddhartha Gautama’nın doğum yeri olması. Siddhartha Gautama kim mi? Onu da birazdan öğreneceksiniz. Şimdi, biraz sabır ve ilgi. Nepal ve Budizm hakkında konsantre bilgiyi damardan vermeye başlıyorum. Bu konulara aşina değilseniz, okumak ve öğrenmek için harcayacağınız uzun zamanları ben sizler için tükettim, birde üstüne gidip yerinde gördüm. Okumaya değer yani, en azından zaman tasarrufu olarak düşünebilirsiniz. Şimdi bakalım, yüce internet efendimiz Nepal ve Budizm hakkında neler buyurmuş. Çok kısa geçiyorum, merak etmeyin.

Nepal, yaklaşık olarak bizim üç Konya büyüklüğünde nüfusu 30 milyon olan bir ülke. Kuzeybatısında uzanan Himalayalar tarafında Çin diğer üç tarafından Hindistan’ın sardığı bir ülke. Çin sınırını oluşturan Himalayalar dünyanın en yüksek 10 dağının 8’ini barındırıyor. Bunların içinde Sagarmatha’da var, bizlerin bildiği adıyla Everest. Siz şimdi Everest’i dünyanın en yüksek dağı zannediyorsunuz değil mi? O zaman sıkı durun, okul zamanlarından mutlak ve bağıl değerlerin ne olduğunu hatırlıyor musunuz? Everest mutlak değer olarak yani tepe noktası en yüksekte dağ, ama bağıl olarak en yüksek dağ yine Nepal’de olan Annapurna, yani tabanından tepesine en yüksek dağ. Ve, bu ülkede 6,000 metreden yüksek tam 240 dağ var. İnanılmaz değil mi? Birileri bizim Doğu ve Güneydoğu Anadolu için dağlık mı dedi, pardon duyamadım? Nasıl bir coğrafya, varın siz hesap edin. Ülke 17. y.y.’dan parlemento seçimlerinin yapıldığı 2008 yılına kadar Shah hanedanı tarafından kurulan monarşi ile yönetilmiş. Monarşinin yıkılmasını sağlayan 1996 yılında Çin tarafından desteklenen Maoist gerilların başlattığı silahlı mücadele. Bu iç savaş 1996’dan 2008’e kadar ardında 12,000’den fazla ölü bırakmış. Bunların içinde 2001 yılında kraliyet sarayında öldürülen Kral, Kraliçe, Şehzade ve onlarca kraliyet ailesi üyeleri de var. 2008’deki seçimlerde Maoist Komunist Parti Parlamento’da çoğunluğu sağlayıp iktidar oluyor. Nepal’e seyahatimde bu Maoist etkiyi her yerde görebilmek mümkündü. Aynı etkiyi yıllar önce gittiğim Laos, Vietnam ve Kamboçya’da da görmüştüm, rejimlerini ihraç eden Amerika, Rusya ve Çin’in özellikle çevrelerindeki küçük ülkelere rejimlerini bu kadar kolay ihraç edebilmelerini görmek ülkem adına beni hem memnun etti hem de üzdü. Rusya gibi bir devle çağlar boyunca kıran kırana mücadele edip onun güçlü rejim ihraç etkisine dayandıktan sonra okyanus ötesi güçlerin neredeyse sömürgecilik düzeyinde etkisine girmek tarihimize hiç yakışmıyor diye düşünüyorum.

Nüfusun % 50’si Sanskritçe’nin bir lehçesi olan Nepali dilini konuşuyor. Diğer diller yine Sanskritçe’nin diğer lehçeleri. Nepal dünyanın en fakir ülkelerinden biri. Kişi başı milli gelir yıllık 470 dolar civarında. Çalışma yaşındaki nüfusun yarısı işsiz. İşsizlikten ötürü milyonlarca Nepal’li ülke dışında çalışmak zorunda.

Nepal denince yetenekli ve cesur Gurka askerlerinden bahsetmeden geçmek olmaz. Aynı Hindistan’ın Rajput askerleri gibi Gurka’lar Nepal’in Himalayalar eteklerinde yer alan Gorkha bölgesinden geliyorlar. İngiliz ve Hint ordularında özel Gurka birlikleri bulunuyor ve bu birlikler Nepal’in kısıtlı ekonomisine yıllık 50 milyon dolar gibi onlar için çok önemli bir katkı sağlıyor. Bizim askerimizi yok NATO, yok BM Barış Gücü soytarılığı altında başka ülkelere pazarlayanlara ithaf olunur. Gurka’lar cesaret, itaat, kendi kendine yeterlilik, fiziksel güç ve askeri taktik bilgi anlamında üstün özellikleri ile biliniyorlar. Sembolleri o ünlü fötr şapkaları, hani şu Kanadalı polislerin arakladıkları meşhur şapka. Katmandu’da Gurka’larla da bir muhabbetimiz olacak.

Budizm, M.Ö. 5. y.y.’da şimdi Nepal topraklarında olan Kuzey Hindistan’ın Lumbini köyünde Sakya kabilesinin bir prensi olarak doğan Siddhartha Gautama tarfından kurulmuş bir felsefi düşünce sistemidir. Gautama’nın öğretileri hiçbir zaman yazılı olarak ifade etmediği halde kendisinden sonra gelenler bu felsefeyi sistematik hale getirmişlerdir. Prens Gautama 29 yaşında refahı ve zenginliği terk ederek hayatta acı, ızdırap ve tatminsizliğin kaynaklarını açıklamak ve bunların nasıl giderilebileceğinin yollarını anlamak için çileci bir derviş hayatı seçer. Uzun süre her şeyden yoksun bir hayat sürer. Bu süreçte açlığa dayanma ve vücutta ağrı hissetmeme gibi meditasyonla kazanılan ruhani güçler kazandığını, ama bunlarında vücuda zarar verdiğini görür. Bu yöntemlerinde aradığı cevapları vermediğini, zenginlik içinde geçen prenslik hayatında olduğu gibi tatminsizlik ve huzursuzluk yarattığını görür. Bunun üzerine çileci yaşamı bırakarak, ne nefsin her istediğini veren ne de vücudu yıpratacak kadar her şeyden mahrum bırakan Orta Yol öğretisini seçer. Bugün Hindistan’da olan Bodh Gaya’da halen Bodhi ağacı olarak da bilinen bir ağacın altında 49 günlük meditasyonun ardından 35 yaşında Nirvana’ya (aydınlanma) ulaşır. Aydınlanmaya ulaşmasından sonra Siddhartha Gautama Buda adını alır. “Buddha” kelimesi Sanskritçe "uyanmış ve farkında olan kişi" anlamına gelir. Bodh Gaya Bihar eyaletinde ve benim rotamın oldukça dışındaydı ve gitme imkanım olmadı. Ama, Kaplan fonu sağolsun, Bodh Gaya’ya gitmeden Buda’nın altında aydınlanmaya ulaştığı Bodi ağacının 360 derecelik panoromik görüntüsünü bizlere sunuyor.

