Orijinalini görmek için tıklayınız : Çernobil ve Türkiyedeki Kanser Durumu...
Son günlerde Volkan KONAK'ın yayınladığı raporla tekrar gündeme gelmiş olan Çernobil faciası ve ülkemiz üstüne etkileri hakkında bir topik açmak istedim. O tarihlerde Rize'de mayıs yağmurları altında radyasyona maruz kalmış biri olarak ilgili çalışmanın önsözünü aşağıya aldım. Devamı için en alttaki linki takip edebilirsiniz.
Özetle ; doğa dostu olan bizler bu konu hakkında neler biliyoruz ve neler düşünüyoruz...
ÖNSÖZ
Yıllardır konuşulan Çernobil hadisesinin, tatmin edici ve tarafsız bilimsel çalışmalar yapılmadığı için, insanlarda psikolojik hasarlar ve yoğun bir stres yarattığını gözlemlemiş bulunmaktayım. Ayrıca, bir çok yakınını kanserden dolayı kaybetmiş bir müzik adamı ve halk bilimcisi olarak, bu çalışma ile, bizlere inanan insanlara ve tarihe karşı sorumluluklarımı yerine getirmeye çalışmaktayım. Ayrıca yine bu çalışma ile, özellikle Karadeniz halkını depresyondan çıkarmaya ve en önemlisi yeniden “bilime, bilim adamına, devlete, devlet adamına, doktorlarımıza inanmaya ve güvenmeye devam etmeliyiz”, düşüncesine katkıda bulunacağımı umut ediyorum. Zira, bilim ve sanat toplumun kanatlarıdır. Biz bu kanatlarımızı kullanmalıyız ve yükseklere çıkıp rüzgar gibi hür bir ülke olmalıyız.
Dolayısıyla bilim, insanlık için vazgeçilmez bir alandır. Fakat bilim adamlığı ve devlet adamlığı ise, en az bilim kadar önemlidir.
Sevgilerimle,
Volkan KONAK
http://www.volkankonak.com/default.asp?inc=cernobil
O tarihlerde Rize'de mayıs yağmurları altında radyasyona maruz kalmış biri olarak ilgili çalışmanın önsözünü aşağıya aldım.
sendeki durumun kaynağını bulduk demektir, :) :) :)
şakası bir tarafa etkilerini zamanla ortaya koyan bu felaketin sanırım bu güne değin gözlemleyebildiğimiz kısmı buzdağını su üstünde kalan kısmı ile orantılı, zaman neler gösterecek?
Ohh için Rize çaylarını , yakın cigaraları püfür püfür , biz Türk'üz bize bişey olmaz ...
Rize çayı delikanlıya koymaz ...
-----------------------------
Konunun ciddiyetine değiliz hiç olmadık kii .
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/3/31/Radioactive_fallout_caesium137_after_Chernobyl.jpg
Ne yazıktırki bu resim ülkemizd ehiçbir radyoaktivite ölçümünün yapılmadığının bir göstergesidir. Biz 5. dünya ülkesiyiz sadece .... Ama sırf resme bakarak ne kadar cok etkilenmiş olabileceğimizi söyliyebiliriz...
Bunun yanında Ermenistandada sınırımıza 20 km uzaklıkta bir Nukleer santral var ve cok kötü durumda , hatta Türkiye santralin kapatılmasını gereken enerjinin ücretsiz verileceği tahütünde bulunmasına sağmen anlaşmaya yanaşmamaktalar. Siz bırakın şimdi Çernobili 1986 yı , Ermenistandaki patlarsa noolur onu düşünün ...
TurgayAlan
27-11-2006, 09:07
..Özetle ; doğa dostu olan bizler bu konu hakkında neler biliyoruz ve neler düşünüyoruz..
Elbette Çernobil faciası, Dünya'nın çeşitli ülkelerinde olduğu gibi ne yazıkki ülkemizde de onarılamaz hasarlar bıakmışır.