http://www.world-heritage-tour.org/asia/south-asia/india/mahabodhi-temple/sacred-bodhi-tree/sphere-flash.html

Buda daha sonra sekiz basamaklı yolu izleyerek dünyevi arzulardan ve acılardan kurtularak Nirvana’ya ulaşma ve yeniden doğuştan kurtulma öğretisini geliştirmiştir. Kişiyi yeniden doğmaya sürükleyen Hinduizm’de olduğu gibi kendi Karma’sıdır. Budizm’deki Karma’nın farkı sebep sonuç yasasının doğal bir sonucu olduğunu ortaya koymasıdır.

Budizm daha sonra iki büyük ekol halinde gelişmiştir. İlki, Budizm’in doğduğu Kuzey Hindistan’dan çıkan kuzey ekolü Tibet, Viet-Nam, Çin, Japonya, Sri Lanka, Burma ve Tayland’da uygulanan güney ekolü kadar yaygınlaşamamıştır.

Evet, bu kadar bilgi yeter, biraz da yol alalım. Hindistan – Nepal sınırı akşam saatlerinde geçmiştim ve hava yavaş yavaş kararıyordu. Sınırını geçer geçmez sınırın hemen yanıbaşında olan Bhairahawa kasabasına geliyorum. Katmandu yolu buradan düz devam ediyor, ama benim burada çok önemli bir ziyaret noktam var. Lumbini. Buda’nın doğum yeri Lumbini. Budistlerin Bodh Gaya ile birlikte dört önemli hac noktalarından biri olan Lumbini. Bodh Gaya’ya gidemedim, ama Lumbini’ye gideceğim. Onun için, Bhairahawa’nın içinden Lumbini yönüne sapıyorum. Lumbini buradan yaklaşık 20 km mesafede. Lumbini’ye geldiğimde artık hava kararmış oluyor. Niyetim Kore tapınağında kalmak. Gitmeden Lumbini hakkında araştırma yaparken buradaki Kore tapınağının kapılarının herkese açık olduğunu ve isteyenin ücretsiz olarak misafir edilebileceğini görmüştüm. Serde merak var ya, tapınak ortamı nasıldır acaba? Lakin, Lumbini’ye girdiğimde girişte müşterilerini bekleyen aşağıdaki küçük şirin pansiyonun sahibi Nepal’li beni buraya getirince fikrimi değiştirdim.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01507.jpg

Odanın pek konforlu olduğu söylenemez.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01502.jpg

Hatta, meslek itibariyle makinelerle biraz aşina olmama rağmen yine de ne olduğunu uzun süre anlayamadığım bu havalandırma ünitesi bile rahatımı bozamadı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01503.jpg

Hemen pansiyonun damındaki restoranına çıkıp, pansiyon sahibinin eşinin yaptığı leziz Nepal yemeklerine yumuldum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01500.jpg

Masadaki sürprizi görmediniz tabii. Hindistan’a geldiğimden beri birazda Hindu inanışlarına göre yasak olduğundan pek bulunmayan bilumum alkol ürünlerinin Nepal’de serbest olduğunu ve hatta bu pansiyonda soğuk bir yerel bira bile bulunduğunu öğrenmek çok hoş bir sürpriz oldu. Uzun süredir özlendiğinden midir nedir, bu buz gibi bira akşam bile şıpır şıpır terlenen bir ortamda öyle güzel geldi ki. Hani, şu eski Tekel biralarının kıvamında.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01501.jpg

Ailenin çocukları da bir kenarda karınlarını doyuruyorlar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01504.jpg

NurettinAbi
08-02-2010, 07:41
İlerde torunlar,Tankut dedeleriyle gurur duyacakları gibi birde hava atma olanaklarınıda bulacaklar.Beyaz sayfalı,sarı imzalı usta, aheste ama hiiç üşenmiyorda:D

Cengiz Tamkan
08-02-2010, 09:44
Tankut kardeş,ileriki günlerde,Metin abimle bizi de böyle bir geziye ortak edermisin?böyle bir gezinin tahmini bütçesi nedir?Çok merak ediyorum,Pasaportum var.Bir rehber kardeşimle gezmeyi çok isterim,ayrıca kış kampı fotoların çok güzel teşekkür ederim.

KutG
08-02-2010, 10:36
İlerde torunlar,Tankut dedeleriyle gurur duyacakları gibi birde hava atma olanaklarınıda bulacaklar.Beyaz sayfalı,sarı imzalı usta, aheste ama hiiç üşenmiyorda:D

Ne güzel dedin Nurettin abi ya, torun, tombalak, bizde o günleri görür müyüz acaba?




Tankut kardeş,ileriki günlerde,Metin abimle bizi de böyle bir geziye ortak edermisin?böyle bir gezinin tahmini bütçesi nedir?Çok merak ediyorum,Pasaportum var.Bir rehber kardeşimle gezmeyi çok isterim,ayrıca kış kampı fotoların çok güzel teşekkür ederim.

Cengiz abi, ortak etmek ne demek. Sen "hadi bakayım, ayarla" diyeceksin, ben her şeyi ayarlayacağım. Doğuya böyle 3 haftalık bir gezi benzin, konaklama ve yemek dahil asla ve asla 1500-2.000 doları geçmez. Varsa vizeler (pasaport yeşilse, işler çok daha kolay tabii), sağlık sigortası ve yukarıda belirttiklerimin haricindeki diğer masraflar hariç tabii. Ama, rehberlikle hiç bir alakam yok, benimkisi sadece gitmeden çok iyi araştırma yapmak, kendi keyfim için yani.

Bu arada unutmadan, Murat Dağı organizasyonunun felaket yemek organizasyonundan sonra bundan böyle artık Cengiz abinin geldiği bütün kampların yemek organizasyonu Cengiz abiye aittir, işte o kadar. MÇ'ye verilmiş bir kavurma ayrıcalığı var, o yine kavurmasını yapar. Kamp sonunda kelle başı ne düşüyorsa, herkes payına düşeni verir, ama adam gibi organizasyonumuz olur, aç kalmayız.

TurgayAlan
08-02-2010, 10:39
Eyvallah usta.

468,bilgi zenginliği ve içeriğine serpiştirilmiş çağdaş yorumlarla çok keyifli ve sürekliyici bir metin oldu ..

necok
09-02-2010, 08:46
Ne güzel dedin Nurettin abi ya, torun, tombalak, bizde o günleri görür müyüz acaba?





.

Tankut GÜZEL Usta.
Sağlık, Sıhhat ve Sevdiklerinle beraber Torunlarının Mürüvvetini göresin. Dualarımız seninle.
İlgi ve hayranlıkla takipteyiz.

semih
10-02-2010, 11:14
Tankut hocam süper, takipteyim.2010 Planlaması da yapmışsındır sen,acaba bu yıl nereler var planda.

KutG
10-02-2010, 11:48
Eyvallah usta.

468,bilgi zenginliği ve içeriğine serpiştirilmiş çağdaş yorumlarla çok keyifli ve sürekliyici bir metin oldu ..

Turgay'ım sağol, beğeniyor olmanı beğeniyorum.




Tankut GÜZEL Usta.
Sağlık, Sıhhat ve Sevdiklerinle beraber Torunlarının Mürüvvetini göresin. Dualarımız seninle.
İlgi ve hayranlıkla takipteyiz.

Bir tanesin Necdet abim. Bu arada unutmadan ne oldu senin Boğaziçi kelle paça işi? Yapalım mı bu Perşembe?




Tankut hocam süper, takipteyim.2010 Planlaması da yapmışsındır sen,acaba bu yıl nereler var planda.

Sağolasın Semih'im. 2010 planlaması yapmadan olur mu, hiç? Hannibal başını bu yıl emekli edemediğimiz için Güney Amerika'yı bu sene yapamayacağız. Bizde 3-4 haftada kısa olsun, MÇ'nin dediği gibi Aydın havası olsun diye Orta Asya'ya Taşkent'e zaman yeterse Bişkek'e Alma Ata'ya Türklüğün doğduğu topraklara kadar uzanalım istiyoruz, inşallah bir aksilik çıkmaz da gidebiliriz.

.

metincetin
10-02-2010, 11:53
Turgay'ım sağol, beğeniyor olmanı beğeniyorum.





Bir tanesin Necdet abim. Bu arada unutmadan ne oldu senin Boğaziçi kelle paça işi? Yapalım mı bu Perşembe?





Sağolasın Semih'im. 2010 planlaması yapmadan olur mu, hiç? Hannibal başını bu yıl emekli edemediğimiz için Güney Amerika'yı bu sene yapamayacağız. Bizde 3-4 haftada kısa olsun, MÇ'nin dediği gibi Aydın havası olsun diye Orta Asya'ya Taşkent'e zaman yeterse Bişkek'e Alma Ata'ya Türklüğün doğduğu topraklara kadar uzanalım istiyoruz, inşallah bir aksilik çıkmaz da gidebiliriz.

.

ne kadar güzel olur hemde e.c. bayragı altında

necok
10-02-2010, 07:00
Turgay'ım sağol, beğeniyor olmanı beğeniyorum.





Bir tanesin Necdet abim. Bu arada unutmadan ne oldu senin Boğaziçi kelle paça işi? Yapalım mı bu Perşembe?





Sağolasın Semih'im. 2010 planlaması yapmadan olur mu, hiç? Hannibal başını bu yıl emekli edemediğimiz için Güney Amerika'yı bu sene yapamayacağız. Bizde 3-4 haftada kısa olsun, MÇ'nin dediği gibi Aydın havası olsun diye Orta Asya'ya Taşkent'e zaman yeterse Bişkek'e Alma Ata'ya Türklüğün doğduğu topraklara kadar uzanalım istiyoruz, inşallah bir aksilik çıkmaz da gidebiliriz.

.

Paça işine her zaman varım.
Orta Asya işi için nasıl bir motor lazım. Tahmini ne zaman olur, kaç gün sürer.

KutG
10-02-2010, 08:03
Paça işine her zaman varım.
Orta Asya işi için nasıl bir motor lazım. Tahmini ne zaman olur, kaç gün sürer.

Tamam, o zaman yarın saat 19:00'da Boğaziçi lokantasında buluşuyoruz. Boğaziçi lokantası Yeğenbey Vergi Dairesinin hemen üst tarafında.

Orta Asya Haziran'da olur, 3-4 hafta sürer, 10.000 km'yi geçer. Rota ve yol detayları henüz belli değil, uzaklarda günlük menzil düşük çıkarsa eldeki zamana sığabilmek için motorları Van'a gönderip uçakla oraya gidip yola oradan başlanabilir. Toplamda 2500 km yol en az 3-4 gün demek.

Motor olarak ne diyeyim bilmiyorum, motorun ne olduğu çokta önemli değil, mühim olan motoru yürütebilmek. Biliyorsun, benim Hindistan'da kullandığım motor 223 cc bir motordu, ama sorunsuz yürüyordu, bakım parça derdi yoktu. Oralarda ortalama hız saatte 50-60 km/saati geçmediği için motorun küçüklüğü de sorun olmadı. Bu seyahatte yolun yarısı Türkiye ve İran'da hızlı geçilecek, yani büyük konforlu enduro motor iyi gider, diğer kısım Kazakistan stepleri gibi yol olmayan yerlerde enduro kabiliyeti yüksek motor iyi gider. Ama, 640 Adv deme, 1000 km sorun çıkarmadan giden bir Adv pek duymadım henüz. Senin XR650 taş gibi motor, plakası olsa uzun asfalt yola da toprak stabilize yola da iyi gider.