Yanılmıyorsam, ülkemiz Avrupa kıtasında Norveç'ten sonra en büyük akarsu gücüne sahip olmasına karşın,su gücünün enerjiye dönüştürülmesinde Norveç su kaynaklarının %90'ını kullanırken,biz Türkiye olarak elimizdeki su gücünün yalnızca %30 larını değerlendirebildiğimiz mevcut koşullarda,birilerinin inatla ve ısrarla nükleer enerjiye yönelmeliyiz diye diretmesinin ne anlamı var? diye düşünmeden edemiyorum.
Sonuç; Çernobil'de risk gerçekleşti....Değer miydi?
Teşekkürler KORBALA..
Nükleer enerji ve reaktör kapasitesi nükleer bomba üretebilmek için gereklidir. Askeri açıdan vaz geçilemez bir unsurdur . Bunun yanında bakım ve işletim maliyetleri cok düşüktür .
Kapalı devre nükleer raktöründen çıkan gaz sadece su buharıdır . Hiç bir tehlikesi yoktur. Tek sorun işlenmiş uranyumun nerde saklanacağıdır . Işımasını binlerce yıl koruyan madde tehlike yaratmaktadır. İşlenmiş uranyumun TC karayollarında taşınacak olması büyük trajedi .)))
Ama her şeyin bir riski var ... Güçlü bir ülke kaynakları bakımından kendişne yetebilmelidir . En performanslı enerjide reaktörle üretilir. Kışın ortasında Rus votkayı cok kacırırda dogal gazı keserse ne yapacağız , stogumuz bi hafta yetmiyor ... Elektirik gider , ısınma gider ..... Ekonomi , yaşam biter ülkede ...
Hayat toz pembe değil , her şeyin bir bedeli var ...
Bunun yanında akarsulara baraj yapınca tüm ortadoğu susuz kalacak , o zaman savaşlar çıkacak ...
Elinizde nükleer tehdit unsuru varsa , dayı derler size .. Su an elimizde 90'lı yıllarda hibe edilen anımsadığım kadarı ile 41 adet civarında F-16 dan atılabilen herbiri 170 kilotonluk ayarlanabilen (360 k-tonluk versıyonlarıda var ) termonükleer B-61 bomba var , Hirosimaya atılan Şişko oğlanın 21 kiloton ve Nagazakiye atılan küçük oğlaın 15 kiloton olduğunu düşünürseniz ciddi bir güçtür.
Başlamışken durmak olmaz , bir de geliştirme aşamasında olan nükleer fizyon var . Bu ise manyetik alanlar kullanarak atomları parcalamak yerine sıkıştırıp enerji üretme tekniğine dayanır . Biz daha nükleer reaktör teknolojisini kullanmazken Amerikada 16 yaşında bir çocuk garajlarında fizyon makinesi yapmış ve ödül aldı .)) Millet uzaya çıkmayı bırak erdiler bir hala adım atamıyoruz ..
Rail gun , coil gun , tesla coil ve mikrodalga teknolojisi üzerinde çalışmalar yapıyorlar aştılar biz hala kıçımızın üzerinde oturuyoruz ... .)
Dayayın nükleer santrali Hakkari'ye kimsede zarar veremez ona orda ... :) Atıklarıda gömeriz K.Irak dağlarına .....Herşey için bundan güzel çözüm olamaz ....
Yürü be Barbaros iyi gidiyorsun. Kim tutar seni :)
TurgayAlan
28-11-2006, 11:49
Nükleer enerji ve reaktör kapasitesi nükleer bomba üretebilmek için gereklidir. ..
Sevgili KTM,ne yapacaksınız o bombayı!
1-...Kapalı devre nükleer raktöründen çıkan gaz sadece su buharıdır . Hiç bir tehlikesi yoktur.
2- Tek sorun işlenmiş uranyumun nerde saklanacağıdır .
3- İşlenmiş uranyumun TC karayollarında taşınacak olması büyük trajedi .)))
Sevgili KTM,
1-Elbette bizi kaygılandıran çıkan su buharı değil, çıkması/sızması muhtemel,yüksek tahribata sahip radyasyondur.