KutG
11-02-2010, 10:19
10. gün. 20.09.2009. Lumbini-Katmandu 305km.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/11Katmandu-Raxaul305km.jpg

Lumbini’de sabah çok güzel bir güne uyanıyorum. Heyecanlıyım, çünkü bugün Ruhların Arındığı Yer’de olacağım, Katmandu’da. Ama, yola çıkmadan Lumbini’de Buda’nın doğum yerinde Buda Board ziyaretim var. Sabah Gautham Buddha Lodge’dan ayrılıp hemen yanıbaşındaki Buda Board tarafına geçiyorum. Buda’nın doğum yeri olan Lumbini’deki Buda Board Budistlerin dört önemli hac noktasından biri olduğu için Birleşmiş Milletler öncülüğünde Budist ülkelerin finansman desteğiyle koruma altına alınmış ve bu ülkeler bu bölgede kendi kültürel mimarilerine uygun tapınaklar inşa etmişler. Lumbini’de farklı mimariye sahip bu kadar fazla Budist tapınağı çok güzel bir harmoni oluşturuyorlar.

Lumbini Sanskritçe sevgi dolu demek. Sakya kralı Suddhodhana’nın eşi Kraliçe Mayadevi’nin küçük prens Siddhartha Gautama’yı doğurmadan önce banyo yaptığı küçük havuzda ve sırtını dayayarak küçük prensi doğurduğu Bodh Gaya’daki Buda’nın daha sonra aydınlamya ulaşacağı Bodi ağacının bir benzeri de burada. Bodi ağacının Budistler için kutsallığı buradan geliyor. Kraliçe Mayadevi Gautama’yı doğurduktan 7 gün sonra ölüyor. Lumbini Buda Board’da ayrıca içinde Buda’nın tam doğum yerini belirliyen “marker stone” işaret taşının da bulunduğu Kraliçe Mayadevi Tapınağı ve Budizm’i ilk tanıyan ve geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan imparator Ashoka’nın diktiği ünlü sütun da var. Kudretli Ashoka Buda’nın doğduğu zamanlarda yaşamış ve bugünkü Pakistan, Hindistan ve Bangladeş’i içine alan uçsuz bucaksız topraklara hükmetmiş bir hükümdar. Ashoka Bodh Gaya Tapınağı da dahil bir çok Budist tapınağının yapılmasına öncülük etmiş, Budizm’im özellikle Güney Doğu Asya’da hızla yayılmasına öncülük etmiş.

Bu sütun Buda Board’a girer girmez karşıma çıktı, bende sazan gibi kendisini Ashoka sütunu zannedip fotoğrafladım, ama değilmiş, yalan söylemiş, beni kandırmış namussuz.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01508.jpg

İlla bir macera olacak ya, otelden ayrılırken bana “buradan yürüyerek hemen kısa bir yol var, ama motor gitmez, sen yine de adam gibi git ana girişten gir” demişlerdi, ama dinleyen kim? Motorla yaklaşabildiğim kadar yaklaşıyorum, ağaçların arasından Mayadevi tapınağı ve hemen önündeki Ashoka sütunu gözüküyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01509.jpg

Epey bir tırmalamadan sonra girişi buluyorum. Bu giriş tabelası. Tabelada gördüğünüz üzere ana giriş yolu kuzeyden, benim girdiğim yer tam güneyden yolu izi belli olmayan acayip yerler.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01510.jpg

Motoru girişe bırakıp Mayadevi tapınağının etrafındaki kalıntıları gezmeye başlıyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01511.jpg

Bu kalıntılar Buda zamanından kalma, M.Ö. 2. y.y.’a tarihleniyor. M. Ö. 2. y.y.’da inşa edilen Mayadevi tapınağı Mayıs 2003’de Buda’nın 2547’nci doğum yılında restore edilerek tekrar ibadete açılmış.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01512.jpg

Ne diye habire aynı fotoğrafları çekiyorum, bende bilmiyorum valla. Ders zamanı falan mı geldi acaba?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01513.jpg

İşte, bu da Bodh Gaya’daki Buda’nın altında aydınlanmaya ulaştığı ağacın bir benzeri olan Bodi ağacı. Hani, şu kraliçe Mayadevi’nin sırtını vererek küçük prensi doğurduğu ağaç.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01514.jpg

Bu da Bodi ağacının altından kraliçe Mayadevi’nin küçük Gautama’yı doğurmadan hemen önce banyo yaptığı Pushkarini havuzunun görüntüsü. Arka planda Ashoka sütunu ve Mayadevi tapınağı var. Hikaye şöyle: Sakya kraliçesi Mayadevi memleketi Devadaha’ya giderken Lumbini’den geçiyormuş. Sene M.Ö. 623, günlerden Vaisakha Paarnima, yani tam dolunay. Kraliçe bahçedeki Pushkarini havuzunda banyo yaptıktan sonra kuzeye dönmüş ve Bodi ağacından sırtını vererek küçük prensi doğurmuş.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01515.jpg

Bu da meşhur Ashoka sütunu. İmprator Ashoka M.Ö. 2. y.y.’da diktirdiği bu sütuna küçük Buda’nın burada doğduğunu kazıttırmış. Sedat hocam, senin bayrakları hatırladın mı? İşte, o bayraklar bu Ashoka sütunundan.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01516.jpg

Bu da Ashoka sütununun Dünya Kültür Mirası Kaplan Fonundan 3 boyutlu panoromik görüntü desteği.


http://www.world-heritage-tour.org/asia/south-asia/nepal/lumbini/ashokan-s-pillar/sphere-flash.html


Bu da Mayadevi tapınağının tepesinden çevrenin 3 boyutlu panoromik görünümü. Bu görüntüyü incelerken tapınağın tepesine çıkan merdivenleri gördüm, oradayken tapınağın tepesine çıkan bu merdivenleri görmemiştim, iyi mi? Bilseydim, kesin tapınağın tepesine çıkar, çevrenin birkaç kare fotoğrafını çekerdim.


http://www.world-heritage-tour.org/asia/south-asia/nepal/lumbini/up-mayadevi-temple/sphere-flash.html


Ashoka sütunundan sonra Mayadevi tapınağının içine giriyorum. Mayadevi tapınağı bildiğimiz içinde ibadet yapılan klasik tapınaklar gibi değil, içeride İmparator Ashoka zamanında yapılan manastır kalıntıları korumaya alınmış.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01517.jpg

Ve tabii en önemlisi Buda’nın tam doğum yerini belirleyen “marker stone” var. İşte, aşağıdaki fotoğrafta görülen o ünlü “marker stone”. Yalnız benim anlamadığım şu, eee hani kraliçe Mayadevi küçük prensi Bodi ağacına sırtını dayayıp doğurmuştu? Bodi ağacı ile burası arasında herhalde bir 200 metre mesafe var. Neyse, üstünde durmayalım, efsane işte deyip geçelim.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01518.jpg