2-Tek sorun atıkların bırakılacağı yer değil,yarılanma ömrü yüzyılları bulabilen nükleer curufların, bırakıldığı yerdeki tüm canlıların ve doğanın yaşamına son vermesidir.
3-Atıklar yalnızca Türkiye için değil,tüm insanlık için trajedidir.Ayrıca,
Yukarıda savunduğunuz görüşler bir şaka değil, gerçekten sizin reel görüşleriniz ise,bu konuda sizinle kesinlikle herhangi bir uzlaşı noktasında buluşamayacağımızı, ancak ve yalnızca görüşlerinize saygı gösterebileceğimi önemle arz ederim.
Sağlıcakla kalınız..
Sayın Kapadokya ,
Görüşler tabiki farklıdır , benımde sizin görüşlerinize saygın sonsuz ..
Ama duman dedektörlerinin içinde bile radyoaktif materyal olduğunu söylersem dalga geçtiğimi düşünürsünüz ama var malesef .))
Nükleer enerji teknolojisi kullanılsada kullanılmasada bir merdivendir, yeni teknolojileri kullanmak ve üretmek için bu şarttır.
Nasıl iyileşmek için gamma ışınıyla röngen çektiriyorsak buda vatanımızın gelişmesi ve kendi kendine yetebilmesi için ödememiz gereken bir bedel.
Bunun yanında Gap projesi Guneydogunun kalkınması ıcın yapılmıstır yanlız baraj kurmak GAP ta oldugu gibi topraktaki tuz oranını yükseltmiş ve toprag tarım yapılamaz hale getırmıstır. Bu konuda dikkatinizi çekerim .
Nükleer bir deniz altının ceviz büyüklüğünde bir yakıtla servis önrünğ geçirdiğini düşünürseniz , elde edilen enerji yanında sorumluluklarının maliyeti olmadığı açıktır.
Petroden sonraki en değerli enerji kaynağı olan Bor'un %80 i ülkemizde bulunmaktadır ama teknoloji hala gelişmemiş ve atıkların ne olacağı belli değildir .
Trafik kazasından ölenlerin sayısı Nükleer felaketlerden olenlerin sayısından binlerce kat fazladır.
Baraj kurulmasıyla değişen iklim sartlarından (kuraklık,sel vs) ölenlerin sayısı nükleer felaketlerden ölenlerin sayısından fazladır.
Hem biz Türk'üz radyasyon bize bişey apmaz heheheeh :)
metincetin
29-11-2006, 10:55
dostlarım inanın yediyiniz ictiyiniz cogu gıda ve iceceklerde zehir
Evet Metin abi haklı , şu dayanıklı yiyecek malzemelerinin içine konan E330 Sitrik asit bile kanserojen .. Tabiki eski çağlarda ortalama insan ömrünün 26 yıl olduğu düşünülürse (savaşlar,hastalıklar vs ) , şu an cok uzun yaşıyoruz , ama yakında nükleer reaktörlerden diilde ,yediğimiz seylerden fazladan bir parmakta çıkar .))
Yaww sigara içiyoruz ötesi berisimi var .) Bide zararsız diye puro içenler var eheheh kim kandırmışsa onları :)
Çernobil reaktör kazası
Çernobil reaktör kazası, 20. yüzyılın ilk büyük nükleer kazası.
Ukrayna'nın Kiev kenti yakınlarındaki Çernobil Nükleer Güç Reaktörünün 4.ünitesinde 26 Nisan 1986 günü erken saatlerde meydana gelen nükleer kaza sonrasında atmosfere büyük miktarda fisyon ürünleri salındığı 30 Nisan 1986 günü tüm dünya tarafından öğrenildi.
Kazanın Sebebi
1972’de Ukrayna’daki (O dönem Sovyet Rusya’nın bir parçasıydı) Kiev’in 140 km kuzeyinde kurulan Çernobil Nükleer Santralı’nda ortaya çıkan kazaya, her biri 1.000 megavat (mW) gücünde dört reaktördeki tasarım hataları ile reaktörlerden birinde güvenlik sisteminin devre dışı bırakıldığı bir sırada deney yapılması yol açtı.