Bu da Navity heykeli, Mayadevi’nin imajını gösteriyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01519.jpg

tazi41
11-02-2010, 05:31
Tankut abi bu geziyi komple toplayıp bir kitap yada cd şeklinde hazırlamayı düşündünmü ; yada bunu söylemeyi sadece ben düşünmedim herhalde:). Eğer öyle ise bende bir kopya edinmek isterim. Aslında insanın bu kadar yeri gezmesi değil detayları birleştirip ilginç noktalar bulması çok güzel. Babam bana hep söylerdi abini bıraksaydım arkeolok olacaktı seni bıraksaydım bir yarış garajında mekaniker olurdun. Bu anlatış ve resimler bana hep abimi andırıyor. O da gezmeyi ve gözlem yapıp fotoğraf çekmeyi çok sever. ( Ama sonra ne oldu abim telekomda,Ben ford ta ) Bu hafta sonu bu forumu komple ona okutturmayı düşünüyorum.
Sen çok yaşa ve gez bizede anlat abi. ( benimde canım kelle paça istedi bu arada) :)
saygılarımla

KutG
12-02-2010, 10:35
Tankut abi bu geziyi komple toplayıp bir kitap yada cd şeklinde hazırlamayı düşündünmü ; yada bunu söylemeyi sadece ben düşünmedim herhalde:). Eğer öyle ise bende bir kopya edinmek isterim. Aslında insanın bu kadar yeri gezmesi değil detayları birleştirip ilginç noktalar bulması çok güzel. Babam bana hep söylerdi abini bıraksaydım arkeolok olacaktı seni bıraksaydım bir yarış garajında mekaniker olurdun. Bu anlatış ve resimler bana hep abimi andırıyor. O da gezmeyi ve gözlem yapıp fotoğraf çekmeyi çok sever. ( Ama sonra ne oldu abim telekomda,Ben ford ta ) Bu hafta sonu bu forumu komple ona okutturmayı düşünüyorum.
Sen çok yaşa ve gez bizede anlat abi. ( benimde canım kelle paça istedi bu arada) :)
saygılarımla

Ya Baran'ım öyle kitapla CD ile falan işim olmaz, uğraşamam da. Burada yazmak bana yetiyor, o da yazmayı sevdiğimden, yoksa bunu da göremezdiniz. Kitap yazmakla harcıyacağım zamanı (becerip beceremeyeceğimi de bilmiyorum ya, neyse artık), gezmeye harcarım daha iyi. Bak gezme desen o işi iyi yaparım işte. Hem sonra kitap yazmak farklı edebi bilgi ve beceri isteyen ciddi bir iş, bizimkisi arkadaşlarla hoş beş şeklinde giden bir rapor. Lütfen ukalalık olarak alma, ama öyle destan yazayım, sapına kadar gezgin olayım falan gibi bir derdim hiç olmadı. Önce kendin için isteyeceksin, ben bunu bilir bunu derim. Üstüne üstlük, bunu alçakgönüllülük olsun falan diye söylemiyorum, gerçekten inanarak söylüyorum, herkesin çok rahatlıkla yapabileceği bir şeyi sanki böyle Everest'in tepesine ilk çıkan dağcı edalarında almak da bana çok komik geliyor. Benimkisi zaman ve imkan bakımından yaratılmış bir şanstı sadece.

Keşke baban bıraksaydı da, istediğinizi olsaydınız. Şimdi, düşünüyorum da, tarihçi veya arkeolog olsaydım, daha mutlu olur muydum acaba, kesin olurdum. Ama, o zamanda bu gezileri nah yapardım. Olan olmuş, biten bitmiş, mesele sanırım bulunduğun durumda mutlu olmayı bilebilmek, seni heyecanlandıracak işlerin rüyasını görüp onları gerçekleştirebilmekte. Senin KX'de bu kapsamda değerlendirilmeli sanırım.

Son olarak, sen böyle eksantrik bir adamsan, arkeolog ruhlu abin nasıl bir adamdır, kimbilir? Tanıştırsana bizlerle, kamplara getir, buraya üye yap, ufak ufak kanına girelim, bir motor aldıralım :D :D :D.

tazi41
12-02-2010, 10:57
Abi yaptığın bu gezi raporunu mındar etkmemek için fazla yazmıcam. ama bence en azından resim ve anlatımlı bir sunuş gibi bir şey hazırlayabilirsin hemde bizde torunlarımıza bak tankut dedeniz:D zamanında dünayayı gezmiş bize nasip olmadı ama inceleyin deriz.


****Son olarak, sen böyle eksantrik bir adamsan, arkeolog ruhlu abin nasıl bir adamdır, kimbilir? Tanıştırsana bizlerle, kamplara getir, buraya üye yap, ufak ufak kanına girelim, bir motor aldıralım :D :D :D.[/QUOTE]****

abi adama cep telefonunu bile 2 sene önce ben zorla aldım. hala arkadaşlarına mektup yazıp gönderiyor. Babamla anlaşıp zorla araba almaya çalıştık. benim çok arabam var, bütün belediye otobüsleri dolmuşlar taxiler benim naapıyım sizin kıçı kırık arabanızı demişti. bu sebeple onuda motora alıştırıp bindirmek zor olabilir.

Saygılarımla

KutG
12-02-2010, 01:39
Abi yaptığın bu gezi raporunu mındar etkmemek için fazla yazmıcam. ama bence en azından resim ve anlatımlı bir sunuş gibi bir şey hazırlayabilirsin hemde bizde torunlarımıza bak Tankut dedeniz:D zamanında dünayayı gezmiş bize nasip olmadı ama inceleyin deriz.


Baran'ım, torunlara açın EC'yi okuyun len dersin. Haaa o zamana EC'mi kalır dersen, nasıl olsa Murat Kızak o zamanlarda hala greyderle yangın yollarından dağlara çıkıyor olur, merak etme.





abi adama cep telefonunu bile 2 sene önce ben zorla aldım. hala arkadaşlarına mektup yazıp gönderiyor. Babamla anlaşıp zorla araba almaya çalıştık. benim çok arabam var, bütün belediye otobüsleri dolmuşlar taxiler benim naapıyım sizin kıçı kırık arabanızı demişti. bu sebeple onuda motora alıştırıp bindirmek zor olabilir.