Deneyin yapılacağı 25 Nisan 1986’da önce reaktörün gücü yarıya düşürüldü, ardından da acil soğutma sistemi ile deney sırasında reaktörün kapanmasını önlemek için tehlike anında çalışmaya başlayan güvenlik sistemi devre dışı bırakıldı.26 Nisan günü saat 01:00’i biraz geçe teknisyenler deneyin son hazırlıklarını tamamlamak üzere ek su pompalarını çalıştırdılar. Bunun sonucunda gücünün yüzde 7’siyle çalışmakta olan reaktörde buhar basıcı düştü ve buhar ayırma tamburlarındaki su düzeyi güvenlik sınırının altına indi.Normal olarak bu durumda reaktörün güvenlik sistemine ulaşması gereken sinyaller de teknisyenler tarafından engellendi. Su düzeyini yükseltmek için buhar sistemine daha fazla su aktarıldı ve saat 01:23’de deneyin fiilen başlatılması için koşulların oluştuğuna karar verildi. Deneyin amacı, reaktörün çalışması ansızın durdurulduğunda, buhar tirbünlerinin daha ne kadar süre çalışmayı sürdüreceklerini ve böylece ne kadar süre acil güvenlik sistemine güç sağlayabileceklerini öğrenmekti. Geri kalan öteki acil güvenlik sinyali bağlantılarını da kestikten sonra türbinlere giden buhar akışı durduruldu. Bunun sonucunda dolaşım pompaları ve reaktörün soğutma sistemi yavaşladı. Yakıt kanallarında ani bir ısı yükselmesi görüldü ve yapım özellikleri nedeniyle reaktör tümüyle denetimden çıkmış oldu. Tehlikeyi farkeden teknisyenler reaktörün durdurulmasını sağlamak amacıyla bütün denetim çubuklarını derhal sisteme sokmaya karar verdiler. Ama aşırı derecede ısınmış bulunan reaktörlerde saat 01:24’te yani deneye başlanmasından bir dakika sonra iki patlama oldu. Bu patlamanın ayrıntıları tam olarak bilinememekle birlikte, denetim dışı bir çekirdek tepkimesinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.Üç saniye içinde rektörün gücü %7’den %50’ye fırladı. Yakıt parçacıklarının soğutma suyuyla karşılaşması, suyun bir anda buhara dönüşmesine yol açtı. Oluşan aşırı buhar basıncı reaktörün ve santral binasının tepesini uçurdu. Reaktördeki zirkonyum ve grafitin yüksek sıcaklıktaki buharla karşılaşması sonucu oluşan hidrojen yanarak bütün santralı ateşler içinde bıraktı.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/1/1b/Chernobyl_Disaster.jpg
Kazanın Etkileri
Nükleer kalıntıların ürettiği radyoaktif bulut patlamadan sonra tüm Avrupa üzerine yayılmış ve Çernobil'den yaklaşık 1100 km uzaklıktaki İsveç Formsmark Nükleer Reaktöründe çalışan 27 kişinin elbiselerinde radyoaktif parçacıklara rastlanmış ve yapılan araştırmada İsveç'teki reaktörün değil Çernobil'den gelen parçacıklar olduğu tespit edilmiştir.
Aynı şekilde İngiltere'nin Galler bölgesinde kazadan iki hafta sonra saptanan yüksek radyoaktif nedeniyle yeşil alanlara koyun ve sığırların girişi engellenmiştir.