Bak bu konu iyice ilginç olmaya başladı, cep telefonunu bırakmak meselesini bende bir süredir düşünüyorum zaten, severim böyle eski usul adamları. Motor konusunda damara alıp başını gitmekten, özgürlükten gireceksin, Baran'ım. Getir bizim kamplardan birine biz onun beynine nüfuz ederiz hep birlikte. Böyle eksantrik adamlardan bir tane de Bartın'da var, Müfit. Adamı zar zor tekrar üye ettik, ama yine kendi başına takılıyor.

tazi41
12-02-2010, 03:20
Eğer inönü yaylasında bir kamp olursa gel çok güzel doğa fotoğrafları çekebilirsin diye kandırırım artık.
saygılar

TurgayAlan
12-02-2010, 11:34
Takipteyiz üstad..:)

KutG
15-02-2010, 01:47
Mayadevi tapınağından çıkıyorum, sırada Budist ülkelerin Buda Board’da inşa ettikleri Budist Tapınakları var ve bunları görmek istiyorum. Tapınaktan dışarı çıkar çıkmaz, bu tabelayı görüyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01520.jpg

Bu sefer Khajutraho Jain tapınağı gibi olmasın diye tercümesini aşağıya yaptım:

İlk olarak, Pancha Sila’nın Sanskritçe “Beş Disiplin” olarak tercüme edilebileceğini, yani Budizm’in beş 5 ana ahlak öğretisini temsil ettiğini belirtmek isterim.

1. Hiçbir canlının hayatını alma.
2. Sahibinin sana vermediği hiçbir şeyi alma.
3. Cinsel istismar yapma.
4. Yalan söyleme.
5. Uyuşturucu kullanma.

Bu fotoğrafda Mayadevi tapınağı tarafından her iki tarafında ülkelerin Budist tapınaklarının sıralandığı büyük havuz var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01521.jpg

Bu tabela tam yol ayrımındaki Batı yakası tapınaklarının tabelası. Kore, Çin, Fransız, Alman, Avusturya, Japon, Viet-nam, diğer tapınaklar ve meditasyon merkezleri var. Budist nüfusun yoğun olduğu ülkeleri anladık da, bu Fransız’a, Alman’a, Avusturya’lıya ne oluyor, işte onu anlamadım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01522.jpg

Bu da Doğu tapınaklarının tabelası. Burada da Tayland, Kamboçya, Burma, Sri Lanka, diğer tapınaklar ve meditasyon merkezleri var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01523.jpg

Doğu tarafının diğer bir tabelası.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01524.jpg

Bu aşağıdaki fotoğrafta görülen küçük tapınak boyutları itibariyle yukarıda bahsettiğim ülkelere ait tapınaklardan biri değil. Ne demek istediğimi ülke tapınaklarını görünce anlayacaksınız.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01525.jpg

Bu görünen Japon tapınağı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01527.jpg

Biraz da enduro. Tapınaklar o kadar büyük bir alana yayılmış ki, ana yolları takip etmek yerine ara kestirmeleri kullanıyorum. Tabii, bu durumda biraz çamurla boğuşmak kaçınılmaz oluyor. Olsun, motor enduro motoru değil, ama hafif ve ayağım yere sağlam basıyor, hiç sorun değil, yani. Taa ki, burada çamura saplanana kadar.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01526.jpg

Bu bir gece önce kalmayı planladığım Kore Tapınağı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01528.jpg

Bu aşağıdaki fotoğrafta görünen Çin Tapınağı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01529.jpg

Bu Manang Stupası. Budist inançlarını ve tapınaklarını Hiduzim’den ayıran en temel mimari özellik Budizm’e özgü bu stupalar. Daha sonra Katmandu’da bu stupaların inanılmaz boyutlarda olanlarını göreceğim.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01530.jpg

Bu fotoğrafta görülen Lumbini Uluslararası Budist araştırmaları Merkezi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01531.jpg

Lumbini’yi bitirir bitirmez, Katmandu yoluna düşüyorum. İlk önce 20 km kadar Bhairahawa sapağına sürüyorum, oradan 20 km kadar kuzeye sürüp Utwal şehrine geliyorum, oradan tekrar doğuya dönüp Royal Chitwan Milli Parkının da içinde olduğu Narayanghat şehrine süreecğim. Bu etap 110 km. Narayanghat’tan tekrar kuzeye dönüp Gurka’ların ünlü tapınağı Manakamana Tapınağını ziyaret edeceğim. Son etap 110 km’lik Katmandu etapı. Hepsi toplam 305 km.

Chitwan Milli Parkına gelmeden yolda küçük güzel evler var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01532.jpg

Yolda mola verdiğim küçük bir kasaba.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01533.jpg

Yine bu kasabada bir eczane. Eczanede işim falan yok, eczacı Nepal’li bayan güzel bir kadın, izin alıp onu fotoğrafladım.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01534.jpg

Yine aynı kasabada bir reklam panosu. Ben Maoist Komünist Partisi reklamı beklerken Leninist bir reklam şaşırtıcı oldu, doğrusu.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01535.jpg

Marx ve Engels her yerde.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01536.jpg

TurgayAlan
15-02-2010, 04:37
Bu bir gece önce kalmayı planladığım Kore Tapınağı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01528.jpg
Sanırım, yeryüzünde bir çok dini inanç yada felsefenin,kendi tapınaklarına yansıttığı ve bağlı olduğu inancı simgeleyen mimari çizgileri var..

Bir de soru;
Tam anlayamadım,geceyi tapınakta mı geçirdin usta..?:rolleyes:

KutG
15-02-2010, 04:56
Bir de soru;
Tam anlayamadım,geceyi tapınakta mı geçirdin usta..?:rolleyes:

Niyetim geceyi Kore tapınağında geçirmekti, aslında. Ama, tam Lumbini'ye girip karşımda pansiyon sahibi adamı görünce hiç uğraşmadan gidip orada kalayım bari dedim.

NurettinAbi
16-02-2010, 06:21
O kasaba hoşuma gitti.Tam ruh arındırılacak yer.Tankut,benim ruhum nezaman arınacak?:D Şiddetle takiptesin,dikkat et:D

semih
17-02-2010, 02:31
İlk olarak, Pancha Sila’nın Sanskritçe “Beş Disiplin” olarak tercüme edilebileceğini, yani Budizm’in beş 5 ana ahlak öğretisini temsil ettiğini belirtmek isterim.