Araştırmalarda ilk yıl doz açısından en fazla Avrupa ülkesi Bulgaristan olarak belirlenmiş. Sıralama açısından ise şemada yer alan ülkeler doz sırasına göre şu şekilde sıralanmıştır:
Bulgaristan
Avusturya
Yunanistan
Romanya
Finlandiya
Yugoslavya
Çekoslavakya
İtalya
İsviçre
Polonya
USSR
Macaristan
Norveç
Demokratik Alman Cumhuriyeti
Türkiye
İsveç
Federal Almanya
İrlanda
Lüksemburg
İsrail
Kıbrıs
Fransa
Hollanda
Belçika
Danimarka
İngiltere
Suriye
Çin
Japonya
İspanya
Hindistan
Portekiz
ABD
Kanada
Çernobil'in Türkiye Üzerindeki Etkileri
Çernobil Nükleer reaktöründeki patlamanın sonucunda çevre ülkelere yayılan radyoaktif parçacıkların büyüklüğü ve etkileri üzerine kazanın üzerinden geçen yıllarda ciddi bilimsel araştırmalar ne yazık ki yapılmamış ve radyasyon seviyesini gösteren sayısal değerler açıklanmamış olduğundan patlamanın hemen sonrasında Türkiye üzerindeki etkilerle ilgili yeterli veriye ulaşmayı imkansızlaştırmıştır. [2] Bu verilerin yokluğu sebebiyle yanda görülen çizim de dahil olmak üzere çizilen haritalarda Türkiye hiçbir şekilde bu patlamadan etkilenmemiş gibi görünebilmektedir. Ancak Çernobil'in Avrupa üzerindeki etkilerini gösteren harita ve çizelgeler radyoaktif serpintinin çok geniş bir alanda yayıldığı ve Avrupa'daki pek çok ülkeyi doğrudan etkilediğini gösterdiği gibi ülkedeki Kanser vakalarının artışından da Çernobil'in sorumlu olduğuna dair şüpheler hâlâ devam etmektedir.
Türk Tabipler Birliği'nin ilk baskısı Nisan 2006'da yapılan "Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye'de Kanser" başlıklı raporunda Çernobil ile sadece Karadeniz bölgesindeki Kanser vakaları arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. Raporda Çernobil'deki patlama sonrasında oluşan radyoaktif bulutların 3 Mayıs 1986 Cumartesi günü Trakya'ya, 4-5 Mayıs günleri Batı Karadeniz'e, 6 Mayıs günü Çankırı üzerinden Sivas'a, 7-9 Mayıs tarihlerin Trabzon-Hopa'ya ulaştığı 10 gün sonra da tüm Türkiye'ye radyoaktif parçacıkların yayıldığı belirtilmektedir. Yine raporda hatırlatıldığı üzere dönemin yetkililerin Çernobil'in Türkiye'de üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı şeklindeki açıklamalarına karşılık radyoaktif değeri 600 Bq/kg’ın altında olduğu belirtilen ve İngiltere’ye ihraç edilen fındık İngiltere tarafından geri gönderilmiştir.
http://ntvmsnbc.com/news/244608.jpg
Kaynak : Vikipedi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Çernobil_reaktör_kazası)
Güzel bilgi teşekkür ederiz Yücel :)
TurgayAlan
10-12-2006, 01:31
Hepinizden çok özür dilerim ,bu topici çok çabuk tükettiğimiz inancı ile yeniden güncelleme ihtiyacı duydum..
Özellikle yucel kardeşimizin yapıştırdığı metin ve uydu fotoğraflarından sonra dehşete düşmemek neredeyse imkansız..
AykutErda
10-12-2006, 02:32
Dostlar;
Son on yılda Türkiye'de görülen kanser sıklığı(özellikle Lösemi) , diğer on yıllara göre daha fazladır ve bunda Çernobil Faciası'nın mutlak rolü büyüktür.
Ama dünyada büyük devletim savında olan hiçbir devlet teknolojiden kaçamaz..Kaçmıyorlar da zaten..
Faciaların çözümleri başka yerlerdedir lakin konumuz enduro olduğu için daha fazla uzatmak istemem..
metincetin
10-12-2006, 11:53
sayın deyerli kardeşlerim sizlerin yediyiniz ictiyiniz her şey vücuda zararlıdır
ha dogal olanlar haric
bunlarıda ankaradaki yarışta görevli olan doktorlar iyibilir
İçimizden bir çernobil kurbanının anısına "Kazım KOYUNCU"
_OtYMjD2AZI
DW94Pxf0Zzo
vBulletin v4.1.7, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.