1. Hiçbir canlının hayatını alma.
2. Sahibinin sana vermediği hiçbir şeyi alma.
3. Cinsel istismar yapma.
4. Yalan söyleme.
5. Uyuşturucu kullanma.


Türklerin'de böyle bir Anayasa'sı var.

1-Eline
2- Dilinne
3- Beline Sahip çık.
Çoğumuz kişisel olarak bunuı yorumlansa da Bazı Türkoğlar şöyle yorumlamış bence daha doğru...

Eline (Ülkene Vatanı'na)

Dilene (Konuştuğun Dil Türkçe'ne

Beline (Soyuna)

Takipdeyiz üstad.

İbrahim
17-02-2010, 04:55
Türklerin'de böyle bir Anayasa'sı var.

Eline (Ülkene Vatanı'na)

Dilene (Konuştuğun Dil Türkçe'ne

Beline (Soyuna)

Takipdeyiz üstad.

Semih abicim aynen böyle aslında ama kimler,nekadar kişi bunu böyle biliyorlar:rolleyes:

Tankut hocam takipteyim,çok güzel gidiyor. Ordan gelirken o motorsikleti bana getirirmisin :) Yada sadece motorunu :D

KutG
17-02-2010, 05:02
Tankut, benim ruhum nezaman arınacak?:D

Bartın'lı Sadhu Sadhullah abiyi ben yanlış mı biliyorum? Ne ruh arınması, sen yakında Nirvana'ya varacaksın, Sadhullah abi.




Türklerin'de böyle bir Anayasa'sı var.

1-Eline
2- Dilinne
3- Beline Sahip çık.
Çoğumuz kişisel olarak bunuı yorumlansa da Bazı Türkoğlar şöyle yorumlamış bence daha doğru...

Eline (Ülkene Vatanı'na)

Dilene (Konuştuğun Dil Türkçe'ne

Beline (Soyuna)

Takipdeyiz üstad.

Bizden verdiğin örnek çok yerinde olmuş, Semih'ciğim.

Oralara gidip Hinduizm'im Budizm'in insani felsefesini ve Sadhu'ları gördükten sonra buraya gelip bu raporu yazmaya başladığımda elim hep Mevlana'ya, Yunus'a, Hacı Bektaş-i Veli'ye, Ahi Evren'e ve çilekeş dervişlere gitti, ama rapor sadece oraya ait olsun ve karşılaştırma gibi olmasın diye yapmadım. Ama, lütfen sen bizim öz kültürümüze ait bu güzelliklerin altını kalın kalın çizmeye devam et. Et ki, kendi kültürümüzün köklerini tanısak bu zamanlarda yaşadığımız bu ırk, millet, din ekseninde bölünmeyi ve bu kavgaları yaşarmıydık, insanlar görsün, anlasın.

metincetin
17-02-2010, 05:14
kültür dersen
osmanlıdan kalan darlücazeye git
nedenmi
dünyadaki bütün ibathaneler mevcuttur yani ayrımda kayrımda yok

KutG
18-02-2010, 03:37
kültür dersen
osmanlıdan kalan darlücazeye git
nedenmi
dünyadaki bütün ibathaneler mevcuttur yani ayrımda kayrımda yok

İstanbul'a bir geldiğimde gezeriz beraberce...

KutG
18-02-2010, 03:44
Lumbini’den Katmandu’ya yola devam, bu geçtiğim Narayani nehri.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01537.jpg

Bu da geniş yataklı bir nehir.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01538.jpg

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01539.jpg

Ufak çaplı bir Boğaz Köprüleri bile var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01540.jpg

Yola devam. Manakamana Tapınağını kadar yol Narayana nehrinin yatağına paralel gidiyor. Harika manzaralar var, buralar cennet gibi.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01542.jpg


http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01541.jpg

Şu manzaranın güzelliğine bakar mısınız? Ben uzun süredir böyle güzel bir doğa manzarası gördüğümü hatırlamıyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01543.jpg

Dağlardan kar ve yağmur sularını getiren küçük dereler Narayana nehrine karışıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01544.jpg

İnanılmaz değil mi?

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01545.jpg

Bir köprünün üstünde durmuş nehri fotoğraflarken aşağıdan geçen raftingçileri görüyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01546.jpg

Evet, uzun zamandır ara verdiğimiz fotoğrafçılık derslerimize tekrar başlayabiliriz. Bugünkü dersimizin konusu “timer” kullanarak fotoğraf çekimi. Aşağıda otomatik odaklanma özelliği olan bir fotoğraf makinesi ile böyle fotoğraflar da çekilebileceğini göstermek için yapılmış bir çalışma var. Nasıl başardığımı hiç boş yere sormayın, söylemeyeceğim. Oldu olacak meslek sırlarımı da vereyim bari.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01547.jpg

Bu fotoğrafta zamanlayıcıyı doğru ayarlayamazsanız kendinizi fotoğraf karesine sokamayacağınızı gösteren naif bir çalışma.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01548.jpg

Bu fotoğrafta zamanlayıcıyı çok kısa bir süreye ayarlarsınız, başınızı gelecekleri gösterir bir çalışma. Koş anam koş belki yakalarsın.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01549.jpg

Bu da nihayet her şeyi doğru yaparsanız, doğru bir fotoğraf çekebileceğinizi gösterir bir fotoğraf.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01550.jpg

Evet, nihayet Gurka’ların yurduna geliyorum. Burası aynı zamanda Katmandu Pokara yol ayırımı. Sola Pakhara’ya sağa Katmandu’ya.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01551.jpg

Bu sapaktan az ileride Manakamana Tapınağı var. Tapınak Gurka yurdunun tam ortasında Hindu Tanrıça Manakamana’ya adanmış. Manakamana’nın özelliği dilekleri yerine getirmesi. Bizdeki yatırlar benzeri bir durum var ortada yani. Tapınak Katmandu’dan gelip Narayana nehrine karışan Trishuli nehrinin üstlerinde kurulmuş. Tapınağa aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz teleferik ile çıkılıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01552.jpg

Hemen teleferiğe atlıyorum ve kalkış istasyonunu fotoğraflamaya başlıyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01553.jpg

Teleferik yükseldikçe yükseliyor. Sizi 258 metre rakımdan alıp 1302 metredeki tapınağa çıkarıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01554.jpg

O kadar sarp ve eğimli yamaçlardan geçiyoruz ki, ancak teraslama ile tarım yapılabiliyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01555.jpg

Bir tepeyi aşıyoruz, önümüzde uzun bir vadi var.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01556.jpg

Nihayet üst istasyona geliyoruz. Hemen teleferikten atlayıp tapınağa doğru yollanıyorum. Tapınak ufak bir Gurka köyünün hemen yakınında. Tapınağa gitmek için köyün içinden yürüyüp geçmek gerekiyor. Her taraf turistik eşya satıcılarıyla dolu.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01557.jpg

Nepal’li kadınlar güzellermiş gerçekten. Bu ayak tırnaklarına oje süren güzel hanım işine o kadar dalmıştı ki, izin istemek için seslenmemi bile duymadı.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01558.jpg

TurgayAlan
18-02-2010, 04:46
Gittiğin bu ülkelerde hiç sucuk yok mu..!..

Burası EnduroClub..
Ara sıra bize sucuk göster usta..:D

NurettinAbi
18-02-2010, 09:02
Doğa çokgüzelmiş usta.Havasıda öyledir.Ruh arındırılmazmı oralarda?M.Ç olaydı,kesin kavurma sacını kurardı oraya.Yeşile doğru daldırdın bakalım,bozkıra çıkartmazsın umarım.Gaz ayarıyla fazla oynama,böyle iyi..

KORBALA
19-02-2010, 12:52
Şu memleketteki yer isimleri bizim ses sistemimize daha bi uygun olsaydı keşke. Sırf isimlerin kafiyesi yok diye ısınamıyorum uzak doğulara :(

Fotoğraf dersleri de son derece doyurucu oluyor. Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz :)

AykutErda
20-02-2010, 08:18
[SIZE="4"]
Şu manzaranın güzelliğine bakar mısınız? Ben uzun süredir böyle güzel bir doğa manzarası gördüğümü hatırlamıyorum.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01543.jpg

Dağlardan kar ve yağmur sularını getiren küçük dereler Narayana nehrine karışıyor.

http://i237.photobucket.com/albums/ff130/TnktGzl/Hindistan%20Nepal%20September%20October%202009/DSC01544.jpg

İnanılmaz değil mi?


Gerçekten çok güzel yerler ..

Aslında Dünya'nın Çatısı denilen bölge çok görülesi bir bölge .. Bu bölgede kuzeyden-güneye doğudan-batıya tek silindirli makineler ile EC lastik izlerini bırakmak lazım ..

Müthiş olur .. Ama çok iyi bir plan ve çok iyi bir zaman lazım .. Ve bu iş tek olmaz .. Çok gaza getirdin beni Usta ya ..:)

KutG
20-02-2010, 06:54
Tankut hocam takipteyim,çok güzel gidiyor. Ordan gelirken o motorsikleti bana getirirmisin :) Yada sadece motorunu :D

İbo, senin mesajı atlamışım ya, kusura bakma. Motor yakışıklı değil mi? Benim de çok hoşuma gitti. Hem motorun kendisi hem de motoru kiraladığım yerin sahibi Rajiv, ki kendisi eski Hindistan motokros şampiyonu ve Himalayalarda yapılan uluslararası Dakar tipi enduro rallilerinde şampiyonlukları olan bir üstaddır, bana çok önemli bir ders verdiler. Oraya gidip motor kiralama veya satın alma işlerine bakarken bizim Düzce kampına da gelen Andreas'ın yardımıyla ulaştığım Rajiv bana niyetlendiğim Royal Enfield'a veya başka bir enduro motora hiç dönüp bile bakmamam gerektiğini söyledi. Söylediği, bu coğrafyada sana yetecek, motoru her daim yolda tutatabileceğin bir motor kullanmam gerektiğiydi. Ben tabii, 1200 cc devasa bir motor kullanıyor olmanın verdiği şımarıklıkla ilk başta bu tavsiyeyi biraz garipsesem de, daha sonra yolda başıma gelenler bu tavsiyenin ne kadar doğru olduğunu başıma çarpa çarpa öğretti. Bir defa Hindistan Nepal yolları en fazla saatte ortalama 40-50 km/s'ye müsaade ediyordu, sonra yolda defalarca bozulan motoru her köşebaşında bulabildiğim tamircilerde en fazla yarım saatte en fazla 10-15 TL'ye tamir ettirip tekrar yola düşmek mümkündü. Bu da benim açımdan önemli bir ders oldu.




Gittiğin bu ülkelerde hiç sucuk yok mu..!..

Burası EnduroClub..
Ara sıra bize sucuk göster usta..:D

Sucuk mu göstereyim? Bak şimdi, uluorta :D :D :D.




Doğa çokgüzelmiş usta.Havasıda öyledir.Ruh arındırılmazmı oralarda?M.Ç olaydı,kesin kavurma sacını kurardı oraya.Yeşile doğru daldırdın bakalım,bozkıra çıkartmazsın umarım.Gaz ayarıyla fazla oynama,böyle iyi..

Tamamdır, Nurettin abi,mesaj alınmıştır.





Fotoğraf dersleri de son derece doyurucu oluyor. Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz :)

He he he, fotoğraf derslerinin fayda sağladığını duymak da pek güzel oluyor be Cumhur'um :D :D :D.




Gerçekten çok güzel yerler ..

Aslında Dünya'nın Çatısı denilen bölge çok görülesi bir bölge .. Bu bölgede kuzeyden-güneye doğudan-batıya tek silindirli makineler ile EC lastik izlerini bırakmak lazım ..

Müthiş olur .. Ama çok iyi bir plan ve çok iyi bir zaman lazım .. Ve bu iş tek olmaz .. Çok gaza getirdin beni Usta ya ..:)

Çok doğru söylersin Doktor'um. Hindistan'ın daha en az 2 rotası var. Birincisi ve belki de en heyecanlısı kuzeye Himalayalara Lak Ladekh Kaşmir'e dünyanın en yüksek dağ geçitlerinden geçerek gitmek. Ya da, güneye Bombay'a, Goa'ya, Haydarabad'a, Chennai'ye oradan Sri Lanka'ya. Vay beeeee.